A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | DUPAIN

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/23/3555" target="_blank" class="twitter">twitter

DUPAIN


hira d.
Netkemirgeni
Aklım erdiğimden beri, demek ki en az bi 17-18 yıldır acayip bir iştahla dünyanın dört bir yanından müzikler dinlemekteyim. Batıdan çıkma hemen her türün en ucubik gruplarından Tanzanya’sına, Bali Adalarından Hint klasik musikisine. Âlemlerde gezdim, hülyalara daldım, huzurlarda yüzdüm, öfkelerde patladım. Ama şimdiye dek kıskandığım, imrendiğim, ulan şu grupta çalmak, şu müziği yapmak isterdim be, dediğim iki grup çıktı karşıma. Biri 10 yıl kadar önceydi, ayrı bi kafadaydım, GOD adlı gruptu, Possession albümleri burada kaset olarak da çıktıydı. Bir ayakları cazda diğeri hardcore’da, çığlık çığlığa bir vokal, höyküren sakslarla istisnai bir vecd haliydi. Diğeriyle 7-8 ay önce müşerref oldum, Dupain diye Fransız bir grup. Kafayı takmış durumdayım. Her dinleyişim ayrı bir büyülenme. Hal böyleyken, bu yazı bayağı öznel bir beğeni/takıntı üzerine olacak.
Dupain “ekmek” demek, aş hadisesi yani, şakası yok. Grup ‘90’ların sonlarında Marsilya’da, şarkıcı Samuel Karpienia ile grubun alametifarikası hurdy gurdy’i çalan Pierre Laurent Bertolino tarafından kurulmuş. Şimdi bu üç unsuru da açmak gerekiyor gruba yaklaşmak üzere. *) Marsilya demek Fransa’nın güneyi demek. Ülkenin belki de en eski şehri, bir liman kenti, asırlardır Akdeniz ticaretinin göbeğinde yer almaklığıyla hayli karmaşık, köklü bir kültüre sahip. Korsika’ya Paris’ten daha yakın, Kuzey Afrika’yla her daim içli dışlı olmuş. Grup çıkış noktası olarak kendine bölgenin yerel halk şarkılarını, 19. yüzyıl işçi şarkılarını almış. Böylece Paris merkezli kültürel cendereye manalı bir nanik çekilmekte. Beri yandan her şarkılarına Kuzey Afrika müziklerinin o vecd hali sinmiş durumda. *) Sam Karpienia şarkıların çoğunu Occitan dilinde söylüyor; kökü Roma devrine dayalı, halen güney Fransa, İtalya’da Occitan Vadileri ve İspanya’da Katalonya’da yer yer konuşulan bir dil. Züppe Fransızcaya nazaran daha halk işi, daha kıvrak. *) Hurdy Gurdy’e gelince; kökeni Orta Çağ’a dayanan bu yerel çalgı, viyolamsı gövdeli, 3 ya da 5 telli bir alet. Özelliği baş kısmındaki kolun çevrilerek çalınması, böylece süreklilik sağlayan, gaydayı andıran bir ses elde ediliyor ki, telliden ziyade üflemeli bir alet gibi tınlıyor. Bu unsurlara döngüsel, sarmalsı vurmalılar, hayli serbest bırakılmış, geveze bir mandolin, bazen yayla bazen parmakla çalınan, kıvrak mı kıvrak, ses yelpazesinin hiçbir köşesini ihmal etmeyen bir bas ve de (son albümleri hariç) altta varla yok arası elektronik dokunuşlar monte edilince, işte karşınızda Dupain.
Üç albümleri var: 2000 tarihli L’Usina; 2002’deki Carmina ve 2005’te patlattıkları Les Vivants. İlk ikisi birbirine daha yakın duruyor; genelde orta tempo, hurdy gurdy’nin parça boyunca aynı temayı döndürüp durduğu, üzerine mandolinin kâh İspanyol gitarını kâh Arap udunu andıran ezgileri geçtiği, altta kıpır kıpır basın yuvarlanıp gittiği, vurmalıların insanı kuştüyü yorganlar gibi içine çeken girdapsı ritmleri iç içe soktuğu bir müzik. Üzerine de Sam’in yumuşacık, her tonun hakkını veren, şiir dolu sesi. Kaba saba, güya öfkeli rock vokalleriyle işi yok onun; çıkışı delikanlı azgınlığı değil çünkü, derdi var, acısı var. Bağrı yanık. Üçüncü albümleri ise bayağı bıçkın. Genel itibariyle daha cilalı bir prodüksiyon ve günümüz Fransız rockımsı-rapimsi gruplarına hafiften göz kırpan bir sound hakim. Ama, neyse ki sadece hafiften göz süzmüşler. Çok daha vurucu, klişeleşerek gücünü çoktan yitirmiş rock’ın, rap’in bayağı 4/4’lük ritmleri yerine insanı cidden sallayıp yuvarlayan, döndüren, aklını başından alan vuruşlar, tefler, darbukalar. Mandolin bu sefer daha elektro gitara yakın; vokal artık siyasi bir mitingin megafonlu konuşmacılarının coşkusunda, veriyor gazı, ama ezilenlerden biri olduğunu hiç unutmadan.
Niye bu kadar taktım bu gruba, niye tüylerimi ürpertiyorlar? Bi kere, sağlam yerel köklere dayanmakla birlikte, Dupain etnik bir müzik yapıyor değil. Etnik hassasiyetlere sahip yepyeni bir tını yaratmışlar. Modernleştirme adına işi dans ettirmeye, eğlenceye vurmamışlar. İnsanın dalağına, böğrüne işleyen şarkılar bunlar. Asırların birikimi olan o şiiri, içtenliği çok sıkı kollamışlar. Etnik müziklerin güdüklüğü ise bol katmanlı, iç içe geçen karmaşık tınılarla pekiştirilmiş. Ve de yerel şarkılarda (bence) hep eksik kalan, ağlaklıkla geçiştirilen öfke, gerilim şarkılara inceden yedirilmiş. Lakin sanırım beni en çok vuran, grubun yılan oynatıcılarınınkini andıran, hipnotize edici soundu ile Sam’in asla feryat figana kaçmayan, ağıtsı, halk ozanı vokali arasındaki muhabbet oldu. Kıvrak ağıt. Kişisel zaafım buymuş anladım, esrik, aklı kaçırtıp ruhun başını döndüren ritmlerin üzerine, yalın ama hiç basit olmayan ezgiler ve başı dik ama yüreği yanık bir ses. Daha ne diyeyim.
 
Resmi siteleri: www.dupainweb.com (fransızca)
 

 

hazbazz@yahoo.com.tr