A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | HER ŞEY TIKIRINDA...

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/30/2526" target="_blank" class="twitter">twitter

HER ŞEY TIKIRINDA...


Murat MRT Seçkin
Yazlardan nefret ediyorum sevgili kedim. Sıcak, sinsi bir hayvan gibi derimden içeriye doğru usulca sızıyor. Beynim önce jöle sonra çorba kıvamına gelip kulağımdan akmaya başlıyor. En az iki ayı adımı bile unutacak hale gelerek yaşıyorum. Lüzumsuz bir sinirin üstüne meze niyetine odaklanma problemini de ekleyince her şey daha da çekilmez oluyor. Üstelik para yok, tatil yok... e bir de koltukta uzanmış seninle konuşurken bir yandan da televizyonda fondan bez bebek gibi bir dizinin sesleri bana eşlik ediyor. Sanırım zaten en baştan her türlü acıyı çekmeyi hak ediyorum.... sevgili kedim.
Tüm bu sıkıntılı hayatım içerisinde bir de utanmadan tüm anaakım medya haberlerini takip ederek içime bin kat daha sıkıntı ekiyorum. Cahilliğin ötesinin sefillik olduğunu anlamamız aslında çok zaman almadı. Suskunluk ve tembellik en okumuş, yetişmiş, gezip görmüş insan ile en kenarda, altta kalmış insanı bizim yıllarca uğraşıp başaramadığımız eşitliğe getirmeyi başarıyor. Neymiş o eşitlik sevgili kediciğim... tepkisizlik, nötr olma durumu yani bir nevi insan olma halini yitirip, beş yıldır evin antresinde duran, nereden geldiğini bile unuttuğumuz ve hiç temizlemediğimiz kilim olma durumu. Hepimiz o kilimin eriyip giden püskülleri olarak hayatımıza devam etmek için şeref sözü vermiş gibiyiz.
Adamın biri isyan ediyor “Valla beni yargılarsanız intihar ederim...” ...eee, et o zaman, bunca zamandan sonra, bunca sefillikten sonra yargılasan ne olur yargılamasan ne. Öbürü bunları demokrasi adına yaptığını iddia ediyor... zaten sorun burada ya, bana neden hiç samimi gelmiyor o demokrasi aşkı... o demokrasi aşkı ile yanıp tutuşanları protesto eden metalci gençler, sadece bir el hareketi yüzünden içeriye alınıyor... ama zaten üç beş zibidi, önemli mi ki... kediciğim... (valla satanist olabilirler aslında)
Güvenliğimizden sorumlu olan insanlar, zaten medyanın elinde CSI ISTANBUL dizisine dönmüş bir cinayeti, daha da popüler bir hale getirerek, hatta “aman canım onlarda sahip çıksalarmış” gibi yan komşunun dedikodusu muhabbetine çevirerek mesleki ve sosyal bilincin yepyeni kapılarını araladılar... sağolsunlar kediciğim, el birliği ile adam öldürmeyi istatistik ve heyecanlı bir olay haline getirdik. Rutin hayatımızda bu sayede futbol dışında başka muhabbetler dönebiliyor artık.
Bu arada senin kısırlaştırma ameliyatı için istihareye yattım sevgili kediciğim. Tüm gece tavana, tavanda koşuşturan sineklere baka baka derin bir transa girdim. Birden bire gözümün önünde beliren Houston haritası ile kafama dank etti. Bizim jenerasyondakilerin kafasında Houston-By Pass-Özal üçlemesi önemli bir yer kaplar... Tamam dedim bize Houston uyar... Cleveland biraz uzak kaçar. Yarın annemlerden parayı alıp ameliyatı yaptırırız... Nasıl olsa para bol... Ha bir de her gün likid yumurta içmekte fayda var... sesleri açmak için...
Sevgili kediciğim; kargamecmua ile yakından ilgilenen arkadaşlar lüzumsuz bir paniğe kapılmışlar. İhmal ile ilgili birşeyler yazalım, yazdıralım arkadaşlara diye. Lütfen sakin olun, problem yok. Bakın ben bir büyüğünüz olarak söyleyeyim. 17 Ağustos sonrası memlekete yapılan tüm iç ve dış yardımlar sayesinde bırakın İstanbul’u tüm memleket depreme yüzde binyediyüz dayanıklı hale gelmiştir. Afet bilinci yerli yerindedir. Çarpık yapılaşmanın en önemli kalelerinden olan Sulukule’nin istimlakı, boğaza nazır devlet okullarının satışı ile tehlike arzeden tüm yapılar elden çıkarılmıştır. Rakınızı yudumlayıp göbeğinizi çalkalarken o çarpık çurpuk binalar kafanıza yıkılsa daha mı iyi olurdu. 2010 kültür başkentinde tarihi diye üç tane beton, tuğla karışımı binaya onca para dökmeye gerek var mı. Yap Kadıköy’un burnunun üstüne otuz katlı oteli, görsün batılılar modern ile oryantalin karışımını... ağızlarından salyalar aksın.
Bu arada bebek bezi reklamlarında çocukların oynaması, araba reklamlarında otomobil gözükmesi, rakı reklamında balık olmasının yasaklanması gibi bir girişim olabilirse çok memnun olacağım. Kültürü reklama, kapitalizme malzeme etmek ne kadar manasız... değil mi kediciğim?
Bak pisicik uzadıkça uzayan bu serbest konuşmayı, derin bir öğle uykusuna dalamadan noktalamakl istiyorum. Geçenlerde evde otururken arkadaşlara şöyle bir soru sordum; “Eee harçlara zam gelmiş ne yapacaksınız?”... o an anladım ki ben ne salak bir insanmışım. Neden bir şey yapmaları gerekiyor ki, onları ilgilendirmiyor. Onlar özel okullarında bursları veya paraları ile okuyan arkadaşlar, neden böyle lüzumsuz bir sorunla kendilerini üzsünler ki. Hem her şeyi devletten beklememek lazım değil mi?.. Özür dileyerek ve düşüncesizliğimin verdiği yüz kızaıklığı ile yatağıma kaçtım... henüz yasaklanmadı ama ne olur olmaz birileri ihbar eder diye sigaramı balkonda tüttürdüm... sonra uykuya daldım...
Rahat olun arkadaşlar, her şey tıkırında... dert edecek, önlem alınacak bir şey yok... oturun bir bira için... benden...
 

 

info@kargamecmua.org