A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | kılavuzu karga olanın

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/18/3098" target="_blank" class="twitter">twitter

YAYIN

“Türkiye Sen Kimsin?” Cevap verecek olan var mı? Kolay kolay toparlanamıyor değil mi, buna verilecek yanıt. Oysa denilecek şey çok elbette. Gündüz Vassaf da düşmüş bu yanıtın peşine. Aslında çoktandır peşinde ya, bu kez derlemiş toplamış yoğurmuş, İletişim’in fırınından çıkarmış izleğinin izdüşümünü. Bir fikir denizine açılmak ve kafasındaki (olası) soruların cevaplarını Gündüz Vassaf’ın teknesinden dikizlemek isteyenler, aradıklarını fazlasıyla bulacaklar.
Vaktiyle 6:45’in yayınladığı (sekiz sene olmuş) Leonard “Guru” Cohen (“guru”yu ben uydurdum ama yakıştı) imzası taşıyan “Görkemli Kaybedenler,” yenilenerek tekrar basıldı. Babanın akıllara zarar bir projesi var bu sene. 73 yaşına bakmadan kalkıp dünya turu atacakmış. Aslında Avrupa turu demek daha doğru ya. (Üstelik bize en yakın olacağı nokta İtalya.) Neyse, kitap tanıtıyorduk... Artık piyasada bulunmayan 2000 baskısının peşinde dolaşanlar biraz rahatlasın. 2008 çıktı.


SİNEMA

 Batman efsanesi sürüyor. Tim Burton’la harika bir başlangıç yapan seri, Christopher Nolan ve Christian Bale ile sürüyor. 6. Film The Dark Knight bu yazın herhlade en çok beklenen devam filmi. Christian Bale’e Batman Begins’den farklı yorumlar olsa da, fragmanlardan gördüğümüz kadarıyla bu senenin en erken ölümlerinden Heath Ledger’ın “Joker” (kelime anlamıyla değil) performansı filmi görmek için yetiyor ve de artıyor. Gary Oldman, Michael Caine ve Morgan Freeman gibi ağır toplar da rollerini korumuşlar.
 Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapan “Margot at the Wedding” (evet öyle tınlıyor ama tarihi film değil) yazın efektsiz film seyretmek isteyenler için uygun bir alternatif. “The Squid and The Whale”de iyi iş çıkaran Noam Baumbach bu kez Nicole Kidman, Jennifer Jason Leigh ve Jack Black’ı bir araya getiriyor. Sakin bir Amerikan Bağımsızı kokusu yayan filmi, hiç olmadı jenerasyonun en önemli aktrislerinden Jennifer Leigh için izleyin.
Tembellik edip vakitlice biletini almayarak festival sırasında kaçırdığıma hayıflandığım bir film: Marc Caro’dan “Dante 01.” O sıra kendimizi nasıl olsa vizyona girer diye teselli etmemiz boşa gitmedi neyse. Jean-Pierre Jeunet ile ortaya çıkardıkları “ Şarküteri” ve “Kayıp Çocuklar Şehri” gibi harikaların ardından, Caro’nun bu ilk solo uçuşu distopik bilimkurgunun doruklarında gezmeyi aklına koymuş gibi.


KONSER

Bu aralar müziklerinin işkence olarak kullanılmasından hoşnut birilerinin Türkiye’ye gelmesini hoş karşılamasak da, bu isim Metallica olunca diyecek bir şey kalmıyor. Uzunca zamandır farklı sorunlarla boğuşan ve eski günlerini aratan ama sonuçta Türkiye’de müzikleriyle marka olan Metallica’yı bir jenerasyonun daha görebilecek olmasına sevinirken, biletin harçlığa rest çektirmesi ağzı bozduruyor. 27 Temmuz, Ali Sami Yen.
 Metal Tanrıları geliyor! İlk albümünü 1974’te yayınlayan kaç grup hâlâ yoluna devam ediyor söyler misiniz?(Tamam Stones’u koyun kenara.) Judas Priest’ın, daha geçen ay çıkardıkları “Nostradamus”dan yepisyeni şarkıları ilk kez geldikleri İstanbul’da dinleme ve (Kuruçeşme Arena’da ne kadar olursa artık) alabildiğine azma şansını kaçırmayın deriz. Yeni albüm tanıtımı falan tamam ama, Rob abiyi bi “Breaking The Law” patlatmadan bırakmayız. 13 Temmuz’u yazın kenara.


ALBÜM

Ne mutlu bize ki adamımız hiç boş durmuyor. Bonnie “Prince” Billy 2006’daki “The Letting Go”dan sonra bir iki albüme konuk oldu ve bu yıl önce “Wilding In The West” isimli konser albümüyle karşımıza çıktı ve şimdi de herhalde “I See a Darkness”tan beri en özgün işiyle, hatta kariyerinin doruk noktalarından biri diyebileceğimiz “Lie Down In The Light”la karşımızda. “The Letting Go”daki Dawn McCarthy’nin yerini Ashley Weber almış ve Billy’nin sesi hiç olmadığı kadar gür. Diğerleri bir yerlerini yırtsınlar günümüzün en yetenekli şarkıyazarı o.
Bir dönem çıkan “The” ile başlayan gruplara karşı gereksiz bir alerji geliştirmişseniz, iyilerini de biraz geç farkedebiliyorsunuz. The Dodos’un Mart ayında yayınlanan “Visiter”ı da bu gruba giriyor. 2005’te Şarkıcı-gitarist Meric Long’un “Dodo Bird” isimli EP’siyle tohumları atılan grup, Long’un Logan Kroeber’le tanışmasıyla güzel yollara giriyor. Mart’ta çıkan bu 2. albümde onları belki Two Gallants’a hatta The White Stripes’a benzetmeye çalışacaksınız ama başarılı olamayacaksınız.
Türler-dışı müziğin süper yetenekleri Londra’lı The Chap de 3. albümünü arayı fazla soğutmadan yolladı. Müziklerine 2005’teki harika albüm “Ham” den aşina olanlar zaten onların farkında. The Chap “Mega Breakfast” ile yine sınır tanımıyor. Aynı zamanda öğretici deneyselliğe de mahal vermiyor. Bazen Can, bazen Jamie Lidell, bazen de Hot Chip duyuyorsunuz ama sanki rock grubu da gibiler. Sonuçta deneysel pop’un 2008’de bir zafer anına şahit oluyorsunuz.
Brooklyn civarından son 4 senedir çok başarılı bir adamın sesi duyuluyor. Tamamen mağaza sepetlerindeki ucuz CD’lerden alınan samplelarla kotardığı “Gone Ain’t Gone” ve yeraltı çevrelerinde bir efsane olan hiphop “Over The Counter Culture”dan sonra, bu kez enternasyonal country’nin saykodelyasında gezinen yeni albümü “Fair Ain’t Fair” ile karşımıza çıkan Tim Fite’dan bahsediyoruz. Yılın şu ana kadarki en merak edilesi albümü belki de. Bu adamın çok büyükler arasına girmesine az kaldı.


FESTİVAL
Bu yıl ikincisi düzenlenen Masstival’de yine birbirinden ama eskiden ünlü isimler 4-6 Temmuz arası Parkorman’a konuk oluyor. Brit Pop çılgınlığından yararlanmış Stereophonics, bukalemun Alanis Morrisette’in yanı sıra 80’lerin şöhretleri Whitesnake ve Def Leppard, bu festivali az yazda Masstival’in dikkat isteyen isimleri. Ayrıca popüler Türk gruplarının da sahne alacağı festivale yukarıdaki isimleri görünce heyecanlanıyorsanız gitmekte hiçbir sakınca yok. http://www.masstival.com/
Teknocular için her yaz bayram. Plaj arkaplanlı elektronik müzik festivallerinin yanında artık yerini iyice sağlamlaştıran Electronica, 11-12 Temmuz’da, her zamanki gibi camianın önemli isimlerini bir arada ağırlıyor. Özellikle Kruder & Dorfmesiter Soundsystem ilgi beklerken, fütursuz dans için Trentemoller, Tiga ve Etienne de Crecy de orada olacaklar. Eh Parkorman’da dans edilebildiğini de test ettiğimize göre… http://www.electronicafest.com
Her Temmuz’da olduğu gibi Uluslararası İstanbul Caz Festivali gene kapıda. Ama bu kez eli boş sanki. Sen ben bizim oğlan her zamanki gibi kadrodayken bu sefer tarzdışından Lenny Kravitz fena halde hayal kırıklığı. Rufus Wainwright içinse hadi bir şey demiyoruz. Yine de Raul Midon, Hancock, Veloso, Miller gibi ustalara hiç olmazsa çoluk çocuğu götürün, bir kulak temizliği yapsınlar. Eğer bir kızı etkilemek istiyorsanız, onu “Nina Simone Tribute”ye götürmek güzel bir seçim olabilir. Leonard Cohen ve Tom Waits düş kırıklığımız ise hâlâ devam ediyor. http://www.iksv.org/caz/


ETKİNLİK

Buna ihtiyacımız vardı. Onca film festivali yapılırken memlekette (arada özel bölümler ayırıp güzel örnekler gösterseler de) tamamen kendilerine ait bir etkinliğe ihtiyacı vardı belgeselcilerin. İlk kez düzenlenen ve gelenekselleşmesi hedeflenen DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri, 8-13 Temmuz tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi’nde dünya çapında ödüllere boğulmuş yapımları belgesel tutkunlarıyla buluşturmakla kalmayacak, belgeselcileri de birbirleriyle buluşturacak. Büyük usta Nick Fraser’ın da iki günlük bir “masterclass” uygulaması yapacağını özellikle vurgulayalım. Feyz almak isteyenlere.