A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Vajina, vulva, vajina, vulva, vajina, vulva...

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/121/4438" target="_blank" class="twitter">twitter

Vajina, vulva, vajina, vulva, vajina, vulva...


Hazal Sipahi

Dikkat bu yazının devamında 36 adet vajina, 9 adet vulva kelimesi geçmektedir.

Ne kadar küçük olursa olsun, bir şeyleri tekrarlamak büyük bir güce sahiptir. Çünkü tekrarlama öğrenmeyi, uzmanlaşmayı ve alışkanlık edinmeyi sağlar. Ancak yerinde saydıran bir tekrarlama pratiği tekrarlananın dışında kalana duvar örme ve önyargı besleme tehlikesini barındırır. Tekrarlamanın gücünden yararlanmak için en önemli adımlardan biri neleri, nasıl ve neden tekrarladığımızı düşünmektir.
 
Bu yazıda tekrarlamayla alakalı bahsetmek istediğimse, tabuları yıkmada tekrarlamanın rolü. Tabular toplumsal hayatın yasaklıları. Bilinmeyene dair korkunun da etkisiyle tabular konuşulan, tartışılan ve sorgulananın sınırı dışında bırakılır. Aslında, doğaları gereği, tabular tartışılması gereken önemli meselelerdir. Noam Chomsky, insanları pasif ve itaatkâr tutmanın en akıllıca yolunun onların kabul edilebilir görüş yelpazesini kısıtlamak ve ancak bu kısıtlı ve sınırlı spektrumda gerçekleşecek ateşli tartışmalara izin vermek olduğunu söyler. (1) Bu sınırları belirlenmiş konfor alanının dışına çıkmaktan kaçınan tekrarlama muhafazakârlaşmaya mahkûmdur. Tabuları yıkmayı seçen kişiyse kendini sürü zihniyetinden sıyırır, toplumun yazılı olmayan kurallarına uymayı reddeder, kabul/onay gerekliliğini arkada bırakır ve -haliyle- dışlanabilir, hayatındaki kimi insanları kaybedebilir, toplumun düzenini bozmakla suçlanabilir ve kendini tehlikeye atabilir. Tabuların üzerine giden kişi başlangıçta başkalarından onay alamayacağını düşünür. Bu noktada hangi tabunun ne adına yıkıldığına dair sağlam argümanlar devreye girer.
 
Yaşlı bir kadının cinsel organını sürekli küçümseyerek tarif etmesinden etkilenen senarist Eve Ensler, Vajina Monologları isimli, 200’den fazla kadınla yaptığı röportajlardan topladığı hikâyelerin oluşturduğu oyununun ilk taslağını 1995’te tamamladığında, vajina kelimesini başlığa taşıması dahi büyük gürültü koparır. Tabular yıkılmaya başladığında olan budur; konuşulamayan, sorgulanamayan ve tartışılamayan meselelerin açığa çıkması muhafazakâr bünyeleri paniğe sürükler. Hele bir de konu, üzerindeki tahakkümün hiç durulmadığı kadının cinsel organı olursa. Ensler’in Vajina Monologları, “Bahse girerim endişelisin. Ben endişeliydim. Vajinalarla alakalı endişeliydim. Vajinalar hakkında ne düşündüğümüzle, daha da fazlası onları düşünmediğimizle alakalı endişeliydim. Kendi vajinamla alakalı endişeliydim. Onun diğer vajinaların bağlamına ihtiyacı vardı; bir cemaate, bir vajina kültürüne. Onları çevreleyen bir karanlık ve gizlilik var, Bermuda Üçgeni gibi. Kimse oradan geri bildirimde bulunmuyor,” sözleriyle başlar. Oyun boyunca kadınların hikâyeleri üzerinden menstruasyon, kasık kılları, pedler, tamponlar, jinekolojinin kullandığı medikal aletler, cinsel taciz, tecavüz, kadına karşı şiddet, cinsel deneyimler gibi daha birçok konudan bahsedilir. Gözünün önündekini görmenin, ondan konuşmanın ve onu belirtmenin vurgusu yapılır. 20 yılı aşkın süredir dünyanın pek çok ülkesinde sahnelenen oyunda, binlerce kişi vajina kelimesini tekrar tekrar yüksek sesle haykırır. Vajinalar dillendikçe, vajina kelimesi tekrarlanıp normalleştirildikçe vajinayı direkt veya dolaylı yoldan ilgilendiren (karanlık ve gizli) meseleler daha çok konuşulmaya, sorgulanmaya ve tartışılmaya başlar. Yüzlerce kadın Ensler ile kendi vajinasının hikâyesini paylaşmak için sıraya girer. Ancak kadınların anlattıkları bilinmemesi istenen ve bileni tehlikeye sokacak türden deneyimlerdir. Tecavüze uğramış, dövülmüş, iğfal edilmiş, hor görülmüş kadınların anılarıdır bunlar. Sanıyorum ki bu acı deneyimlerin dillendirilebilmesinin önemi en güncel biçimiyle son günlerde Hollywood ve dünya gündemindeki ifşa, itiraf, özür dilemeyi bile becerememe örneklerinden ve #MeToo hareketinden de anlaşılacaktır.
Türkiye’deki durumu konuşacak olursak, 2000’lerin başında Türkiye’de sahnelenen hatta kimi zaman başlığındaki vajina kelimesinden dolayı sahnelenemeyen Vajina Monologları oyunu, vajina kelimesinin tıbbi bir terim olduğunu ve kullanılmasında herhangi bir sakınca olmadığını hatırlatmaya çalışmıştır. 2012 yılına geldiğimizde, zamanın başbakan yardımcısı Bülenç Arınç, milletvekili Aylin Nazlı Aka’nın kürtaj yasası tartışmaları kapsamında “Başbakan vajina bekçiliğini bıraksın” sözlerine karşılık, “evli bir ‘bayan’ın cinsel organı hakkında açıkça konuşmasının yüzünü kızarttığını” söyler. Bülent Arınç örneğinde olduğu gibi, vajinaya vajina denmediğinde bu kelime damgalanmış ve sansürlenmiş olur. Vajina sözcüğü medyada sansürlenirken, bilmem kaç saatlik ereksiyon garanti eden ürünlerin reklamları her taraftan fırladığında durum daha da tehlikeli bir hal almaktadır.
 
Vajinası olanların bedenleri üzerinde bütünsel bir kontrole sahip olmaları cinsel organlarının bir bölümünü oluşturan vajinalarına vajina demeden pek mümkün olamıyor. Cinsel organı hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan kişi cinselliğini, sağlığını, genel refahını ve hatta güvenliğini tehlikeye atıyor. Vajina, vulva, klitoris gibi kelimeler utanç verici olarak nitelendirildiğinde, insanlar cinsel sağlık konularında konuşmaktan ve yardım istemekten utanıyorlar. Doktoruna kendini ifade edemeyen, utancından doktora gidemeyen, çareyi Google’da arayan ve hatta sıkıntısını fark edemeyen kişilerin sayısı da böylece artıyor. Daha da vahimi, kişiler anatomik olarak cinsel organları hakkında bilgi sahibi olmadıklarında cinsel istismarı bildirme olasılığı düşüyor. Bildirilen ya da ortaya çıkan vakalara baktığımızda, Bianet’in tuttuğu çeteleye (2) göre “Erkekler 2016’da 261 kadın ve kız çocuğunu öldürdü; 75 kadına tecavüz etti; 119 kadını taciz etti; 417 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu; 348 kadını yaraladı.” Tüm bunların ışığında anlaşılıyor ki, sadece bizim memlekette de değil hepimizin memleketinde vajinaya vajina, vulvaya vulva denmesi ivedilikle gerekiyor.
 
Tam da burada Ensler’in Vajina Monologları’na getirilen haklı bir eleştiriden bahsetmek gerekiyor. Seks-pozitif feminist Betty Dodson, oyunu klitorise yer vermemek ve kadın cinsel organını vajinadan ibaretmişçesine betimlemekle eleştiriyor. Konuya açıklık getirmek gerekirse, vulva aslında tüm dış cinsel organları anlatmak için kullanılan terimdir. Klitoris, klitoral başlık, iç ve dış dudaklar, üretra (idrar yolu) ve vulvayla rahmin arasındaki kanal olan vajinanın girişi, vulvayı oluşturur. Kadın cinsel organının tamamını tanımlamak için heteroseksüel erkeklere en çok zevk veren bölüm olan vajinayı kullandığımızda ve kadına en çok zevk veren bölüm olan klitorisi dışladığımızda bir sürü daha başka problem de beraberinde geliyor. Ensler’in oyununda da aslında vulva anlatılırken vajina kelimesinin kullanıldığı yerler var. Kamusal söylemde ve konuşma dilinde kadın cinsel organının tamamını anlatmak için vajina kelimesinin kullanımının daha çok yaygınlaştığı ve vajina kelimesinin kullanımı ile alakalı tabuları yıkmaya başladığı bir gerçek. İnsanlar kelimeleri yeni bağlamlarda kullandıkça anlamların değiştiği ve bu yeni kullanımların bazen yaygın bir biçimde benimsendiği de bir gerçek. Ancak doğru terminolojinin neden önemli olduğunu zaten belirtmiştik. Tabu yıkıyoruz, defalarca vajina diye haykırıyoruz derken aslından nereden bahsediyoruz bilmekte büyük fayda var.
 
İşte bu yüzden, tekrarlayın ki duymayan kalmasın. Tekrarlayalım ki öğrenelim, uzmanlaşalım, alışalım. Tekrar tekrar, vajinaya vajina, vulvaya vulva denmesi dileğiyle... İçinize dışınıza iyi bakın.

(1) Noam Chomsky. The Common Good.
(2) Bianet. “Erkek Şiddetinin 2016 Grafiği”. 

hzlsph@gmail.com