A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | RİCKENBACKER’INA KURBAN, SARI FARE!

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/17/3144" target="_blank" class="twitter">twitter

RİCKENBACKER’INA KURBAN, SARI FARE!


Utkan Çınar
Çok net olacağım. ‘80 kuşağının gerçek üyelerinden biri olarak, çocukluğumda ve ilk gençliğimde dinleme şansı bulduğum ve sevdiğim müzikler benim namusumdur. Zaten kasetle kandırılmış, berbat ses sistemleriyle bu müziklerden bir şeyler anlamaya çalışırken, o yaşlarda önyargısız ve bir daha hiç bir zaman yakalanamayacak bir heyecan ile meylettiğimiz albümler. Bunların arasında bir grup var ki yıllar boyu sırtımı sıvazlayan bir abi gibi benimle yürümeye devam etti. Kavramsal gizli bir ajandaları olmadan Elvis ve Beatles seviyorlardı, pozcu değillerdi. Onlar Tom Petty ve The Heartbreakers’di.
 
Tom Petty aslen bizim memlekette çok bilinmeyen, ilgi gösterilmeyen bir isim oldu hep. Benim Dylan ve Reed’den sonra en sevdiğim şarkı yazarı. Benimkisi de şans işte ilk gitarımı elime aldığımda “Breakdown” ve “Free Fallin”i çalmaya çalışıyordum. Ne de olsa basit şarkılardı. Basit? Tabii o zamanlar sözlerini anlamamak iyiydi. Tersi olsa kadınlardan uzak durmak gerektiğini o yaşta öğrenecek ve böylece önyargılı davranıyor olacaktım. Kendim yaşayarak öğrendim ve artık Petty ile beraber gülüyorum. Müziğin sarı faresi ve grubunun ilk albümünün üzerinden 32 yıl geçmiş, bu aralar da bir kutlama, onurlandırma gırla gidiyor. Ben de biraz haberimiz olsun istiyorum bunlardan…
Tom Petty ve The Heartbreakers (TP&H) 1974 yılında Gainesville, Florida’da Mudcrutch isimli bir gruptan doğdu.Tom Petty kötü baba kurbanı (belgeselinde* güzel bir söz vardır; “büyük sanatçılar ya babasız büyümüş ya da ondan maddi manevi taciz görmüşlerdir,” diye) bir genç olarak müziğe gönül vermiş, fazla hareketli olmayan ortamda sağda solda çalmaya başlamışlardı. Mike Campbell ve Benmont Tench’le(ki sonradan Heartbreakers’ın da daimi üyeleri olacaklardır) birbirlerini bulduklarında “Budur abi” içgüdüsü ile Los Angeles’a bir plak anlaşması yapmaya giderler. Bu uzuun yolculuk sonunda şansları aslında oldukça yaver gider. Bir iki mırın kırından sonra bir sürü şirketten teklif alırlar. Neden? Çünkü ‘70’ler saykodeliyasından sıkılmış insanlar; iyi, basit, eski-ekol, radyo-dostu rock şarkıları yazabilen birine ihtiyaç duyuyorlar. Böylece İngiliz prodüktör Denny Cordell (Procol Harum’un o ünlü “A Whiter Shade of Pale”sini yapan abi de bu işte, Joe Cocker’le de çalışmıştır) ile kendi adlarını taşıyan debütleri (kendi adını taşıyan çok sevimsiz bir laf. Inciluz buna eponimus veya self-titled diyor. TDK’yı göreve çağırıyorum) 1976’da yayınlanır. Amerika’da pek etkisi olmaz enteresan bir şekilde. Ama her zamanki gibi İngilizler imdadımıza yetişir. Büyük bir ilgi alakayla onları bağırlarına basarlar. “Top Of The Pops”a bile çıkartırlar. İngiltere’den sonraki durak ise Avrupa’dır. Yeni Dünya’ya döndüklerinde artık ikinci albümün vakti gelmiştir. “You’re not Gonna Get It” ile Amerika’da da Top 40 yaparlar ve o zamandan beri, 30 yıldır, 14 adet stüdyo albümüyle özellikle beni mutlu etmeye devam ediyorlar. Tarihçeyi burda kesiyorum. Zaten merak varsa Wikipedia’dan okursunuz.
TP&H’nin dehası basitliğindedir. Müziği öğrenirken üç akora burun kıvırmanın şartlı refleks hale gelmesi gibi tatsız dönemler de geçirildi tabi. Ama anlatamam ki hiç neden bu kadar etkilendiğimi.“Breakdown” mesela, ikinci 45likleri. Tüm şarkı aynı akor düzeniyle gider. Ama o Tom Petty’nin alametifarikası o ukala sesiyle başlayıp nakaratında çok kolay çıkılamayacak notalardaki asice bağırmaları. Denny Cordell’in muhteşem prodüksiyonuyla. “You Got Lucky” gibi. Amerikan arabeskinin en güzel şarkısıdır. Ama ağlamaz şarkı. “Neredesin Bebeğim?” demez. “Şanslıydın bebeğim, çünkü ben seni buldum.” Kadınlara en zalim şarkıların adamıdır. Ama ne narsist ne de maço. “A Face in the Crowd” gene 3 akordur; “Bütün bunlardan önce, başka bir yerde, başka bir şehirde, kalabalıkta bir yüzdün.” Tam o fetiş ‘80’ler Amerikan düşük bütçeli TV filmlerindeki scorsesevari atmosfer sanki. Daha böyle onlarca şarkı. “Free Fallin”den, “Southern Accents”den bahsedemiyorum bile.
 
Tek 1 numara başarılarını Amerikan mainstream listelerinde yakalayan TP&H için başarısız diyenler çıkabilir. Ama şunu unutuyorlar. Tom Petty daha 30’una gelmeden plak şirketini dava etmiş bir abimiz. İlk kontrattaki garip maddeler tecrübesizlik nedeniyle atlanmış ve şirket diyor ki bu şarkılar benim. Petty’nin cevabı net: “Müziği bırakırım ama o şarkıları size bırakmam.” Yıllar süren ve Petty’i iflasa götüren davaların (ki üçüncü albüm “Damn The Torpedoes”un ismi bu olaylardan gelmektedir) sonucunda şirketi pes ettirmesi* belki bugün bir çok müzisyenin daha bilinçli ve özgür olmasını sağlamıştır. Son dönemlerinde vasat diyebileceğimiz albümü “The Last DJ” ise rock tarihinin radyoları yücelten ve geri çağıran tek albümüdür belki.
Ünlerinin doruğuna çıkarken MTV de yavaş yavaş popülerliğini arttırıyordu. TP&H videolarının hepsi ayrı bir olaydır. Alice Harikalar Diyarında göndermeli “Don’t Come Around Here No More”(Dave Stewart imzalı bir şarkı), Johnny Depp’li, o zamanlar için oldukça uzun “İnto the Great Wide Open” en sevdiğim örnekler. Yoo, öyle çok karmaşık şeyler değil. Ama poz yapmadan, basitçe (farkettiğiniz üzere en sevdiğim kelime), şarkının özüne saldırmadan…
 
Şimdi grubun ismine bakıp Tom Petty önderliğinde bir diktanın hüküm sürdüğünü düşünebilirsiniz. Evet şarkıları yazan Petty. Çünkü çok iyi şarkılar yazıyor... Sadece Tom Petty ismiyle çıkardığı soloları “Full Moon Fever” ve “Wildflowers” bence kariyerinin en iyi albümleridir. Ama onlarda da Heartbreakers’dan isteyenler çalmıştır. Bazıları şarkıları sevmemişlerdir. Hatta bir anekdot da; basçı Howie Epstein (aşırı doz kurbanı) “Full Moon Fever” kayıtları sırasında kapıdan bir şarkıyı dinleyip “Bu şarkıyı beğenmedim, bir şeye benzemiyor,” tepkisini gösterince, Petty de “Peki abi, başkasıyla çalarız,” demesidir. Şarkı “Free Fallin”dir. (Müzikte demokrasi illa lazım mıdır o zaman?) Ya da grup ilk albüme başlarken şirket Tom Petty’nin yanında “daha iyi görünen” tipler olması gerektiğini söylediğinde; Petty diretip özellikle Benmont’un (klavye) grupta kalmasını sağlarken hayır işi yapmıyordu. O dostlarıyla iyi müzik yapıyordu.
 
TP&H 2005 yılında Rock N’Roll Hall of Fame’e davet edildi. Traveling Wilburys’i zaten biliyorsunuz. ‘80’lerde Bob Dylan ile harika bir turne yaptılar. Şimdilerde ise ilk grup Mudcrutch orijinal kadrosuyla ilk albümünü çıkardı 35 yıl sonra. Heartbreakers’a ara vermek için çok iyi zamanlama. Sonuçta takdir edersiniz insanın çok sevdiği müzisyenleri anlatması çok zor iş. Aslında sadece “Ne kadar güzel şarkı ya,” demeyi tercih ederim. Ama dikkat çekmek için belli bir alan doldurmak lazımdı. Maksat duymamışlar da bilgilensin. Siz şimdi bunları boşverin Haziran’da bir gün Karga’ya gelin. Şu adamları bir dinleyin. Pişman olmazsınız. Ha tabi pozcu değilseniz. Değilsiniz di mi?
 

* Yakın zamanda yayınlanan Peter Bogdanovich imzalı TP&H belgeseli “Runnin’ Down a Dream”de, ki harika bir belgeseldir; (sadece 4 saat sürüyor!) bu olayları çok daha ayrıntılı izleyebilirsiniz.

khgv@hotmail.com