A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Andrea Pirlo: Beyin

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/121/4450" target="_blank" class="twitter">twitter

Andrea Pirlo: Beyin


Utkan Çınar

Andrea Pirlo için tarihin futbol IQ’sü en yüksek isimlerinden biri desek çok da abartmış olmayız herhalde. İtalyan efsane bu ay Amerikan Futbol Ligi’nin sona ermesiyle New York City FC’ye ve futbola veda etti. 38 yaşındaki Pirlo’nun bizim için ne ifade ettiğine bakalım.

Bazı oyuncuların playstation’da yansımasını görmek, onları yönetmek kolay ve zevklidir. Cristiano Ronaldo, Messi gibiler. Hızlı, driplingci, şutör. Onların ne yaptığı bellidir ve bilgisayar kodlarına aktarmak çok da sorun değildir. Peki Claude Makalele, Xavi ve tabii Andrea Pirlo gibilerini nasıl yansıtabilirsiniz ki? Bütün sahada neler olup bittiğini gören, top daha onlara gelmeden 4-5 opsiyonu birden tartıp en doğrusunu seçebilen? Biz dünyalıların vâkıf olabildiği bir şey değildir bu.
 
Pirlo’yu ilk kez, inanmazsınız, Inter formasıyla Milan’a attığı bir golle tanımıştım. Sanırım sezon öncesi kupası olmalı. Zira Pirlo’nun Inter formasıyla resmi bir golü gözükmüyor. Umarım yanılmıyorumdur. Her neyse o zamanlar forvet arkası bir rolde oynayan Pirlo 90’a doğru yolladığı güzel bir şutla ağları havalandırmıştı. Orada aklıma kazınmıştı. (Beynimin bir bölümü Football Manager için çalışmaktaydı o aralar.) O sene Inter’de oynayamadı ve Brescia’ya geri döndü. Inter’in bitmeyen hatalarından biri daha. Pirlo’nun gerçek kariyeri 2001’de Milan’a transfer olması ve geriye yaslanan bir oyun kurucuya dönüşmesiyle başladı. Peki Milan’daki ilk hocası kimdi? Fatih Terim. (2013’te yayınladığı keyifli biyografi Düşünüyorum Öyleyse Oynarım’da Terim’den pek de iyi sözlerle bahsetmemişti. Memlekette de Terim’den hazzetmeyenlerin en güvendiği kaynaktır.) Bir bilgi daha verelim, onu 18 yaşında Brescia’da beğenip Inter’e aldıran ise Mircea Lucescu’dur.
 
O dönemler Milan’ını bilenler bilir. Önceki kuşaktan Maldini, Albertini gibi isimlerin yanı sıra Rui Costa, Shevchenko gibi yıldızlar da takımdaydı. Pirlo’nun bu takımda ilk 11’e yerleşmesi sadece bir sezon sürdü. Ve 10 yıl boyunca 2’si kazanılan 3 şampiyonlar ligi finali oynarken sadece 2 kere ligi kazanabildi. Tabii bu dönemin şike skandalıyla gölgelendiğini de hatırlamalı. Pirlo’nun çoğunlukla Kaka, Seedorf ve Gattuso ile beraber oynadığı orta saha hâlâ etkileyicidir. Kaybettikleri finalde ise çok da sorun bulamam. 2005’te İstanbul’da oynanan ve Liverpool’un 3-0’dan geri gelip penaltılara taşıdığı finalde penaltı kaçıranlardan biri de oydu. Ama o kadar güzel bir hikâyede bunun da çok büyük önemi yoktur herhalde.
 
2006’da Real Madrid, 2009’da Chelsea ve 2010’da Barcelona tarafından istenen Pirlo; o zamanlar ülke değiştirmeyi düşünmedi. 2006’daki Galacticos kaosunda verimli olması ya da 2010’da dünyanın en iyi takımı durumundaki Barcelona’da ilk 11 garantisi bulması çok kolay olmayacaktı. 2011’de kendince en doğru kararı vererek yükselişteki Juventus’a dahil oldu. Gelir gelmez 8 yıl aradan sonra şampiyon olan Juventus devamında Pirlo-Pogba orta sahasıyla 4 şampiyonluk üst üste yaşadılar. Bunları rakipleri çok da iyi durumlarda değilken kazandıklarını eklemeli. Yine de 2014’teki şampiyonlar ligi finali başarısı onların iyi bir takım olduklarını kanıtlıyordu.
Pirlo’nun zirve performansları milli takımda geldi hep. 2006’da İtalya Dünya Kupası’nı kazanırken, turnuvanın en iyi oyuncusu Fabio Cannavaro seçilmişti ki aynı ünvan için Pirlo hakkında da benzer argümanları öne sürebilirdiniz. Turnuva boyunca takımın beyni olmuş ve yarı finalin 119. dakikasında Fabio Grosso’ya verdiği ince pasla takımının finale çıkmasını sağlamıştı. (Bu golde Grosso’nun payını da yemeyelim. Özellikle kale arkası çekimde tanık olduğumuz falsoya ender rastlarız.) Finalde ise penaltısını alabildiğine kuul şekilde filelere göndermişti. Benim ara sıra açıp seyretmeye doyamadığım Pirlo maçı, 2012’de kimsenin şans vermediği İtalya ile turnuvanın favorisi Almanya’nın oynadığı yarı finaldi. Evet maçın yıldızı tabii ki iki harika golle Balotelli idi ama Pirlo’nun 2. yarı boyunca dalga dalga gelen Almanya karşısında takımını rahatlatan ve hatta neredeyse 3 ve 4. golleri atmalarına yol açabilecek oyunu, futbolda zekânın nasıl fiziksel üstünlüğe karşı durabileceğinin en büyük kanıtlarından biriydi. Aynı turnuvanın başında sonradan onları finalde yenerek şampiyon olacak İspanya’ya karşı Di Natale’ye attırdığı gol de nefistir. Çeyrek finalde İngiltere ve kalede debelenen Joe Hart’a karşı attığı Panenka penaltısını da unutmayalım.
 
Pirlo’yu anlamak için sabırla izlemek lazım. Youtube’deki gol veya asist klipleri yetmez. Gayet donuk bakışlı ve özdeşlik kurmanın kolay olmadığı bir adam. Sahada sanki hiç yere yatmayan, rakipleriyle fiziki mücadeleye girmeyen bir hayalet gibi. Ama tüm ipleri elinde tutan bir hayalet. Sahalarda onun gibisini görmek çok kolay olmayacak. Nasıl bir kuşak Messi’ye denk gelmenin gururunu yaşıyorsa, aynısı Pirlo için de rahatlıkla söylenebilir. khgv@hotmail.com