A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | MAKİNENİN GÜLDÜĞÜ TİYATRO

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/23/3541" target="_blank" class="twitter">twitter

MAKİNENİN GÜLDÜĞÜ TİYATRO


Kerem Erol

Aslında geçmişi olsa da bizim hayatımıza gireli çok olmadı. Önceleri canlı stüdyo seyircisinin, sonra da teybin güldüğü, bir koltıuk eytrafındaki hazır cevap insanların çok spesifik karakter yapılarının veya başlarına gelen pek de geçici olmayan bir olayın üzerinden senaryonun yürüdüğü televizyon tiyatroları sit-comlar. Cheers ile başlar, Seinfeld ve Frasier ile devam eder. 2000’ler ise Ricky Gervais’indir. Kahkaha sesi ortadan kalkar, deneysellik başlar. Yüzlercesi yapılır. Pek azı tutar. 4. 5. sezonu oynayan ise efsane yoluna girer. Madem dosya konumuz da durum bu ay, arkadaşımız Kerem Erol da bu araların revaçta dizisi(aman diyim köpekbalığını atlatması* yakın duruyor) The Office’in patronu Michael Scott ile bir röportaj gerçekleştirdi; nasıl oluyor da oluyoru, durum raporunu aldı.

 
 
İyi Yöneticinin Sırları
Dunder Mifflin Paper Company Bölge Müdürü Michael Scott ile ropörtaj
 
KE – Selam…
DS – Selam, ben Dwight Schrute, Dunder Mifflin Satış Temsilcisi, nasıl yardımcı olabilirim?
KE – Ben Bay Scott ile görüşecektim…
DS – Ne konuda olduğunu sorabilir miyim?
KE – Tabiî ki.. Ben Kargamecmua’dan arıyorum. Kendisi ile ufak bir röportaj yapacaktım. Yazışmıştık ve bugün bu saatlerde arayacağımı belirtmiştim…
DS – Bay Scott… Michael şu anda önemli bir tele konferans görüşmesinde. Ben asistanıyım. Her türlü soruyu bana da yöneltebilirsiniz. Bu “röportaj” ne hakkındaydı?
KE – Eee… Başarılı bir yönetici olmak için gerekenler… Siz satış temsilcisiyim dememiş miydiniz?
DS – İkisi birden. Yönetici asistanı ne demektir bilir misiniz? Ben ikinci kaptanım, kaptan güvertede gezinirken gemiyi ben yüzdürürüm, görünmeyen kahraman, arka plandaki insan… Ben sağ kolum… ve sol kol… Michael bensiz burayı asla çekip çeviremez…
KE – Eminim öyledir… Ama kendisiyle konuşmak zorundayım. O benimle görüşmeyi kabul etmişken benim sizinle röportaj yapmam kabalık olur, anlıyorsunuz değil mi?
 
Birkaç saniye sessizlik…
 
KE – Dwight… Sana Dwight diyebilir miyim? Bay Scott tele konferanstaysa belki sonra arasam daha iyi olacak…
 
Yine sessizlik…
 
KE – Dwight!?
DS – Ben Dwight…
KE – Sonra arasam?
DS – Dinle ukala çocuk! Seni Bay Scott’a bağlıyorum. Ne biliyor musun? Sana faydalı hiçbir şey söylemeyecek. Ve sen tekrar benimle konuşmak için yalvaracaksın!
KE – Bakın lütfen… Gerçekten üzgünüm ama kendisiyle konuşacağıma söz verdim…
 
Bekleme müziği, telefon tekrar açıldı…
 
KE – Bay Scott?
DS – Ben Dwight… İyi satıcılığın sırları ile ilgili bir yazı daha ilgi çekici olmaz mı sizce? Sonuçta her şirkette bir iki yönetici ama düzinelerce satış temsilcisi…
KE – Hadi ama!
 
Yine bekleme müziği…
 
MS – Michael Scott! Konuş benimle!
KE – Bay Scott, ben Kerem, dergi röportajı için…
MS – Ah evet dergi… Türkiye’den… Aramanızı bekliyordum ben de…
KE – Asistanınız tele konferans görüşmesinde olduğunuzu söylemişti, aslına bakarsanız epeydir de onunla…
MS – Tele konferans görüşmesi evet… İki Filipinli güzelle… Sır tutabilir misin? Messenger… Bu kızlar çok iyi…
KE – Çok güzel… Önemli bir şey bölmedim umarım…
MS – Kesinlikle… Hayır… Hahahaa… Söyler misin bana Kerem, nasıl bir dergi çıkarıyorsunuz? Sektörel… İş dünyası… Finans…
KE – Aslında biz sanat ve yaşam kültürü üzerine demeyi tercih ediyoruz…
MS – Ah sanat… Evet sanat… Ben bir sanat aşığıyım… Sanat üzerine konuşmak ister misin?
KE – Çok isterdim ama dergiye iş dünyası ile ilgili bir sayfa koymak istiyoruz, cidden…
MS – Dinle… Kapak için sana fotoğrafımı gönderebilirim… Nasıl bir şey istersin, masamda? Ayakta? Mayolu? Hahahaaa
KE – Bay Scott, dergimiz her ay bir konuyu inceler aslında, genellikle kapak da o konuyla ilgili olur…
MS – İlginç… Bu ayın konusu nedir o zaman?
KE – Eee… Durum… Ama yöneticilikle ilgili şöyle bir sorum olacaktı benim size…
MS – Durum… Neyin durumu?
KE – Kesin bir şeyin değil aslında… Farklı açılardan… Dünyanın durumu, ülkemizin durumu, kötü bir durumda kalmak gibi…
MS – Farklı açılar evet… Anladım… Farklı açılar gereklidir…
KE – Kesinlikle… Sorum şöyle… Başarılı bir yönetici olduğunuzu…
MS – Kerem… Beni duyabiliyor musun?
KE – Eee… Evet!?
MS – Peki ya şimdi?
KE – Sesiniz daha uzaktan geliyor ama evet, duyabiliyorum…
MS – Görüyorsun, bu telefonda bir düğme keşfettim… Buna basınca ahizeyi kapatıp konuşabiliyorum. Böylece hem seninle konuşup hem de küçük Michael’la ilgilenebiliyorum! Hahahaaa anlıyor musun? Eller serbest hahahaa!
KE – !?!?!?
MS – Afedersin… Bunu söylememem gerekirdi… Yani sesini tahrik edici bulduğumu düşünme sakın… Yani demek istediğim güzel bir sesin var aslında… Ama ben kadınları severim… Siz nasığ diyoğsunuz… Lö balkon…
KE – Biz Fransızca konuşmayız aslında ama anlıyorum… Bakın Bay Scott… Sizinle konuşmaktan zevk almadığımı düşünmeyin ama konuyu çok dağıttık… Yöneticilik hakkında…
MS – Ama ben dünyanın durumuyla ilgili konuşmayı çok isterdim… Kutuplarda başlayan küresel ısınma…
KE – Editörlerimin benden böyle bir şey beklemediğine oldukça eminim…
MS – Derginizi kâğıda mı basıyorsunuz? Biliyorsunuz her yıl binlerce ağaç…
KE – Siz bir kâğıt şirketinin bölge müdürüsünüz! Bay Scott lütfen…
MS – Tamam dostum… Yöneticilik sırlarını istiyorsun demek… Alacaksın da merak etme… Ama durum… Durum… Durum… Durum komedilerini sever misin?
KE – Bazılarını… Seinfeld… Curb Your Enthusiasm…
MS – Hiç duymadım… Bak… Bir şirkette yönetici olmak, bir durum komedisinde başrol oynamaya benzer…
KE – Yine duruma bağladınız yani…
MS – Kesinlikle… Durum komedilerinde biri kapıdan çıkarken mutlaka bir başkası içeri girer. Benim odam da, her yöneticinin odası da tıpkı böyledir… Aynı başroldeki adam gibi her soruya anında zekice bir cevap vermelidir yönetici… Bir personelini azarlasa bile bunu esprili bir dille yapmalıdır… Tabii yönetici kendi satırını söyledikten sonra arkadan bir gülme efekti gelmez… Aslında gelseydi de çok iyi olurdu… Kahkaha sesi çıkaran bir aleti nerede bulabilirim biliyor musun?
KE – Hiçbir fikrim yok…
MS – Neyse… Bir işyerinde çalışmak demek hep aynı binanın aynı katında hatta aynı odada olmak demektir. İşyeri bizim sitcom (Y.N. situation comedy) sahnemizdir… Bir mesai gününde burada her türlü sorun çıkar, kargaşa, kavgalar, yanlış anlamalar yaşanır… Ama günün sonunda her şey çözülmüş olmalıdır… Yöneticinin bir iş günü bir sitcom bölümünden ibarettir…
KE – Çok ilginç… Bay Scott, vakit ayırdığınız için teşekkür ederim…
MS – Daha bitirmedim yalnız… Yöneticinin kendi kendini eğitmesi…
KE – Hayır hayır… Bu kadar yeterli gerçekten… Zaten yerimiz kısıtlı…
MS – Tamam… Tamam o zaman… Tamam… Derginiz çıktığı zaman bir kopya göndermeniz mümkün mü?
KE – Elimden geleni yaparım… Web sayfamızda var… Bir ay geriden…
MS – Çok güzel… Acaba gönderdiğiniz kopyada beni kapağa koymanız…
KE – İmkânsız!
MS – Anlıyorum… Hey! Dergiyle birlikte bana bir bumerang gönderebilir misiniz? Hep bir bumerangım olsun istemişimdir…
KE – Kapatmak zorundayım…
 
Kapat… Yeniden tuşla…
 
KE – Selam… Dwight…
 

* Jumping The Shark: Bir süredir süren bir dizinin en popüler olduğu zamandan düşüşe doğru geçmesi.  

keremerol@hotmail.com