A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | ZEHİR AKAR IŞIKLI CAMDAN

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/18/3082" target="_blank" class="twitter">twitter

ZEHİR AKAR IŞIKLI CAMDAN


Murat MRT Seçkin
Oturup düşünüyorum... neden bu kadar zavallılaştık? Kendimizi, içimizi, uğruna çabaladığımız insani değerlerin hepsini bir kenara itip sığ, zavallı, boyun eğen, susan bir topluluk olup çıktık? Babil’in kurtarılmış bölgesinin kendine logo seçtiği on-off tuşuna basmadan kafamdan geçiyor bunlar. Zor değil açmazsın, seyretmezsin olur biter. Ama bu mantık sayesinde medya bir yılan inine, pislik çukuruna dönüşmedi mi? Keyifle televizyon izleme hakkımın elimden alınmış olması bir kenara, her katot ışını ile benliğimize zerk edilen kayıtsız şartsız itaat ve tüketme zehirinin dozajı gittikçe artıyor. Altı üstü uzaktan kumandanın on-off düğmesi, yorucu ve terli, bol nikotin kokulu ve mayalı bir iş gecesinin ertesi gününde salonumdaki fena şekilde rahatlatıcı koltuğuma oturup televizyon izlemek istiyorum... Bu kadar zor olmamalı.
 
Hayır aslında zor olmalı. İnsanlara bir şeyler vermekse amaç, zor ve uğraştırıcı, seçici olmalı. Sorun televizyonun açılması değil, o televizyona bakılan her saniyede belki de farkında olmadan boş bir tuzluğa dönüşmek. Tuzluk, doldurulmuş bir hayvan ya da yenmesine şikayet etme hakkı olmayan bir sebze. Sabahları evde annelerimize yaptıkları bu, öğlenleri berbat çocuk kuşaklarında kardeşlerimize yaptıkları, akşamları ana haber bültenlerinde önümüze attıkları çürük et bu.
 
Kadın kuşaklarında bizden istenen kadın olmamız için çok uğraşmamıza gerek yok. Türk gelenek ve görenekleri (?) ile ilgili yarısı turancılıkla bezenmiş, yarısına da din sosu katılmış bir kitap bulmanız yeterli. Kadın süslenir, dedikodu yapar, tüketir, göbek atar, ağlar, yemek yapar, rejim yapar, daha çok yemek yapar. İleriyi çok düşünmez, zevklerinde çok fazla estetik kaygı olmaz. Aldatılır ya da aşağılanırsa önce dönüp hatayı kendinde arar. Genç kızlarımızın hayattaki en önemli meselesi doğru adam ile doğru evliliktir. Herkes kendi "kociş"ini bulma yarışında başarılı olmak durumundadır. Evlenmeyen kadın zaten ya sorunludur ya da zavallıdır.
 
Aynı kuşakta erkekler tabii ki unutulmamalıdır. Fotoğraflarında photoshop cennetine yeni kapılar açan, televizyonda ise öyle görünebilmek için nasıl bir CGI tekniğini kullandığını bulamadığım Sada ablamız milletimizin kadınlarının yeni yol göstericisi (şimdilerde popülerliği biraz düşmüş olsa da) erkeklerimizin de kadın kullanma kılavzunun baş yazarı olarak görülebilir. Bir erkek her şeyden önce bir babadır... Baba çabalar, o da çok sorgulamaz, çalışır, didinir, namus kavramından kesinlikle taviz vermez. Mümkünse gümüş yüzüğü ve açık bağrı ile ara sıra hayatındaki diğerlerini hiçe sayarak gezip tozabilir.
 
Medya bizleri televizyon ve sinema aracılığı ile monokrom zavallılara çevirmeye çalışıyor. Tepkisiz, tarafsız, suskun kitleler olarak hayata dört elle sarılmıyor, sadece daha kaliteli bir mezarda yatabilmek için çabalıyoruz. Ellerindeki korkunç gücün farkında olan bu acımasız makinenin patronları, piyasayı, sistemi, inançları, devrim ve savaşları kendi çıkarları doğrultusunda hamur gibi şekilden şekile sokabiliyorlar. Olabilecek, topluma yapılabilecek en kötü durumlar gayet eğlenceli verilebiliyor. Ölümler rakamsal olarak yüksekse olay oluyor, ama haber değeri pardon getirisi büyük bir olay oluyor. İşçi bayramında sabahın altı buçuğunda arkadaşlarımız, dostlarımız çay içmek için bekledikleri binada dayak yerken, banka kredisi ile televizyon alan bir patronun (kendi deyişi ile) eski devrimci haber müdürü memlekette huzurunda olduğunu bunun Bağdat Caddesi’nde yürüyüş ve alışverişten geçtiğini söyleyebiliyor. Hrant öldürüldüğünde timsah gözyaşları ile meslektaşları için ağıtlar yakanlar şimdi bunun aydınlanması için uğraşanları habere değer görmüyor. Tam tersi yayınladıkları diziler ile, vedikleri paparazzi programlar ile ırkçılığı, çıkarcılığı, hadi hadi tam söyleyeyim, faşizmi körüklüyorlar. Sevgili insan Özal'ın ihtilal paşalarının elinden tutarak sözde seçim ile geldiği günden beri bu ülkede itidal uyumluluk yerine suskunluk, tarafsızlık ve tepkisizliğe doğru bir anlam kayması yaşadı. Rahatlık getirdiğini iddia eden seksenlerin başından itibaren yok olan bir topluma bakıyoruz. Televizyon bağımlısı, tüketim delisi, üretene korku ve şüphe ile bakan, kalite standartlarını en dipe çeken bir toplum.
 
Televizyon itidal duvarının ürküten bir tuğlası. Her yeri çürümüş, bozulmuş, doğru ısıda pişirilmemiş kalitesiz bir tuğla. Kusura bakmayın ama bunu düzeltebileceğimizi de hiç sanmıyorum. O yüzden saldırganlıktan ve sefillikten uzak kendi medyamızı kuralım. Şu an okuduğunuz dergi gibi bir çok yazılı ürün, bir kaç radyo kanalı, bir şekilde doğru dünyayı yaratmak için çabalıyorlarsa sizlerde bir şeyler yapabilirsiniz. Kimbilir belki bir gün doğru bir yatırmıcı ile doğru bir yayın programına sahip bir televizyonda olursunuz... Varolanı değiştirmek değil alternatif yaratma zamanıdır artık....
info@kargamecmua.org