Jenny Saville ve Dışlanan Bedenler


Ezgi Dönmez

“Ressam haz vermeye mahkûmdur. Ne yaparsa yapsın resmini tiksinti nesnesine dönüştüremez.” - Georges Bataille

Etkilendiğimiz albüm kapaklarının ressamlarını incelediğimiz plastik sanatlar bölümünün odağında amorf bedenlerin realist ressamı Jenny Saville var.
 
İngiliz punk-rock camiasının önemli gruplarından biri olan Manic Street Preachers’ın Journal for Plague Lovers albüm kapağından zihnimize kazınan Jenny Saville, devasa boyutlu tuvallere devasa boyutlu kadınlar resmediyor. Deformasyona uğramış bedenler yapmasının çıplak kadın resimlerinin geleneksel resmediliş tarzına karşı gelmek amacı taşıdığını belirtiyor. 20. yy resminde kadınların vücutlarındaki fazlalıklar tuvale yansımaz, göz ardı edilirdi. Saville bu durumu kişisel bir duygu ve feminist bir yaklaşımla yeniden ele alıyor. Röportajlarında sıklıkla yalnızca bir görüntü yansıtma niyetinde olmadığının, kadın konusunda belli bir düşüncenin peşinde olduğunun altını çiziyor. Sarah Kent’e göre Saville “Çıplak kadına bir nesne oluşunun yanısıra bir konu olarak da yaklaşarak bizi etkisi altına alan önyargıları gözden geçirmeye zorluyor. Onun ellerinde kadın, erkeklerin sohbetlerine konu olacak bir nesne değil artık.” Saville’e göre güzellikle ilgili bir sorun var. Kadın bedenindeki güzelliğin her zaman erkek fantezisiyle ilişkili olduğunu düşünüyor ve insanlara güzelliği düşündüren formların farklı olabileceğini savunuyor. Resmedildiğinde bir sivilcenin yada bir yaranın dahi bir anlamda güzelleşebileceğini düşünüyor.Figüratif resim denildiğinde Lucien Freud ile birlikte ilk akla gelenlerden biri olan İngiliz Ressam Jenny Saville'in çalışmaları sanat dünyasında büyük ilgi görüyor. Eserleri yüksek fiyatlara alıcı bulan kadın sanatçılar arasında yer alan 1970 doğumlu Saville’in “Plan” isimli eseri Christie’s 2014 açık artırmasında 3.5 milyon dolara alıcı buldu. Anti güzellik kavramına vurgu yapan Saville, fotoğrafları tuvale yansıtarak çalışıyor. Çoğunlukla birkaç fotoğraftan yola çıkıyor ve çeşitli kadın vücutlarını birleştirerek kompozisyonlar oluşturuyor. Fotoğraftan çalışma pratiğini ise şöyle açıklıyor; “Bir fotoğrafçı gibi hissetmiyorum. Resimler için et üzerine düzenli bilgi kaydetmek amacıyla fotoğrafları kullanıyorum. Bu taslak oluşturmaya veya not almaya benziyor. Kullanmak istediğim bir fotoğraf olduğu zaman, öncesinde hazırladığım görüntü ile birarada çalışıyorum.”Jenny Saville çok şişman kadınları, ölü veya hastalıklı insanları, cerrahi operasyonları ve buna benzer konuları ele alarak geleneksel figür anlayışını yapı söküme uğratıyor. Cinsiyet değişim operasyonları, burun ameliyatları, yağ alım operasyonları gibi klinik ortamlarda bulunan bedene odaklanıyor. İdeal forma ulaşma, kendini iyileştirme amacıyla bıçak altına yatan, narkozun etkisiyle ruhundaki melankolik durgunluğu vücut dilinden ve gözlerinden okuyabildiğimiz bedenler modern zamanın “beden” sorununa vurgu yapıyor. Beslenme düzensizlikleri, zararlı diyetler ve kozmetik ameliyatların normal kabul edildiği, beden algısındaki takıntı sebebiyle yaşanan travmaların kanıksandığı günümüzde Saville’in eserleri parçalanarak büyümüş, aynı iskelet üzerinde birikmiş et kütlelerine ev sahipliği yapıyor. Sahipleri tarafından kabul edilmeyen bedenler Saville aracılığıyla sanat eserine dönüşüyor. Ete bürünmüş ağır kütlelerin arasında ayırt edebildiğimiz yapışık ikizler, yaralı insanlar, geniş bedenler aklımıza sanat dünyasından bazı referansları getiriyor. Sadece kadınları şişman olarak değil, kemanı, masayı, sandalyeyi de şişman olarak resmeden Botero, ısrarla çalıştığı nesneleri şişman yapmak gibi bir amaç taşımadığının, geniş yüzeyler elde etmek için formları genişlettiğinin altını çiziyor. Sevimli, süslü, şişman formlarıyla kütlesel olarak özdeşleşen fakat kuramsal olarak ayrışan Botero'nun çalışmaları, bedenin ideal oranlardan çıktığında, çoğunlukla tercih edilmeyen kütlelere ulaştığında nasıl gözüktüğü hakkında fikir veriyor.
 
Jenny Saville henüz Glasgow Güzel Sanatlar Fakültesi’nde 23 yaşında bir öğrenciyken diğer Young British Artists (YBA - Genç İngiliz Sanatçılar) gibi Charles Saatchi tarafından keşfedilir ve tüm eserleri satılır. Saatchi’nin desteğiyle üniversitedeki son yılını kirasını, geçimini düşünmeden en kaliteli tualler ve en kaliteli boyalarla resimlerine odaklanarak geçirir. Saatchi’nin desteğinin kendisi için büyük bir başlangıç noktası oluşturduğunu söyleyen sanatçı bu olanağı iyi değerlendirmek için elinden geleni yaptığını belirtiyor. Saatchi Galerisi’nde YBA - Young British Artists sergisi açıldığından beri Saville’in çalışmalarına hemen hemen her yerde rastlamak mümkün.
 
O dönemlerde 23 yaşında olan Saville’in İngiliz resmine özgü tipik bir gerçekçiliği belli bir teknik kullanarak çok iyi özümsemiş olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Henüz o tekniği nerede ve nasıl kullanacağının tam olarak bilincinde olmasa da etkilendiği sanatçılar arasında Francis Bacon, Lucien Freud, Rubens, Velazques, Michelangelo, De Kooning olan sanatçının formları, teknik açıdan köklerini güçlü bir gelenekten alıyor. Özellikle Rembrandt’ın “Derede banyo yapan kadın” resmi ayaklarını dereye sokan, elbisesini bacaklarındaki narin olmayan, erkeksi ve kaba sayılabilecek formları görmemizi sağlayacak kadar yukarı kaldıran kadının ideal güzellik formlarının dışında bir gerçekçilikle resmedilmesi Saville’i çok etkilemiş ve yönlendirmiş.Jenny Saville zihnindekini tam olarak yansıtabilmek için sürrealizm ve realizmi birarada kullanıyor. Bu karışıma psikolojik realizm adı verilmekte. Saville boyayı insan eti rengi haline getirip bir tür macuna benzeterek bol ve kütlesel kullanıyor. Terli eti yapmak için boyaya bol yağ katarak istediği karışımı elde ediyor. Yağın boyaya hareket kattığını düşünüyor. Büyük boyutlarda çalıştığı için palet kullanmak yerine büyük miktarlarda hazırladığı boya kaplarını kullanmakta, bir resmi ortalama 300 kap boya ile bitirmekte. Güçlü fırça darbeleri ve lekelerle parçalanmışlığın portresini ortaya koymak isteyen Saville’e göre resimde var olan her lekenin bir duygusu, anlamı olabilir. Portrede olan bir lekeyle benlikte bölünmüşlük hissini izleyiciye aktarabilir. Sanatçının resimde yaratmak istediği duygu ile paralel hareket edebilecek renk dengesini en iyi şekilde ayarlamak için geliştirdiği teknik, onun üslubu haline gelmiştir. Örneğin bacaklarda soğuk ton kullandıysa buna zıt olarak ellerde sıcak tonlar kullanmıştır. Saville, resimdeki zıtlık veya uyumsuzluğu estetik bir yüzey bütünlüğü içinde sunmakta. Eserlerinin çoğunu yağlıboya çalışan sanatçı resmin belirli bir çalışma mesaisinden sonra nefes aldığını ve huzur bulduğunu hissetmektedir.
 
Saville, tuval üzerine yağlıboya resim yapmanın güncel sanat çevrelerince geleneksel karşılanması ile ilgili “Belli sanat çevrelerinde hâlâ tuval üzerine yağlıboya resim yapmak çok aptalca bulunuyor. Ama ben bu yöntemin hâlâ akıllıca bir seçenek oluşturduğunu göstermek istiyorum,” diyor.
 
Tuval üzerine yağlıboya resimlerin çerçevelenerek galeriye asılmasından rahatsız olan sanatçı bu rahatsızlığın gerekçesini şu şekilde açıklıyor; “Bu resimlerin çerçeve içine girmemesi gerekiyordu. Bütün sorun bu zaten, bu kadınlar tuvalden taşıyor, çerçeveyi aşıyor. Bu resimlere kenarlar koymak, yanlış anlaşılmalarına neden olacaktır. Ben resimlerin karşısına aynaların yerleştirilmesini ve resimlerdeki yazıların öyle okunmasını istiyordum. Ama resimlerim artık Saatchi’ye ait olduğuna göre nasıl sergilenecekleri konusunda bir şey söyleyemem.”

Jenny Saville hem geleneksel estetik yargılarla sanata yaklaşanları, hem de feministleri aynı eser üzerinde hemfikir olmaya ikna edebilen az sayıda sanatçıdan biri. Estetikçiler genç bir sanatçının sonunda çıplak bir kadını geleneksel yöntemlerle tuvale aktardığı için takdir etmekteler Saville’i. Feministler ise kadın imajını erkeklerin bakış açısından çıkararak tuvale yansıttığı için övmekteler.Şişmanlığın feminist bir tartışma konusu olduğunun farkında olan Saville’in eserleri, gerek konusu gerekse bir fotoğraf gerçekçiliği ve çarpıcılığı taşıması ile izleyeni rahatsız etmek için yapıldığını fark ettiriyor. Saville’in yapıtları ürkütücü bir çıplaklıkla izleyeni bir karşılaşmaya çağırıyor. Çağdaş yaşamın ve cerrahi operasyonların korkunç travmalarının düşünsel ve yaşamsal boyutuna dikkat çekerek nü algısına dair sınırları genişleten, gözlerimizi silkeleten Saville, Amerika’da uzun süre cerrahi operasyonlar izlemiş, tıp kitaplarında bu konu üzerine pek çok araştırma yapmış. Saville’e göre yapıtı oluşturma sürecinde fikirler ve düşünceler, tıbbi kitaplar, dergiler, filmler, günlük yaşamda karşımıza çıkan herşey sanata yansıyan bir biçime dönüşebilir.
 
Yaşanmış ne varsa hepsinin bedendeki ette olmasını amaç edinmiş, ağır kütleler halinde kurguladığı bedenler ile bizleri görsel bir ameliyata hazırlayan Jenny Saville günümüzde hem Oxford’da hem de Londra’da çalışmalarını sürdürmekte ve Slade School of Art bünyesinde figür resmi üzerine dersler vermekte. ezgisonmez233@hotmail.com