A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Pony’yi seviyorum

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/18/3096" target="_blank" class="twitter">twitter

Pony’yi seviyorum


Osman Kaytazoğlu
Hareketli, hamarat ve titiz bir çoban köpeğinin beni her gördüğünde havladığı sıcak bir yaz mevsimine giriyoruz. Şimdi, bu köpek neden müzikten hoşlanıyor? Malını mülkünü seven adamlar gibi hem de, ağabeyimin İstanbul’dan getirdiği Pony marka radyoyu duyar duymaz kuyruğunu sallıyor. Alçak bir uyumsuz o. Salça kutularının dibini yalıyor. Sürekli aç. Hastalıkları dillere destan, paslı kutulardan kaptığı virüsleri kendini seven bütün köye yayıyor. Herkes o virüsleri Tanrının bir cezası, kocaya kaçıp babasını üzen bir kızın laneti sanıyor. Ben “git” diyorum ona. Gelip radyomu yalıyor. Saatim kaç? Radyoma parazit bulaştırma, haberler var. Ah, ah bunu şimdi gidip bir kızcanlının önünde söylesem ne aşağılanırdım değil mi: “Köpeğin salyasından radyom çekmiyor…” Muhittin bey “it” diyor ona. Askerde İngilizce bilen bir arkadaşı yapmış o espriyi, “itizadog”… Köyde bey mi olurmuş demiştim Muhittin Bey’e. Beyler, buraya geldiklerinde hemen tayin isteyen kravatlı lise mezunu tesadüfi öğretmenler için rezerv edilmiş bir hitap şekliydi. Bizim köyde tabii, yılların Muhittin’i Condoleezza Rice’la buluşmuş gibi İngilizce konuştuğunu sanıyordu. Muhittin Bey, köpekleri bile sevgiyle kucaklar ama insanlardan bir hello’sunu eksik eder. Zavallı Muhittin, Cuma’dan çıkanları birer birer gözden geçirir. Hepsinin ne kadar günahı affedildi, ne kadar sevap kazandı, hesaplar. Cennet cehennem borsası…
 
- Şu, ilk çıkan, sünnetleri kılmamıştır Allah bilir… Karısının gözü bende onun. Profesyonel bir alçak. Okulun müstahdeminin bir avuç tarlasından bir arşın daha çalmış diyorlar. O müstahdem de, durgun murgun, efendiliği tatsız ama bir gün cerekle bunu öldürmezse bana da Deli Muhittin demesinler.
 
- Salih, zavallı Salih, babasından kalan çorak tarladan gelip namaz kılıyor. Onca duaya rağmen toprak verimsiz. 30 kere her türlü hayvan bokunu döktü gübre niyetine ama topraktan çıt yok. Yulaf eker tüy gibi biter, biçemez. Nohut eker, kurtlanır... Tütün eker, sabah kalkıp toplayamaz. Zavallı Salih. İstanbul Hatırası’yla çekilen fotoğrafları var bunun... Hep ordaki gibi yorgun. Bu tarla seni yedi bitirdi oğlum.
 
- Şu kambur, Hamza’nın babası değil mi? Maalesef hacca gidemeden ölecek o. Fesat biri, sanırsın ki dünya onun, biz emanetçiyiz. Böyle rükua getirir Allah işte insanı. Kambur İbrahim, hey gidi hey. Yazık Hamza’ya. 5 kız çocuk yaptı ama yılda bir ton tütün toplayamıyor.
 
- Hüseyin amca, cenneti kendi vatanı sanıyor. Sözüm ona bir gün oraya dönecek. Sırat köprüsündeki yedek sualleri yanıtlamak için Cuma’dan sonra ekstraya kaldı yine. Bak yavaş yavaş çıkıyor ki imamın Cuma sonrası gözüne girsin. Hocayla hasbıhal, tanışıklık otursun belki bana öbür tarafta şefaat eder diye düşünüyor. Hacca gitse de orada kalsa. Eline kadın eli değmemiş, Cehennemin hararetli sıcağını canlandırmak için yazları soba yakıyor.
 
- İsmail, bu çocuk askerdeyken nasıl baba oldu? Var bu işte bir iş. Geçen sene Gücük ayında gitti bu yıl Kiraz’da geldi. Çocuk da Zemheri’de doğdu. Senin matematiğin iyidir. Arada 11 ay görüşmemiş bunlar. Nasıl oluyor? Bunun çocuğu piç, ben sana söyliyeyim...
 
Muhittin, saydı saydırdı. Şimdi kime kaç sevap verdin? Deli Muhittin, hadi bakalım. Obama’yı başkan yaparlar mı Muhittin? Ak Parti kapatılır mı? İran’a savaş açılır mı? Radiohead Türkiye’ye gelir mi? Radiohead Türkiye’ye gelirse Banu Güven’e konuk olur mu? Banu Güven soruları unutur mu dersin? Ne dersin sen Muhittin, Deli Muhittin?
 
- Ben unutulmuş bir insanım çocuğum, geceleri anlamsız saatlerde uyanmaktan, anında cezayı kesen güzel kızlarla gezmekten, revirde sızdığım günlerden geldim. Görünüş acaba bir yanı ısırıldığında da aynı görünüş mü? Elma’nın arkasını kurtlar kuşatmış, sen elmaya hep önden bakmışsan ne olur?
 
- Elma alma olur.
 
Yaşa! Madeni levha bükülebilir ama kolay kolay delinmez. Bilmem anlatabildim mi?
kaytaz@gmail.com