A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | 30 Kuş

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/17/3116" target="_blank" class="twitter">twitter

30 Kuş

Emre Taştaban

Simurg veya bir diğer ismiyle Zümrüd-ü Anka efsanevi bir kuştur.
 
Sufi Ferideddin Attar, efsane ve masallardaki bu kuştan "kendini aramanın sembolü" olarak söz eder; masallardaki kahraman, sonunda, uzaklarda aradığı şeyin aslında çok yakınında olduğunu, yani kendisinde veya kendi içinde olduğunu idrak eder. Bu, "kendini bilme" sembolizmi, inisiyatik ifadelerle, inisiyatik ölüm ve başkalaşım geçirerek yeniden doğuş, mistisizmdeki ifadelerle, "uyanma, aydınlanma, kurtulma" olarak ifade edilir.
 
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş... Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Bir gün uzaklarda bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler. Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş.
 
Tepenin yamacına yüksekten ölümlünün korkusuyla bakıyorum.
varlığını düşünmekten yokluğa yaklaşıyorum... kaç gün önce sen miydin?
beni ağlatan...
hayal gibi, dargın mısın bana? DArGın mISın?
alevler görmedim ben, onlardan yaratıldım, dalgaya alanlar oldu...
sen önden onlara yol gösterdin.
 
Kalabalıklara çıkamam, beni boğar; saldırgan diyorlar bana,
söyler misin hangi düşünce savaşsız kaldı? hangi kanlar hangilerine karıştı?
Ben nice dağlar, etrafında tepeler, sivri uçu göğü delen ağaçlar gördüm,
yollarda bedevilerin rüzgarı, göllerde nergisler, ellerinde flamalarla moğollar.
Tan yeli, esen yeleler, yalan, riya... kıskanç mıyım? yanmayı iyi öğrendim ben,
ayaklarımda prangalar vardı, yorgunluk ve bileğimde soyulmuş derim.
Gözlerimi kapadığımda yankılanan sesim. Oyun mu bu? ben yalnızlığımla varoldum, 30 yaş döküldü elmacık kemiklerinden, biri kızın, biri de kurak, açlık ve yamyamlık için.
 
Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.
Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
 
Bak bu tepelerde çok eskiden papatyalar açardı, bahar dalları, rakunlar eşlerini kovalardı. Dozerlerle geldiler, taş üzerinde taş, toprakta şen, neşen kalmadı. Yıktılar ve yaktılar, yanmayı öğrendim ben, yüz yıl sürdü. Evime ev diktiler, elime diken. Küllerimi dalgalara kattılar. gerçek gibi alımlı, nahif, gün gibi parlayan nefretten arınamadım, herkesi çağırdım, yolda geliyorlar.
 
Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;
'simurg anka : Otuz Kuş' demekmiş.
 
Uzaklardayım ben beni arama, sorma... bir an gerek bana, sana her şeyi kusacağım ve kaçacağım.

info@kargamecmua.org