A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Akıl hastanesi günlüğü 3

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/23/3547" target="_blank" class="twitter">twitter

Akıl hastanesi günlüğü 3


Viktor Pilatan
Yaşta, başta veya saçta

Yazdıklarıma bakıp delilerden anladığım ve onlarla konuşmam gerektiği önyargısını çıkardıkları zamanlarda buna çok kızmıyordum. Sadece içimden mızmızlanıyordum. Ne kadar delilik yıllar boyunca sanat çevrelerinde artı puan olarak gösterilse de benim yaşadığım yerde yabancılaştırmanın, ötekileştirmenin en rahat yapıldığı durum. Sosyal Darwinizm çarklarının ezmekte hiç sakınca görmediği bir vaziyet. Gerçek olanlarından bahsediyorum. Çünkü o kadar çok taklidini yapanlar var ki.. Bu suçu da kadınların üzerine atacağım ama yapmıyorum. “Girl Interrupted” filminde vardır ya deli kızlar. Yemez işte o! Neyse aslında “Kim gerçek deli?” artık eskimiş bir soru sanki.
Asıl konumuza gelirsek, Sapanca’daydım sağlıklı zamanlarımda bir gün. Hava soğuk, etraf boştu. Daha doğrusu kale direğinin önüne boşaltım vazifesini gerçekleştiren inek dışında boştu. Tek isteğimiz onu sahanın içinden çıkarıp top oynabilmekti. Uzun süre ikna olmadı. Tam gidiyor derken de tam kalenin önüne o büyük “şeyi” bırakıverdi. Siz hala insanları daha zeki zannedin. Neyse. Sapanca’da olma nedenim o gözlere iyi gelen yeşil maddeden alıp, makarnanın sosuna katmaktı. Ayrıca şömine yakma ve orada yemek pişirme konusunda hayatımda gördüğüm en yetenekli insandan feyz alacaktım. Sadece iki kanal çeken bir TV de konsantrasyonumuzu bozmayacaktı, diye umuyordum ki zaten asıl konumuz olan durum gibi, çok garip Türkiyeli şovmen programlarına da maruz kaldım.(Hatta bilenler bilir; o ünlü şovmen hakkında bestelediğim, ki sözlerinden dolayı hiç bir zaman yayınlanamayacak olan (Sisyphus kafası), hit şarkının da çıkış mekanıdır orası.)
Soğuktan şöminenin yanında oturmak zorunda kaldığım bir gece yarısı sonrası TV’de, pek de sevilmeyen bir kadın programında hepimizin sevdiği Mustafa Topaloğlu’nu seyretmekteydim. Bu yüzden bana kızabilrsiniz ama gençtim. Hiç olmazsa o cips reklamlarındaki gerzeklerden değildim. Pata pata pata! Gayet standart bir kadın programı sularından ilerken, sunucu oradaki portatif mutfakta yemek pişiren kişinin yanındaydı. Topaloğu ise bir telefonla başbaşaydı. Telefondaki kadın ki sesinden 50 yaş civarı (bak hala!) olduğu hissedilen kişi, Topaloğlu’nu övdükten sonra ona yaşını sorma gafletinde bulundu. Ve ipler koptu.
Topaloğlu beklenmedik bir sinirle “Sana ne benim yaşımdan kardeşim!?” cevabını verdi.” Program sunucusu ve yemek yapan kadının gafil avlanmış surat ifadeleri daha güzel bir sanat eseriydi ama çok doğaçlama. Topaloğlu’nun ardından gelen “Kimse kimseye yaşını sormasın kardeşim!” repliği bütün şovu çaldı. O dönem gençliğin de verdiği hezeyanlarla bu olayı çok garip ve gülünç bulmuş, toplumdaki Topaloğlu algısına yakın tepkiler vermiştim. Ziggy Stardust’tan beri en gerçekçi uzaylı olma algısından bahsediyorum.
Şimdi ise aslında ne kadar doğru bir felsefe (ki uzaylıdan önce “Felsefe Yapma”* isimli şarkısıyla tanınan bir filozoftu bu abimiz) olduğunun idrakına varmış durumdayım. Evet! Kimse kimseye yaşını sormasın kardeşim!. Nereye gitsem aynı terane. Kimle konuşsam ya da tanık olsam, sohbetin en güzel yerinde bütün havayı bozan bir soru. İtiraf edin öyle. Ne farkeder ki yaş? Aklın orda olmadığı söylenmiş zaten önceden. Hala neden bir sınıflandırma gereği içinde ki. 50 sene tamamen kendine söyleneni yapmış, kafasını kaldırıp, kapı aralığından bakmamış bir insan, yaşını öne sürerek senden üstün olduğunu gösterme çabası içine girince, gösterilecek en sağlıklı tepki değil midir bu? “Korkaklar için yaşına uygun davranma rehberi” gibi bir ismi olan kişisel gelişim kitabını yazsaydım zamanında. Çok para kazanırdım. Canım istemedi.
Konformist yaşama uyum sağlama yeteneği pek gelişmiş zavallıların kendini aklama, üstün görme çabasıdır bu. Bilmezler ki dışarıdan çok da belli oluyor. Sadece bu yüzden gözüne deodorant sıktığım (pssst) kadın, benim bir ay hücrede kalmamı sağlamıştı. Hala da pişman değilim hayatımın en anlamlı ayı idi. Ben size diyim en güzel yaş 17’dir. Ne yaparsan yap o yaştaki adamın kafasını hissedemezsin. O yüzden eğer 17 değilsen sormayacaksın, söylemeyeceksin. 30’una, 40’ına gelmiş; hala ne yapıyor olursan ol. 17 yaş duruşunu ne kadar koruyabilrsen hayatında; o zaman bir anlamı olur.
Sözlerimi bu ay da burada bitirirken derim ki; hepimiz aynı yaştayız. Dünya kaç yaşındaysa…Hep de aynı yaşta olacağız. Ne az ne fazla...Kocaman avizeler….
 
*aklın varsa kendine sakla
felsefe yapma
kimi doğru kimi yanlış
kafana takma , kafana takma
 
herkes bir yol tutturmuş
kendine göre
kimi doğru kimi yanlış
bundan bana ne, bundan bana ne
 
o filozof-ay, go filozof-ay
o-filozof-ay, oy filozof ay
kendihayat@gmail.com