A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Pina Bausch’un ardından beceriksiz bir saygı duruşu

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/30/2519" target="_blank" class="twitter">twitter

Pina Bausch’un ardından beceriksiz bir saygı duruşu


Raife Polat
İlk önce Michael Jackson’ın ölüm haberini aldım telefonla. Arayan arkadaşım acayip şaşırmış ve üzülmüştü bu haber karşısında. Ben de şaşırdım önce, ama sonra normal geldi bu ölüm haberi bana malum nedenlerden dolayı. O kadar etkilenmediğimi görünce, “sen Esbjörn Svensson’un ölümüne daha çok üzüldün,” dedi. Evet, tabii ki daha çok üzülmüştüm. Çünkü, Michael Jackson, kuşağımın nasıl doğduğuna, parladığına ve çöktüğüne tanık olduğu, müzik sahnesi için çok önemli bir figür sadece benim için. Oysa Esbjörn Svensson’un yapıtları heyecan vericiydi, merak uyandırıcıydı. Konserleri uçurucuydu benim için. O nedenle bu dünyada olmadığı fikri hala inandırıcılıktan uzak geliyor bana. O güzel müziğini her dinlediğimde derinden bir hüzün kaplıyor içimi ve özlüyorum konserlerini. Gerçek bir kayıp hayatımda.
 
Tıpkı Pina Bausch gibi. İşin garibi Pina Bausch’un ölüm haberini de aynı arkadaşımdan aldım. “Felaket habercisi” gibi oldu benim için, “bu kez sen de çok üzüleceksin ama,” dedi haberi verirken...
Şimdi bu yazıyı yazmaya çalışırken zorlanıyorum, çünkü zor bir şey insanın çok değer verdiği, hayatına anlam kattığını düşündüğü birini kaybetmesi. Sonra da bu kaybın ardından O’nu yazmaya çalışması. Ben talip oldum bu yazıyı yazmaya, sızlanmamam gerekiyor, ama şimdi neredeyse anlamsız geliyor yazmak. Klişe birkaç sözün ötesinde ne yazabilirim ki! Şurda doğdu, burda dans etti, ilk koreografisi şuydu bilgisine istediğiniz yerden ulaşabilirsiniz zaten. Bir görev yazısı oldu bu sanki. Benim ve kargamecmua’nın bir saygı duruşu. Ve ben saygıda kusur etmek istemiyorum, size karşı da etmek istemiyorum. Birkaç küçük söz söyleyip çekileceğim huzurlarınızdan o nedenle.
 
İlk olarak, adını bile duymamış olanlarınız varsa aranızda, yazın bir kenara ve mutlaka tanık olmaya çalışın Pina Bausch’un yaratıcılığına bir şekilde. Sahne en süperi ama en azından bir kaydını yakalayın!
Ne rahat söylüyorum bunu değil mi? Çok şanslıyım çünkü. İstanbul’a uğrayan üç eşsiz yapıtı da izleyebildim: Cam Temizleyicisi, Masurca Fogo ve Nefes. Masurca Fogo’yu iki kez izledim hatta ve Nefes de hayran olduğu İstanbul içindi. Böyle bir yaratıcılık, yoğunluk ve sıcak, doğrudan etki -başka türlü tanımlayamayacağım, yaşamsallık diyebilirim belki- daha önce hiç görmemiştim. Nutkum tutuldu. Çarpıldım resmen. “Çarpıldık” demeliyim daha doğrusu. Üç-beş istisna dışında salondaki herkes için geçerliydi çünkü bu. Hatta O’nun yapıtlarını izleyen büyük sanatçılar için bile. Pedro Almodovar, Wim Wenders gibi...
 
Tanztheater Wuppertal, Pina Bausch’un bize bıraktığı 40 küsur yapıtı yıllar yıllar boyunca sahnelemeye devam edecek ve eminim ki, yıllar sonra bile tazeliğini yitirmeyecek bu yapıtlar. Gelecek kuşaklar da tıpkı bizim gibi heyecanla, hayretle izleyecek ve etkisinden kurtulamayacaklar. Çünkü, bambaşka bir pencereden bakacaklar kadın-erkek ilişkilerine, insanlık hallerine, dünya hallerine... Oturdukları yerden hiç kalkmak istemeyecekler, bu uzuuun hikâyeler anlık bir seyir gibi gelecek onlara. Bu anlatılan diyar nasıl bir diyarsa onlar da parçası olmak isteyecekler. Acayip şanslı ve mutlu hissedecekler kendilerini orada oldukları için. İzledikleri bu olağanüstü koreografiler bağımlılık yapacak. Ve Pina Bausch’un eşsiz yaratıcılığının izlerini sürecekler ömür boyu. Minnettar kalacaklar O’na, yaşamlarına dokunduğu için...