A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | -Zihnimdeki Baloncuklar- “Duygudurum”

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/23/3535" target="_blank" class="twitter">twitter
Berna Bulat

-Zihnimdeki Baloncuklar- “Duygudurum”


Tuba Çakır
Soğuk bir kasım sabahının dondurduğu parmak, kendisiyle yaşıt, babadan kalma, bir deklanşörün üzerindedir ve göz, boğazda ne işe yaradığını bilmediği, iki “varil”den birinin üzerine –ısınmak istercesine- sıkışık düzen üşüşmüş martıları izler, yaşını ele verecek kadar puslu vizörün ardından.. Martılardan biri, diğerlerinden sıyrılmış ve izin vermiştir sonsuzluğa uzattığı kanatlarında şarkılar söyleyerek dansetmesine rüzgarın. Her bir adımla yükselir zevkin çığlığı.. Zihin, aslında reddettiği ancak kendisini sevdiğini söyleyenlerin yönlendirdiği, bu yolculuğa neden çıktığını sorguladıkça içine gömüldüğü zifiri karanlıktan kaçarcasına sığınır çığlıklara bürünmüş melodiye; karşı kıyıya ulaşıncaya kadar.. Kulak sığınağa teslim oldukça silinir her şey.. Gökyüzü kalır.. ve deniz.. ve martı.. ve kanatlarda danseden rüzgâr.. Deklanşörün üzerindeki parmak hareket edemez ve göz, üçüncü elden izlediği filmi, her bir sahnesini süzdüğü tek bir fotoğraf karesinde yerleştirir, zihnin bir köşede sakladığı en değerli albüme, özenle..
Bayan, inmeniz gerekiyor!” diyen ses, tüm sorularıyla birlikte geri getirir gerçekliği. Ter kokulu bir otobüs yolculuğunun ardından beyaza boyanmış, inanmadığı bir dünyanın kapısından içeri girer ayak. Mavi çerçeveli bir gözlüğün arkasında kendisini izleyen psikiyatri bilimi abidesinin önündeki beyaz, deri kanepeye uzanırken zihin, göz, kulak, parmak, ayak; kabarık tüylü, beyaz bir kedi ortalıkta dolanmaktadır… Yirmi1 yıldır kendisini vareden koşulları, bir saate sığdırarak anlamaya çalışan kes-yapıştır sorulara -kendisinden beklenildiği gibi- on1 haneli bir barkoda yakışır yanıtlar verir, koltuğun üzerindeki beden. Uzay boşluğuna bırakılan her bir yanıt, büyük çarkın masabaşındaki dişlisinde bir koda denk gelir ve elde edilen tüm kodlar ilgili olduğu duygudurumuna göre kategorize edilerek ‘X-Y’nin gerilimli kolları arasında yolunu bulmaya çalışan eğri’ye rehberlik eder. Göz, yanıbaşında bulunan sehpanın üzerindeki rengârenk, geometrik biçimli, ahşap objelere ilişir; kendini tutamaz parmak ve kırmızı küpe uzanıp tek hamlede yerleştirir kare sehpanın köşesine. Mavi çerçeveli gözlüğün ardındaki, sinyali alır ve “simetrimani” yönünde bir adım daha ilerletir eğri’yi.
1 saat dolmuştur. Kendine özgü her bir zihinsel durumu, genelin ortalama algıları üzerinden referansla, çözümlerken istatistikî bir veri olmaktan öteye götürmeyen bir duygudurum grafiği daha henüz tamamlanmış, tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır. Beyaza boyalı dünyanın çıkışında, inanmadığı bir masalın içinde üstlendiği rolü başarıyla gerçekleştirmiş olmanın üzerine yapıştırdığı sahteliğin yarattığı huzursuzlukla, elindeki fotoğrafa bakmaktadır zihin; yılların –eşit uzaklıkla- sıralandığı X ve deneyimi simgeleyen Y; kalın ve siyahtır, genel ortalamaya göre “normal” olan duygudurumuna merhaba diyememiş eğri; kırmızı, şehir; gri… Ve, sonsuzluğa uzattığı kanatlarında rüzgarın şarkılar söyleyerek dansettiği martının gelip kırmızı eğri’nin üzerine konduğu an; mavi çerçeveli gözlüğün ardındakinin aynı soruları, bir başka zihne, yeniden sormaya başladığı dakikalardır; ve o esnada, kendisinden medet uman kuramlı eylemsizliğin ağzına bir parmak bal sürme görevini yüklediği kabarık tüylü, beyaz kedi deri kanepenin altında uyuklamaktadır…

 

tuubacakir@yahoo.com