A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Mecmua Halleri

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/23/3557" target="_blank" class="twitter">twitter

Mecmua Halleri


TayfunPolat
1 yıl daha devirdik. Ne acayipmiş. Mecmua gelmeden önceki o geyikler, nasıl olacak toplantıları, ilk sayının hiç istediğimize benzemeyen bir şey olsa da çıkmış olması, sonra her ay bir tane daha… Şimdi geldiğimiz noktadan bakınca tuhaf geliyor. Geçen yıl da bir değerlendirme yazısı yazmıştım zorla. Bu sayı dosya konusu durum olunca, yine bir baskı oldu böyle bir yazı yazmam için. Madem öyle…
 
Bir yılın daha sonuna geldiğimiz kargamecmua, geçen yıl bu zamanlarda inceden belli etmeye çalıştığı ama beceremediği tavrını ve derdini ortaya koyduğunu söyleyebiliyoruz öncelikle. Ocak sayısında son kez birlikte mecmua yaptığımız Koray Korol’dan sonra macintosh’un başına geçen Peri Demirbaş, doğal olarak bir yıllık bir birikim ve tasarım geleneğini evirmeye başladı. Hemen olmadı ama geldiğimiz noktada daha yalın ve kolay okunabilen bir tasarım çizgisini oturtmayı başardık. Artık kimse okuyamadığı sayfalardan bahsetmiyor. Hatta mecmua toplantılarında saatlerce konuşulan tasarım konusunda son aylarda kimse bir şey söyleme gereği duymuyor. Bu da bir gösterge herhalde. Bu noktada tüm bakışlar Peri’ye döner. Gülümsemeler, türlü jestler, takdir ifadeleri. Kolay değil Utkan, Yenal ve Tayfun gibi üç zebaniyle uğraşmak.
 
Ve tabii bu senenin esas gelişimi mecmua kadrosunun genişlemesi, sadece Tayfun ve Koray’ın kasıldığı ve durmadan arkaya adam kaçırdığı bir kadrodan 4’lü savunmaya geçmek. Mayıs sayısından beri Utkan Çınar ve Yenal Yergün kadrolu olarak aramızdalar. Arada mevkileri değişti durdu ama artık her şeyle uğraşması gereken insan sayısı daha fazla. Hele Utkan’ın son sayılarda gösterdiği performansa bakınca adamı anahtar oyuncu olarak oynatmak lazım (Bakışlar esprisinin tekrarı). Adamın Karga kabininin de vazgeçilmez elemanlarından biri olması aslında işinin ne kadar zor olduğunu da gösteriyor. Hem Bahadır’la hem de benle uğraşmak. Daha doğrusu sürekli uğraşabileceğimiz, elimizin altında bir kardeş olmak. Yaman iş. Yenal kokosunun ince işçiliği ve sökükleri toparlamasının öneminden ayrıca dem vurmak gerek. Karga gecelerinin bir numaralı dansçısı, dansetmedeki istikrarını mecmuaya da yansıttı. Ağır, nahif, mühim. Herkese koko demiyoruz sonuçta. Ve tabii Bahadır Dilbaz’ın durumu var. Mecmuanın hep yanında durması, bizimle düşünmesi. Oya Yalçın’ı da eklemek gerek bu birarada duruşa.
 
Mecmuaya yazarak, çizerek, fotoğraf çekerek, tasarlayarak ya da fikir vererek katkıda bulunanların sayısı 100’ü çoktan aştı. Zaten esas mühim mesele bu. Bir grup Kadıköylü’nün birikmişi ve olanı paylaşma ihtiyacından doğan kargamecmua artık İstanbul’a hatta Eskişehir, İzmir ve Ankara’ya mâl oldu. Web sitesi sayesinde başka illerden de izlenebiliyor. Doğru bildiğini yapma sürekliliği -yapılan iş, sadece yapanlar tarafından doğru olduğu sanılmayıp nesneyi eline alanlar tarafından da- farkedilince, toparlanıyor insanlar. Her ay yeni birileri katıldı aramıza. Katılma niyeti olup da katılamayanlar da var. Her sayıda sayımız arttı. Her gelen ayrı bir renk kattı. Niyet belliydi. Dert ortak oldu. Kafa yoran, emek veren çoğaldıkça biz de hiç kaybetmediğimiz “yapma” isteğimizi arttırdık.
 
Bu yıl künyede isimlerini “yeniler” bölümünde okuduğunuz katılımcıları hatırlarsak: Açık Dergi’den bünyeye dahil olan İlksen Mavituna, korku sayısındaki desteğiyle Extramücadele, Ankara kadrosuna eklenen Emrah Özesen, İtalyalardan dönsün artık dediğimiz reggae adamı Da-Frogg, A.K. Müzik’in ecesi, müzik ortamlarının cimcimesi Eray Aytimur, KargART kontenjanından Evren Erbatur, bu yıl Made in Europe ile adını belleten İnan Temelkuran, video alemlerinin kuryesi Irmak Arkman, mecmuanın en genci Yiğit Yazgı, senenin en üretken katılımcılarından Kerem Erol, Peri’nin mecmuaya kattığı ilk çizer Ceyda Bulat, aslında hep bizimle olan ama ilk defa Şubat sayısında yazan Orçun Türkay, yine Karga’dan hiç çıkmazken Şubat’ta yazmaya başlayan Saffet Sözen, Karga hallerini çizmeye başlayan Ali Yüce, bize Bağdat Caddesi’nin simitçi düşünürünü tanıtan Seçil Yersel, Pozitif insan Tolga Dizmen, eğlenceli yazılarını artık iyice özlediğimiz Övünç Üster, sen gelmez oldun Pınar Deniz, zihni çenesinden bile çok çalışan puşt ahali yaratıcısı Zafer Yalçınpınar, illüstratör kadrosuna hacim sağlayan Can Özal ve Senta Urgan, ahir zaman büyücüsü Yeşim Tezgören, ağırlıklı müzik sayfalarımıza yeni bir isim olarak Tuna Pase, zor zaman çizeri Burç Pulathaneli, en dikkat çeken kapak ödülü adayı Zeynep Atalay, usta çizer Galip Tekin, video insanı ama kalem de erbabı Sedat Türkantoz, hep destek Ercüment Usluer, bize peri hediye eden Ümit Çakmur, fotoğraf ve çizimleriyle Burcu Aydın, elbet yazısını da basacağımız Berna Bulat, Kargaşa 8 Sergisi’nden topluca iltica eden Ali Çelik, Aysun Öner, Baran Tokmakoğlu, Başar Coşkun, Burhan Ersan, Çağla Cömert, Deniz Yalçınkaya, Erdal Kuruzu, Ozan Dayan Özoğlu, Özlem Uzun, Pınar Partanaz, Sevim Patır, Yasemin Erdin, kargaşa geçince de kalan Tuba Çakır, Mustafa Elveren ve Lale Altunel, mecmuanın yükselen değeri Kerem Oğuz, Kabak yazısıyla Kağan İşmen, mecmuanın bence gelmiş geçmiş en komik yazısını yazan Cüneyt Bolak, Kadıköy’den fena işler çıkartmaya devam eden New Media Theory Group, metin yazarı, arkeolog ve artık mecmua kişisi Eda Çizioğlu, alternatif rock deyince dönüp bir bakmak gereken Levent Celepçi, tanısanız ismini hakkettiğini göreceğiniz muhtemelen, en dikkat çeken kapak ödülünün diğer adayı Esra Yalçın, Ankara kadrosuna en son katılan Ebru Voyvoda, Karga’nın basılı tüm materyallerinde çözüm ortağımızken artık yazmaya da başlayan Cem Bak, sanat kuramına girdiğimizde İnsel İnal, kasım ayı kargasının sahibi Zeynep Atınç, Utkan’ın arıza versiyonu Viktor Pilatan, yılın son dönemecinde üretkenliğiyle Bahar Kümbetli, tekrar aramızda görmekten mutluluk duyacağımız Murat Beşer, yazı ve fotoğraflarıyla bundan sonra da desteğini göreceğiniz Yılmaz Başar Babür, keza aynı yönde katkılarıyla Can Su Boğuşlu, sabaha doğru attığı ve yazdığını bile hatırlamadığı yazılarıyla Deha Zor ve son olarak beraber daha çok iş yapacağımıza inandığımız Hira Doğrul.
 
İşin güzel tarafı bu saydığımız isimlerin çok büyük bir kısmı kendiliğinden katıldı aramıza. Yazı sipariş etmedik. “Ben ne yapabilirim?” diye geldiler. Ya da “Ben şöyle bir şey düşündüm…” diyerek. Ve birlikte yapmaya devam ettik sonrasında.
 
Bu arada geçen seneden kayıplara karışanların yanında her zaman yanımızda olmaya devam eden birkaç ismi özellikle anmak gerekir. Başladığından beri eksiksiz her sayıda yer alan Zekeriya S. Şen, son zamanlarda kaytarsa da Deniz Koloğlu, en acil durum fotoğrafçımız Nurgül Polat, tadından yenmez ifadeleriyle Sarp Keskiner, sadece mecmua değil KargART için de düşünen Serdar Kökçeoğlu, başımızın belası Pertev Emre Taştaban, fikir annesi Raife Polat, ne yazacağı her ay merak edilen Osman Kaytazoğlu, can simidi Murat MRT Seçkin, kafasının bir köşesinde her daim yer aldığımız Ömer İpek, isterse olmasın Özer Bal, istikrarlarıyla ve hep beraber düşündüğümüz için övgüyü hakediyorlar.
 
Geride bıraktığımız 2008 sayılarına bakınca dosya konuları öne çıkıyor tabii. Bu anlamda “İtidal” sayısını yaparken kendimizi bir şey sandığımızı ve o sayıyı çok beğendiğimizi belirtmek isterim. Kapağını da. Ama en dikkat çeken kapak ödülü almayacağı kesin. Sonra “Bağımlılık” dosyasını yaparken çok eğlendik. Bir de “Ev Yapımı” sayısı var tabii, eğlenceli. Sonlardaki dosya konusuz kasım sayısı da farklı bir deneyim oldu. Dosya konusu yönlendirmesi olmadan yazıların arasına ölümün sızması, tam da ardı arkası kesilmeyen ölümlerle uğraşırken.
 
Bize gelen tepkiler arasında fazlalığıyla dikkat çeken ortak bir yorum “ne güzel t.şşak geçiyorsunuz her şeyle”. Aslında bu yorum hâlâ bir şeyleri yanlış yaptığımızı gösteriyor. Evet, bir sürü şeyle dalga geçtiğimiz oldu. Eğlendik de çokça. Ama başından beri mecmuaya her katılmak isteyen kişiye söylediğimizi burada tekrar etmek istersek; “Biz kişisel yazılar arıyoruz. İçsel değil, kişisel. Taraf tutan. Mevzu ne olursa olsun meseleye bir taraftan bakan.” O taraf zaman zaman ironik ya da sarkastik bir dil seçmiş olabilir. Ama bizim derdimiz dalga geçmek olmadı hiçbir zaman. Herhangi bir konuyla ilgili farklı görüşleri bir araya getirmeye çalıştık dosya yaparken. Dosya konusu harici yazılarda da kişisel görüşler ve beğeniler aradık. Karga’nın müzikal ve sanatsal birikimi üzerine mecmuayı oluşturan yüzküsür kişi nelerle ilgileniyorsa, neler düşünüyorsa bunlar yer aldı sayfalarda. Aslında, her sayıda sayımızın artması ve t.şşak geçtiğimizi düşünenlerden daha fazla katılımcımızın olması bir ölçü. Zaman gösterecektir neyi ölçtüğünü de.
 
Bir tek yazı başımızı ağrıttı. Saffet’in “Yeldeğirmeni Notları 2”si. “Bu yazıyı nasıl basarsınız?” denilen tek yazı. Basmadan önce en çok ve aslında tek tartıştığımız yazı aynı zamanda. Dolayısıyla nasıl basarsınız sorusunun cevabı var. Ve olur.
 
Soz söz isimsiz kahramanlara olsun öyleyse. Mecmuanın çıkmasının, hâlâ da çıkacak olmasının iki nedeni var. Birincisi Karga’nın desteği. Dolayısıyla önce tüm Karga çalışanlarının emeği, sonra Karga’nın sahiplerinin tavrı. İkincisi her gün sayısı katlanan okuyucularımızın talebi, her yeni sayıyı sormaları, merakla beklemeleri. Geçen sene bir aralar cam şişelere notlar yazıp denize bırakma gibi bir benzetme kullanılmıştı. Galiba ben demiştim öyle bir şey. Muhtemelen sarhoşken demişimdir. Her neyse, bu senenin sonunda bildiğimiz bir şey var, yüzlerce mekâna bıraktığımız ve kimlerin eline ulaştığını hâlâ tam olarak bilemediğimiz (geri dönmüyorsunuz ki…) her sayının okunduğunu biliyoruz. Hatta baskı sayımız olan 5.000’den daha fazla kişi tarafından. Demek ki…
 
yapmaya devam.
tayfunpolat@hotmail.com