A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | ORTALAMAYA GERİ DÖNÜŞ ÇAĞRISI

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/18/3083" target="_blank" class="twitter">twitter

ORTALAMAYA GERİ DÖNÜŞ ÇAĞRISI


Zafer Yalçınpınar
Bundan birkaç ay önce çeşitli “müstahkem mevkiler” tarafından dile getirilen ve medyada geniş yer tutan şu “itidal çağrı”ları falan bizi öyle çok kızdırmış olacak ki, Karga’daki her buluşmamızda veya karşılaşmamızda “itidal” dalgasından (dubarasından) ve bu konuyu taife olarak ele almamız gerektiğinden sürekli bahsettik. Şimdi, madem çeşitli “müstahkem mevkiler” halka itidal çağrısında bulunmuş, ben de halk adına değil de şahsım adına, bu çağrıya bildiğim tek yöntemle yani “itidal hakkında yazarak” icabet göstereceğim.
 
Arapça kökenli olan “itidal” kelimesinin kapsama alanında “sağduyulu”, “ağırbaşlı”, “soğukkanlı” veya “ölçülü” gibi niteliklerin -belki de raconların- bulunduğu biliniyor. Fakat, bu söylemlerin içinde beni asıl ilgilendiren şey “ölçülülük” meselesidir. Ölçülü olmak, -her konuda, konumda ve şartta- ortalamaların etrafındaki genel ya da “normal!” dağılımdan, merkezden yani sürüden uzaklaşmamak (en azından diğerlerinden daha çok uzaklaşmamak) anlamına gelmektedir. Bu durum istatistik teorisinde, “standart sapma”nın yani “ortalamaya olan uzaklık”ın sayısal olarak küçük olmasına benzer. Bugün istatistikle ifade edilen her şey, ortalamalarla ve ortalamaya olan uzaklıkları temel alan “kıyaslama”larla anlam bulmaktadır.
 
Peki, itidal çağrısı (ortalamaya geri dönüş çağrısı) neden yapılır?
 
Ortalamaların etrafındaki dağılımın ve yaklaşımın içinde olmak bizi hem işlevsel hem de karakteristik olarak “tanımlanabilir” kılar. “Tanımlanabilir” olduğumuz anda, “tahmin edilebilir” ya da “modellenebilir” bir yapıdayız demektir. “Modellenebilir” olduğumuz kadar da “yönetilebilir” bir konumdayızdır. Durumumuz belirginleşmiş, hesabımız yapılmıştır. Yüksek mercilerin ya da işte yöneticilerin, ortalamalar etrafındaki dağılımdan sapma (ana eğilimden uzaklaşma) korkusunun nedeni “tanımlanabilir, tahmin edilebilir, yönetilebilir” dizgesindeki parçalanmadır.
 
Bununla birlikte, eğer sürüden ayrılan kitle yeterince ısrarlıysa genel ortalamayı da -önemli oranda- değiştirebilir bir güce sahiptir. Örneğin, 10 kişilik bir sınıftaki 10 öğrenciden 10’unun da matematik dersi notu “100 üzerinden 30” olsun. Hesaplarsak matematik dersinden alınan notların ortalamasının da “30” olduğunu görürüz. Fakat bu sınıftaki çocuklardan 2’si farklılaşırsa ve matematik dersinden “100” alırsa (yani sürüden ayrılırsa, uzaklaşırsa) sınıfın ortalaması birdenbire “44” seviyelerine çıkacaktır. Bu yükselme sınıf adına büyük bir başarıdır. Hepsi “30”luk olan çocuklar birden “44”lük olarak anılacaktır. Ancak, büyük olasılıkla, sınıfın değerini ve ortalamasını yükselten o iki “farklı” çocukla, diğerleri arasında çeşitli kavgalar yaşanacaktır. Kavga çıkmasın diyedir ki yöneticiler herkesi, her şeyi bir hizada ya da en azından ortalamaya yakın bir konumda isterler ve o iki farklı çocuğa müdahale edip “itidal çağrısı”nda bulunurlar. Diğer sekiz çocuğa ise ilişmezler, çünkü o sekiz çocuk “ortalama”yı oluşturmaktadır, belirlemektedir, ağırlıklıdır, çoğunluktadır. Kısacası, “itidal çağrısı” denen dalga dubara bir “düzeltme / düzleştirme / ütüleme” olgusudur. İtidal, ortalamaya geri dönüş çağrısıdır. Ayrıca, durağandır, insanları durağanlığa ardından da eylemsizliğe sevk eder.
 
Sonuçta, yazının başından beri söz ettiğim şeyleri kenara bırakıp tarihimize bir “başıbozuk” ya da “sivil” olarak düzünden bakarsanız, “itidal” ile “itaat” kelimeleri arasındaki benzerliğin sadece fonetik olmadığını fark edersiniz. Üzülürsünüz de.
 
Yani, hep beraber üzülürüz.
zaferyal@gmail.com