İnsan dediğin defolu bir mamul, yine de kullanacak bir yer çıkar her daim; New Model Army, Impurity


Düşünüyorum düşünüyorum ama New Model Army’i (NMA) ilk nerede nasıl dinledim hatırlamıyorum. Büyük ihtimalle monarşi karşıtı Britanya asilerine tutkun büyük ağabeyimdendir. En eski hatırladığım “51st State” ile gönlümü aldığından eminim. Hatta “Here Comes The War”, “Poison Street” gibi şarkıları sayesinde daha önceden bu sayfalara konu ettiğim The The Mind Bomb albümünün politik duruşu ile ikiz bir hissiyata sahip olduğunu düşünüp daha da bir bağlandım. Tabii ki bir grubu ilk olarak “en iyileri” albümünden dinlerseniz uzunca bir süre esas hazinelerin nerede saklı olduğunu bilemezsiniz. Ne zaman ki elime albümleri geçmeye başladı, ondan sonra NMA kendi kişiliği, hayatı ve tavrı olan bir bireye dönüştü. Yine de The The ile iyi arkadaş olabilirler, kimbilir belki de öyledirler.
 
Sonra bu ayrık dişli, içten adamların Impurity albümü geldi ve sanırım uzun zamandır The Cure “Drowning Man”, My Bloody Valentine “Lose My Breath”, Sonic Youth “Mote” ve Iron Maiden “Strange World”ünden sonra cidden gözümden yaş getiren, içimi ürperten yeni bir dost daha kazanmış gibi hissettim kendimi. Başlangıçta her zaman olduğu gibi uzun zaman sözlere aldırmadan müziğe kaptırdım kendimi ama Justin Sullivan’ın sesine kulak verdikten sonra beni yanlarına çağıranın sadece ses olmadığını da anladım.
 

 1.

 
Bazısı için önce birey olmayı becermek, ardından da çoğula dönmek ya da yerleşmek doğrudur. Bazısı ise birey olarak ne kadar çabalarsan çabala bir topluluğa ait olmadığın ve uyum sağlamadığın sürece boşa kürek çekeceğini söyler. Tüm bunları izleyen minicik bir azınlık ise iki durumun da vakti geldiğinde doğru olduğunu bilir ama her daim konuşmaya şu cümle ile başlar “Her şeyden önce biz insanız ve insan şöyle şöyledir.” Ben kendimi bu gruba dahil görüyorum. Kültürel, coğrafi veya siyasi ne kadar farklılığımız olursa olsun temelde hepimiz insanız ve insan olmanın getirdiği hatta yüklediği temel ahlaki davranışların uygulanmasından sorumluyuz. Çocuklarımıza, ailemize, devlet büyüklerimize, ölenlere, kalanlara değil hepimizi hayatta tutan tabiata ve onun çalışmasını sağlayan evrene karşı sorumluyuz. Öyle çok zor şeyler de değil aslında; sadece toprağın, ateşin, havanın emeğine saygı göstermek ve tüm diğer türlere eşit haklar vermek yeterli. Gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor.
 
Yine de tüm bu basitlik insanın sistemi bozmasına engel olamıyor. Kötülük ve insani/vicdani tembellik düşünüp bilgi edinmeyi, öğrenmeyi temel almadığı için on binlerce yıldır kolay olanı tercih etmek insanın ilk kusuru sayılabilir. Empati eksikliği, anlayışsızlık, sevgisizlik zaten bunun arkasından, sanki sözleşmeleri varmış gibi koşarak geliyorlar. Kimimiz buna kusur diyor ancak kusur kulağa tatlı gelen bir bilgelik taşıyor. Eğer buna kusur dersek kusursuzluğun kötülüğünü övmüş oluruz. Ben yine de iyi niyetimi bozmadan hata demeyi tercih ederim. Hata daha iyi niyetli geliyor kulağa.İnsan kendini ve haklı olduğu konuyu yüceltirken aslında temiz olan bir camı kirli bir bez ile silmeye çalışıyor gibi geliyor. Genel olarak yaptığımız durumu idare etmek ile hatayı tamamen unutturmak arasında gidip geliyor. İnsani ve genel vicdan anlamında en basit hali ile yediğimiz haltlar, doğruyu savunurken üste çıkıp başka masum otları ezip geçmemiz, güzelliği savunurken çirkinin hakkını yememiz, saflık diye aradığımız şeyin mükemmeliyetçiliğin acı dolu sandığı olduğunu unutmamız her sorunun temeli. Kirli olmadığını iddia eden her bireyin bu savunması sırasında başka bir güzelliği öldürmemiz, her gün işlediğimiz yaşam cinayetlerinin özü.
 

2.

 
Yine de artık ağzımıza sakız ettiğimiz için bazılarına fıkra veya ifade eksikliği gibi gelen umut kelimesinin nabzı hâlâ atıyor. Belki komada, belki inzivada ama hâlâ hayatta. Yok ettiğimiz her güzelliği kabul edip, tekrar en baştan yola çıkma şansımız yok olmuş değil. Zamanın mekaniklerine uyup eylemciliği sadece atarlanmak ve şiddet göstermek olarak gören bir devrimin parçası olmak yerine, konuşup, (evet benzetme olarak değil cidden) koklaşarak anlaşmamız, en önemlisi anlamaya çalışmamız için hâlâ geç değil. Başkalarının anlatısında sözü kesip “Yok yeaa” diye  aralara dalmamız, birlikte çalıştığımız insanlara deneyimlerimizi tamamen çarpılmış bir şekilde aksettirip “Bunlardan adam olmaz” diyerek  deneyimsizliğin tatlı rüyasını bölmemiz, böylece amatörlük denen güzelliği de çamaşır suyu ile yıpratmanın önüne geçebiliriz.
 
Yapacağımız tek şey dinlemek ve anlamaya çalışmak ve belki de anlatmayı öğrenmek.
 
Çünkü mevsimlerin doğasındandır devrimlerin daimiliği.
 

3.

 
Mekânda biraları tokuşturup, kadın erkek kolkola girip dans edeceğiniz dosttur NMA. Vakti geldiğinde meydanda seninle birlikte barikata koşan arkadaşın da olur, delice dans ettikten sonra sırtına hasta olma diye havlu koyan anne babanda. New Model Army bir kardeş ise Impurity onun sıcak göğsüdür.
 
Anlayışlı ve sakin olmanız dileği ile. Murat Mrt Seçkin