A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Rock ve Roll’un Uyumu

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/18/3076" target="_blank" class="twitter">twitter

Rock ve Roll’un Uyumu


Utkan Çınar
Bu yazı eğer “bakınız Rock n’ Roll ne kadar güzel müzik; şöyle yapmışlar böyle etmişler” tadında olsaydı, yukarıdaki başlık tarihin en kötü başlıklarından biri olurdu. Yine de çok sevdiğim söylenemez. Müzik olarak Rock n’ Roll’un tanımıyla veya tarihiyle pek bir derdimiz yok. Aslen memlekette bana yalan söyleyenler vaziyetiyle ilgili söyleyecek laflar hazırladım. Hep mizah yapmayalım, öfkem içimde patlamasın. Biraz “Asi Gençlik” yaşayayım.
 
Hani Rock n’ Roll’un müzik haliyle ilgili bir şey duymak isterseniz; Elvis’in kızlara çığlık attıran o abartılı dansları olmazdı bu. John Lennon’un o meşhur mücevher şıkırdatma lafı belki. Benim Rock n’ Roll’dan anladığım sadece gitarlar değil tabii. Takip edecek bir tarikat bulamadığım ve de TV’yi de çok seyretmediğimden, kendime oturtuğum bir bakış açısı. Herkesin dini kendine olduğu gibi Rock n’ Roll’u da kendine. Şimdi bir ruh olarak Rock n’ Roll bence ne olmalıydı ve ne oldu gibi bir şeyden bahsedebilirim. Okumuş bir adam olmadığım için istatistik veya mitlerin aslında gerçekte ne olduğu gibi konulara girmek istemiyorum. Çünkü mitler de bi nevi sanat gibi. Gerçekte ne olduğu değil sende nereyi kaynatıyor, o önemli.
 
Tabi genele girmeye kalksak bunu bir kaç sayfada tartışmak pek mümkün olmaz. Ama zaten önümüzdeki müzik gibi, bunun yansımalarını yüksek çözünürlüklü yaklamamız olası. Memleketteki, “rock” başlığı altındaki müzisyenlerin durumları aslında demek istediklerime güzel örnekler oluşturuyorlar. Şöyle bir liste yapsak mesela; ilgi çekmek için eski bir pop şarkısını yorumlamak, olabildiğince karizma fotolardan albüm kapağı yapmak, TV programlarında uslu ama zeki çocuk tavırları takınmak, müzik diye rock’ın anavatanlarında binlercesi olan müzisyenleri taklit etmek, kliplerde sürekli bunalım kızlar kullanmak (gayri ciddi bir video bitirir di mi karizmayı ama tam tersi) vb.. Bunlar beni tiksindiren örnekler. Diyeceksiniz “sana ne; salla gitsin”. Ama yaşadığım ortamda düzgün bir şekilde gelişen bir müzik (veya başka bir şey) sahnesini istemek suç değil herhalde. Hayır; gösterilen tek ilginçlik paparazzi dövmekse, ki beni bozmaz, ortada bir sorun var demektir. Çünkü sen bir şekilde sesini duyurma şansı bulmuşsun, diyecek bir lafın olmalı. Sanki sadece televizyona çıkıp konuşmak için film yapmış yönetmenlere benziyorsun. Biz gerzek değiliz diye konforlu politik oyunlara dalıyorsun. Bunu yapma. Bu kadar para akıtılan, büyük medya ve eğlence sektörü bulunan bir ülkede yok mudur bir kaç babayiğit; “Ulan bir de değişik bir şey yapalım,” diyecek?
 
Rock n’ Roll’un o sevmediğimiz, bilinçaltımıza işlenmiş batı kültürü ürünü olduğunu biliyoruz. Ama tabi önemli olan onu kendine göre yorumlamak ki, Rock n’ Roll’un de internasyonal olmaya çalıştığını düşünüyorum zaten. Yoksa Brezilya dan “fellini” adında bir post-punk grubunu sevmezdik. Cinsiyet değiştirmiş ünlü bir şarkıcımızın askerlikle ilgili yakın zamandaki yorumları kanımca buna güzel bir örnek. Peki bunu asıl beklediğimiz “okumuş” ve “sorumlu” müzisyen kitlesinden bir karşılık var mı? Evet kimse başına bela almak istemez -hem de burada- ama hani hiç mizahınız da mı yok? Olduğuna dair de hiç umut yok. Sürekli bir aşkın pençesinde mağdur olmuş lise depresifliğine (ki büyük saygı duyarım) övgü tadında sözlerle, meşrubat turnelerinde bu iş olmaz gibi gözüklüyor. Herkesin her şeyi bildiği, her komplodan haberdar olduğu bir memlekette bunları tartışmak, herhalde hiç karizmatik olmasa gerek. Daha otuzuna gelmeden emekli haline geçmiş güzel dostlarımızdan bunu istemek de zor, onları o halde görmek de üzücü. Yıllardır bu kaostan iyi bir şeyi çıkacağını ummaktan pişmanlık duymuyorum ama ne kadar az olduğu gördükçe de canım sıkılıyor. Her dalda dünyasal bir etki bırakacak insan sayısı hep sadece tek bir uç örnek oluyor yaşadığımız memlekette. Bahanemizin çok olduğunun farkındayım da biz de çoook tembeliz sanki.
 
Hadi çocukluğunuza dönelim. Rock n’ Roll ailede başlamalı. Çünkü gerçekten ileride onlara baksın diye çocuk yapan, onu bu yüzden yarış atına çeviren ana-baba çok. Eğitim alalım hepimiz. Gerçekten bir şeyi niye öğreniriz ki? Onu değiştirmek ve geliştirmek için. Tıpkı sanatta da olması gerektiği gibi. Ama okullar; tek derdi pazar brançı olan, pişmanlıklarla dolu gençliğinin acısını senden çıkartmak isteyen, anlattığına vakıf olmayan “hoca”larla dolu. Bazen okumayı öğrenebildiğimize bile şaşıyorum. Sosyal hayatımızda da fark yok. Bazılarının çocuğu yaşındaki insanlara hâlâ bir şey ispat etme kompleksini göstermeleri üzüyor beni. Adamlar yıllar yıllar önce söylemiş; “hiç bir şey bilmiyorsun ve öyle öleceksin.” Statün için kendini kandırıyorsun ve bu da dışarıdan belli oluyor. Şimdi biz bunlara sertçe tepki göstermezsek, zaten çok akıllıyım, elimde sallarım dersek, nasıl şikayet edeceğiz sağlık sigortamızın parasını ödeyemeyince?
 
Para mevzuu var tabii. En büyük özür. Evet, kazanmak için hayattaki tüm ödünleri vermek lazım. Bilgisayar oyunlarındaki canlar misali; azaldıkça yontulur, sonunda kendinizden başka her şeye benzersiniz. Rock n’ Roll’un en bilinen mottolarından biri değil midir “kendin olmak”. Maalesef kendi başına artık oldukça klişe tınlayan bu sözü iyice anlamak gerekiyor. Artık haklar korunmuyor, değerli eşyalar korunuyor. Yanlış tarafında, kendini kurtarma bencilliğini göstermek en delikanlı hareket olmuş şu günlerde. Hep mi böyleydi? Ama riske girmeden tarih yazılmaz ki. Önce sosyal darwinciliğin ve konformizmin dünyadaki en kötü vaziyetlerden biri olduğunu kabul etmek gerekiyor. Yoksa hangi ideolojiye veya hayat görüşüne sahip olursan ol, insanlık çöpe gidiyor (İçimdeki o “bana ne?” diyeni çok iyi tanıyorum).
 
Artık kahramanlar yaratmayalım, o kadar zor değil bu. Tek başına yapmak zor, hep toplu halde olmalı: Sana söylenen hiç bir şeyi kabul etmeyeceksin. Mesela sevdiğin kız yanında değil diye sevmediğin biriyle yaşam kurmayacaksın. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayacaksın. Gözünün önünüdeki cereyan eden bir olay sence kötüye gidiyorsa, susmayacaksın; kötü sonuçlanıyorsa da konuşmayacaksın. Kişisel gelişim teranelerine inanmayacaksın. Onlar sadece seni kılıfına uydurmayı amaçlıyor. Tıpkı hippilerin keyifvericilerle uyuşturulması gibi. Şekle bakmayıp, değişime inanacaksın. Sonuçta herkesi sevmek zorunda değiliz. Onlarla iletişim kuracağız diye içki dolu bardakların gölgesinde ne işimiz var? Rock n’ Roll her akşam geyik üzerinde içilen iki bira değildir.
 
Sözlerimi bitirirken şimdi bu sıcakta, bu bol gitarlı, nafile ciddi olmaya çalışan yazı için affınızı dilerim. Zaten başta asıl amacım, içinde 10’dan fazla “Rock n’ Roll” kelimesi geçen bir yazı yazmaktı.
khgv@hotmail.com