A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | İSTİNAT DUVARI

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/17/3152" target="_blank" class="twitter">twitter

İSTİNAT DUVARI

Sezgi Davran

Durmaktan, izlemekten, hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmaktan sıkıldım. Kafamın içinde dönüp duruyordu bir sürü haber, bilgi. Ama ne yapmam gerektiğini de bulamıyordum. Geçen gece katıldığım bir etkinlikte taştı su. Her gün üstümüze yağan bin tane etkinlik haberi arasında, iyi niyetine inandığım bir etkinlik çıkarttı beni evimden. Hiç de tanımadığım genç flütçü Ayşe Kahyaoğlu anısına düzenlenen bir dizi konser vardı. İkinci günü çıktım gittim. Mekâna asılan fotoğraflarını görünce tanışmış olduk Ayşe ile. Pek çoğu arkadaşı olan gençler sahne alacaktı o akşam. İçeri girdim. Dinledim. Çalan hiçbir şeyin kötü olduğunu söyleyemem. Zaten bana da düşmez. İçerisi otorite doluydu. Yaş ortalaması 20 olan bir otoriteler topluluğu. Körler sağırlar birbirini ağırlıyor olsa alışıldık bir durum. Sanat dediğin bu artık. Etkinlikle ilgili okuduklarımı düşününce bunun kolektif bir faaliyet olacağını sanmıştım. Birlikte bir şeyler üretmenin cazibesi beni kaldırıp buraya getirmişti. Ama içerideki kitlenin birlikte yaptığı hiçbir şey yoktu. Ortaklaşa değil kendini ortaya koyma idi dertleri. Olabilir, o da doğal. Ama duvarlardaki fotoğraflar dışında Ayşe’nin orada olduğunu hissettiren hiçbir şey yoktu.

Bir ara dışarı çıktım. Görevlilerin hepsinin yüzü asık. Tuvalet kuyruğunda bekliyormuş gibi yapıp izledim bir süre. Anlamak zor değildi. Uğraşıp, didinip ve belli ki paralar harcayıp düzenlenmiş bir etkinlikte katılımcıların ve izleyicilerin davranışlarını görmek yeterli oldu. Bu yaşta, böyle bir salonda, böyle bir amaç için, böyle bir tesisatla müzik yapma şansını bulmanın ne anlama geldiğini idrak edemeyecek müzisyenler, cüzi giriş ücretini ödememek ve çorbaya bir tuz tanesi katmamak için bin türlü takla atıp, parasızlığı bahane edip, bardaklarca bira alacak parası olan dinleyiciler. Ve kimse Ayşe’den söz etmiyor...

Sonra eve gelip yazmaya başladım. Orada yaşadıkların ufacık bir örnek. Bu kadar ilgisiz, bunca gayretsiz, böyle tepkisiz olmak için neler geçti bizim başımızdan. Dosya kapanmış ve yapılacak hiçbir şey yok artık. İçinde bulunduğum neredeyse bütün çevrelerde “Bunlar yakında bizi keserler,” diyenler ve “Çok değil beş yıl sonra yurtdışına kaçmak zorunda kalırız,” diye ufaktan plan yapanlar arasındayım? Herkes yürütülmekte olan detaylı planın farkında. Ama kimse bir şey yapmıyor. “Adamlar çok organize çalışıyor,” demekten başka.

Gebze’de iki lisede öğrencilere Kuran dağıtan ve “okuyup iyi öğrenirlerse ücretsiz üniversiteye hazırlık kursuna gidebileceklerini”, “şayet okumazlarsa kitapları alan kişinin hakkını helal etmeyeceğini,” söyleyen din öğretmenlerini şikayet eden Eğitim-Sen üyesi öğretmenler hakkında soruşturma açıldı*. Milli Eğitim Bakanlığı ve Danıştay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “zorunlu din dersi” hakkındaki kararını tartışadursun, bazı “özel” okullarda anaokulu çocuklarına din dersi veriliyor. Belki mevcut müfredatlara göre din eğitiminin ilk ve orta öğrenimden önce verilemeyeceğini hatırlatmak gerekir. Haa, ya da şunu:

Adliyede, Mülkiyede veya başka bir hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, öyle ferdi mecburiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. İstikbale yürümek için, sistemin püf noktalarını keşfedin. Hâlâ bu sistem devam ediyor. Bu sistem içinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmeleri lazım, keşfetmeleri lazım. Aşmaları lazım. Bu da meselenin diğer bir yanıdır. Kuvvet dengesi olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız. Teknik-taktik yerinde sizin kalbiniz önemli. Dıştan bizi bazıları korkaklıkla itham edecekler. Fırsat bulup, hep yolunuza devam ediyorsanız, yine orada o esnekliği gösterecek, o eksantriği kullanacak, geriye çekiliyor gibi yapacak, fakat adımlarınızı daha açıp ileriye gideceksiniz. İster Mülkiyede çalışan arkadaşlarımız olsun, ister Adliyede çalışan arkadaşlarımız olsun herkes için söz konusudur bu. Sivrilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerlere gitme. Mutlaka riayet edilmesi lazım. Müslümanların belli bir noktaya ve kıvama gelecekleri ana kadar bu şekilde hizmete devam etmeleri şarttır. Erken vuruş diyeceğim çıkışlar yaparlarsa, dünya Cezayir'deki gibi başlarını ezer. Zayiata meydan verilmemeli. Çok dikkatli ve çok tedbirli, temkinli hareket etme mecburiyeti var. Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler, her birisi dünyayı idare edebilecek birer diplomat gibi hareket etmeli.

18 Haziran 1999 tarihinde bütün yazılı ve görsel basının yayınladığı Fethullah Gülen’e ait kayıt bu. Hani yaklaşık bir yıl sonra hakkında 10 yıla kadar ağır hapis istemiyle dava açılmasına sebep olan soruşturmaların ve yargı sürecinin başlamasına neden olan konuşma. Konuşma metnini youtube’da hâlâ bulabiliyorsunuz. Açık olduğu günlerde. Tabii, youtube’u işten iki dakika kaytarmaya vesile olacak geyik görüntüleri arkadaşlarınıza göndermekten başka bir amaç için kullanmak isterseniz.

Hikâyenin gerisini de hatırlatmak gerekirse, Fethullah Gülen hakkında tutuklama kararı çıkarıldı ve Rahşan Affı ile 5 yıl süre ile ertelendi bu karar. Bu süre içerisinde aynı tür veya daha ağır bir suç işlemesi durumunda yargılamanın yeniden başlaması koşuluyla. AKP’nin Terörle Mücadele Yasası’nda (TMK) yaptığı değişiklikle 5 Mayıs 2006’da sanığın beraatine karar verildi. Temyizde Yargıtay 9. Ceza Dairesi suç fiilinin devam ettiğine ve beraat kararının geçersiz olduğuna hükmetti. Ancak 5 yıllık zaman aşımı süresi dolduğu için Fethullah Gülen beraat etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsvacılığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin TMK kapsamında verdiği beraat kararına davanının TMK kapsamında değil Türk Ceza Kanunu'nun “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve bu teşekkülü yönetmek” fiilerine göre bakılması ve bu suçun tüm şartlarıyla oluştuğu savıyla beraat kararına itiraz başvurusu yaptı. Başvuru neticelenmiş değil. Fethullah Gülen 9 yıldır Türkiye’ye gelmedi. Ama içimizden söylemeye gerek yok. Yakındır, gelir.

Hepimiz kendimizi o kadar önemli buluyoruz ki. Sanki bize hiçbir şey olamaz. Tabii ki, gündelik hayatımızı birden bire değiştiren hiçbir şey olmuyor. Kendimize ve meşguliyetlerimize o kadar çok zaman ayırıyoruz ki, değişimleri de farkedemiyoruz. Ya da zaten Cihangir, Kadıköy, Bebek, Nişantaşı gibi yerlerde bir şey değiştiği yok. Denizli’de içki alacak bir yer bulamadığımızı çok egzantrik bir şeymiş gibi anlatıyoruz mesela. Ne büyük yoksunluk. Pakistan’da deprem yardımı dağıtan bir sivil toplum kuruluşunda çalışan bir Türk vatandaşı öldü geçen ay. Bulunduğu kentteki tek temiz ve içkili restoranda yemek yerken patlayan bombayla.

O kadar basit şeyler var ki yapılabilecek. Keriz gibi her sahip olduğumuz banka ya da kredi kartı için yıllık ücret ödüyoruz. Hiçbir yasal dayanağı olmadan paramız çalınıyor. Hepimizden, ortalama 25 lira. Her yıl. Tek bir dilekçeyle buna son verebilecekken o dilekçeyi yazmamaktansa 25 lirayı ödüyoruz. Sadece bu mecmuayı okuyanlardan 125.000 YTL eder bu. Tabii tek bir kart ortalamasıyla. Yahu madem 25 lira hiçbirimize koymuyor, bir 25 lira daha verin. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na, ÇEKÜL’e ya da Tarih Vakfı’na. Ya da karşılık bulacağına inandığınız herhangi bir oluşuma. Bu arada bir ipucu vereyim; internette örneklerini bulabileceğiniz o dilekçeyi yazmanıza gerek bile yok. Hesabın ait olduğu banka şubesinin müdürünün o paranın kesilmesini engellemeye ve paranızı hesabınıza iade etmeye yetkisi var. Bir telefona bakar yani.

İstinat dayanma demek. Genelde yapı istinat duvarına dayanır. Ya da toprak kotlanmak için duvar örülür. Dayanma duvarı olmazsa toprak kayar. Aslında bu ülkede yağmur yağınca bile yıkılır istinat duvarları. Gazetelerde haber olur. Ama bir yerde durmak gerek. Dayanmak bir yere ve ayağının altından toprağının (bunu ister vatan olarak algıla, ister yaşamın) kaymaması gerek. Geri adım atmayacağın bir dayanak. Duvara çoktan yaslandık. Yağmur şiddetli ve duvar deniz kumundan. Aynada gördüğüne hayran hayran bakmayı bırakıp kendinle yüzleşme vakti geçti bile. Sahip olduğunun değerini bilip, onu korumanın zamanı. Madem her şeyi biliyorsun, madem bu kadar değerlisin...

Diyeceksiniz ki, “Bir grup kendini bilmez üniversite öğrencisinden nerelere geldin?” Geleceğim. Daha söyleyecek, hatırlayacak ve en önemlisi yapılacak o kadar çok şey var ki. Bizim ise tek yaptığımız “hiçbir şey yapmadan oturmak”. Bu kayıtsızlığı durdurabileceğimi, gidişatı değiştirebileceğimi sanmıyorum. Ama hiçbir şey yapmadan oturmayı da sürdürmeyeceğim.

(*) BİA Haber Merkezi – Kocaeli, 11 Nisan 2008, Cuma, Aktan USLU
NOT: Üç maymun olmak lazım. Dikkatle bakarak, kulak kesilerek ve gördüğünü, duyduğunu söyleyerek. Bu sayfa müsait, söylemek isteyene.

info@kargamecmua.org