A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Ötekileştirmesek?

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/17/3156" target="_blank" class="twitter">twitter

Ötekileştirmesek?


Erkan Akçe
16. Uluslararası Tiyatro Festivali’nin çarpıcı işi “X Daireler” nedeniyle geçen ay gündeme Tarlabaşı ve “ötekileştirme” konulu pek çok tartışma düşmüş oldu. Tarlabaşı zaten kanayan bir yara ve idari karar vericiler yarayı pansuman bile etmeden kangren teşhisi koyup kesip atmaya karar verdiler bölgeyi. 2 yıl sonra Tarlabaşı da mutenalaştırılacak (soylulaştırılacak). Kime göre, neye göre soruları üzerine çokca yazılıp çizildi, çiziliyor, çizilecek. Burada ise “X Daireler” özelinden meseleye bakmayı deneyeceğim.
“X Daireler”in B Turu’nu gezdikten sonra performanslar hakkında yazılıp çizilenleri okuyunca oldukça şaşırdım öncelikle. Proje daha önce Venezuella, Almanya gibi ülkelerde de uygulanmış, yıllara yayılmış bir proje. Burada da kendine en uygun mesken olarak Tarlabaşı’nı seçmiş. Sanat ulemamızın projenin mazisini bir taraf bırakıp, “X Daireler”e sadece Tarlabaşı ve ötekileştirme perspektifinden bakmaları bence asıl sarsıcı olan kısımdı.

Mathias Lilienthal’in kavramsal çerçevesini hazırladığı, Sven Haier, Patrick Wymann ve Dilek Altuntaş’ın projeleştirdiği “X Daireler”, dünyanın farklı coğrafyalarında, hep aynı konuyu irdeleyen bir performanslar silsilesi; kocaman egolarının öznesinde olduğu güzel hayatlarını süregiden insanlara, hemen yanıbaşlarında başka yaşamlar ve bambaşka mücadeler olduğunu göstermeye çalışmak. Konuk olduğu her şehirde “göç” ve “göçün yaşamlar üzerindeki etkileri” konusunu irdeleyen, her ülkede övgüler alan bu proje, Tarlabaşı’na gelince niye bu kadar eleştirildi ya da niye bu kadar yanlış eleştirildi diye düşününce, ben şahsen yanıtı yine kocaman egolarda buluyorum. Projenin Tarlabaşı’nın kaderinden önce göstermeye çalıştıkları esgeçilip, performansları “kim kimi ötekileştiriyor?”, “Tarlabaşı’nı görünce buradaki sorunlar çözülüyor mu?”, “kentsoylulara bir soylulaştırma projesini gösterince sorunsalı çözmüş mü oluyoruz?” benzeri sorularla yaklaşınca bence sadece komikliğimiz ve kendimizi ne kadar önemsediğimizin altını çizmiş oluyoruz.

Elimize tutuşturulan etkinlik programıyla Tarlabaşı sokaklarına dalmak ve mekânlarda performanslarla anlatılan hikâyeleri hissetmek bana yetti oysa. Harita değil “ordan sağa, iki kavşak sonra tekrar sola,” benzeri tariflerle mekânları bulmaya çalışmak bile bir performanstı. Tarlabaşı sakinleri ile hoşbeşe girişmek, kimi zaman hakarete uğramak, kimi zaman gülen gözlerle yeni bir daireye girmek, daha önce Tarlabaşı’nda bulunmayanlar için farklı bir deneyim olabilir tabii. Ya da Tarlabaşı’nı bir tarafa bırakalım, gittiği her şehirde ana cadde ve bulvarları gezen, bir çıkmaz sokakta, bir bölge sakiniyle sıcak bir çay içip iki kelam hal hatır sormayı bilmeyenler için “X Daireler” projesi sahte “ötekileştirme” söylemlerini yüzlerine vurup, rahatsızlık vermiş olabilir.
Gelelim projenin çarpıcı performanslarına. İlk daire bir marangozhane. Mehmet Yıldız yerin altında, küçücük bir imalathanede dayanıkla kasalar üreten bir marangoz. Biz içerideyken üretmeye devam ediyor. Ardından bir kadın, gayet oradaki bir işçi gibi performansına başlayıp, oturağını yapıp, elindeki müzikal testere ile (ona müzikal testere denir, Uzak Doğu müziği yapmaz, sesi insan sesini taklit eder, hadi en fazla teremine benzer) hızar ve çekicin namelerine ortak oluyor. İlginç. Hızar ve “Summertime” bir arada. Eleştirileri okuyup sonradan tekrar düşününce soruyorum kendi kendime; “Kim kimi ötekileştirdi şimdi?” İki alet birbiriyle sevişti bana göre. Ha, tabi, ben endüstriyel müzik hastasıyım da ondan sevdim. Siz marangozun selam vermesiyle adamı ötekileştirdiğimizi görmüş oldunuz. Peki.

İkinci çarpıcı performans 20, bilemedim 30 m2’lik bir evde, mis gibi kurabiye kokuları eşliğinde (ki evsahipleri birer tane tutuşturuyorlar elinize) performans sanatçısının dünya nüfusu, barınma hakkı, sağlıklı yaşam koşulları gibi bilgiler içeren “masal”ını okuması ve evin içindeki dansından ibaret. Performans sanatçısının metni okuyarak duvarı kulaçladığı bölüm anlatımın en başarılı olduğu kısımdı. Dört kulaç yerde kaç kişi yaşar?

Üçüncü performans kutu gibi, kapkaranlık bir dairede Diyarbakır’dan göç ettiğini, onun geldiği yerlerdeki bütün köylerin boşaltıldığını, bütün tanıdıklarının öldüğünü söyleyen bir “Abi”nin hikâyesi. Buzdolabından “benim tek dostum,” dediği silahını çıkartıp, söküp, takıp, namluya mermiyi vermesini diz dize bir mesafede izliyor ve hikâyeyi dinliyorsunuz. “Kurusıkıdır,” diye kendinize telkin etmeniz tabancanın namlusunun size doğru döndüğü anlarda işe yaramıyor. “Hadi gidin,” demesiyle ayakkabılarınızı giymeye başladığınızda arkanızdan kesekağıdı patlatmasa da korkuyorsunuz zaten.

En çarpıcı hikâye tecavüze vurgu yapan Neco Çelik’in performansı. Gelinlik giymiş bir erkek, fonda erkekliğin tüm lümpen “karı götürme”, “s.kme”, “tecavüz sırası” muhabbetleri eşliğinde bir erkeğin canlandırdığı tecavüze uğramış kadın. Yıkıcı olan, kir, pas, toz içinde olan bomboş mekândan çıkarken ellerimize tutuşturulan kolonyalı mendiller. Evet, tüm kayıtsızlığınla ötekisin. Şimdi ellerini temizleyip git buradan.

Mardin’den “göç etmiş” midyeci ailenin konuğu olduktan sonra; tek kişilik X Devleti’ne pasaportla girip, kendi devletinin başkanının suikaste kurban gitmesine şahit olmak ve 4 ay önce ülkemize geldiğinde barda çalışan Ahmet’in hamile bıraktığı İsviçreli kızın performansları da çok eğlenceliydi. Duyduğuma göre kızı bu kadar salak olduğu için azarlayanlar olmuş. Ne diyeyim, zaten en iyi parmak sallamayı ve eleştirmeyi biliyoruz.

Velhasıl, “göç edenlerin” çoğunlukla yaşadığı bölgeleri mesken seçerek onların yaşam koşullarına dikkat çekmeye çalışan bir projeyi bu kadar “soylulaştırma”dan ve “ötekileştirme”den algılayabilseydik, anlayabilirdik belki de.
info@kargamecmua.org