Selam Çocuklar! Primus Sever Misiniz?*


Utkan Çınar

Rock tarihinin en uzun soluklu gruplarından ve bendenizin Cream ve Morphine ile beraber kutsal üçlü üçlüsüne dahil ettiği Primus, yeni albümü The Desaturating Seven’ı yayınlarken biz de Primus ve grubun şefi, bas virtüözü Les Claypool’un kariyerlerine bugünden bir bakış atalım istiyoruz.

“Çamurunu kendine sakla serseri. Biliyorsunuz, sahneye çamur atmak önemsiz üreme organına sahip olduğunuza delalettir.” Bu sözleri Claypool 1994 Woodstock’unda “My Name is Mud” isimli ünlü hit’lerine girerken söyler. Aynı konserde Green Day gitarları çamurla kaplı olarak çalmaya razı olurken Claypool buna sertçe karşı çıkar. Zaten Primus ve Claypool’un duruşudur bu. Fazla gariplerdir, fazla agresif, fazla tekinsiz; punk ahlakını Zappa ile karıştırıp, funky bir metal sound’u yaratmışlardır. Ama işlerine yaklaşımlarındaki ciddiyetlerini de her zaman sezebilirsiniz. Müzik önemlidir ve Claypool kızdırmaya gelmez. Bu sayede hem etraflarındaki tüm gruplardan ayrılmış hem de her dönem taze tınlayabilen bir tarz yaratmışlardır.
 
Primus’u ilk kez 1993’te yayınlanan ve benim kuşağın pek sevdiği Beavis & Butthead albümü The Beavis and Butthead Experience’da duymuştum. Albümde Nirvana, Red Hot Chili Peppers, Anthrax, Megadeth, Run DMC, Sir Mix-a-Lot gibi isimler vardı ve gerçekten de dönemin ruhunu en iyi özetleyen toplamaydı desek yanlış olmaz. Mike Judge’ın (yeni projesi için kılavuza bakınız) topladığı albüme Primus da “Poetry and Prose” isimli şarkılarıyla katılmıştı ki o dönemler rock’ın “klasik” kısmını etüt eden genç beyinler için bir sarsıntı yaratmıştı. Bildiğimiz hiçbir estetik değerlendirmeye sığmıyorlardı ve inanılmaz çalıyorlardı. 1989’da ilk albümleri olan canlı kayıt Suck on This’i yayınlayan grup öncesinde birçok eleman değiştirse de bu albümde yer alan 20 yaşındaki gitarist Larry LaLonde ve davulcu Tim Alexander’la beraber Claypool gereken ekibini kurmuştu. 1990’daki ilk stüdyo albümleri Frizzle Fry, “John The Fisherman” ve bir Karga klasiği “Too Many Puppies” ile yeterince ilgi çekici bir çalışmaydı ama asıl popülerliklerini Interscope’tan yayınladıkları, ki yeni şirketin yayınladığı 2. albümdür her nasılsa, Sailing the Seas of Cheese ile yakaladılar. “Jerry was a Race Car Driver”, “Tommy The Cat” gibi şarkılar, müzik videoları konusunda da iddialı grubun MTV’de bolca görünme şansı bulmaları ve U2, Rush (bir kutsal üçlü adayı daha) gibi gruplarla turnelere çıkmalarını sağladı. Şarkılarının isimlerinden de anlayabileceğiniz gibi enteresan karakterler üzerinden hikâyeler anlatan sözleriyle de ayrı bir mertebeye ulaştı. ‘90’lar boyunca Pork Soda, Tales from the Punchbowl (herhalde en büyük hit’leri diyebileceğimiz “Wynona’s Big Brown Beaver” da bu albümdedir), Brown Album ile tam gaz devam ettiler. 1999’da Anti Pop’u yayınladıklarında anaakım biraz yorulmuştu onlardan sanırım. Hit şarkı çıkmadı buradan ve çok da satan bir albüm olmadı. Tabii bu “hit” meselesini de açmak lazım. Primus şarkılarına hit demek ne kadar anlamlı bilemiyorum. Ama en “bilinen” oldukları için bu tabiri kullanıyorum. Listelerde üst sıralara çıkmış en anaakım-dışı grup oldukları söylenebilir. Paragrafı bitirirken unutmadan Claypool’un Primus öncesi marangoz olarak çalışırken neredeyse Metallica’ya basçı olma ihtimalini de eklemeli. Okul arkadaşı Kirk Hammett’ın çağrısıyla Cliff Burton’ın ölümü sonrası Metallica’nın basçı seçmelerine katılmıştı. James Hetfield’in anlattığına göre ona “Bize göre fazla iyisin, sen git kendi yolunda devam et,” demişler. Claypool da zaten o zamanlar Metallica’nın ne kadar büyük olduğunu bilmediğinden, hatta seçmeye girdiğinde onlara “Hadi Isley Brothers takılalım,” diyerek konuya girdiğinden dem vurur.
‘90’larda zirvelerini gören birçok grup gibi 2000’lerde yavaşladılar. Hatta yavaşlama demek az kalır hiçbir albüm yayınlamadılar. Tabii 2004’teki harika konser DVD’si Hallucino-Genetics’i saymazsak. Bu canlı kayıt hâlâ türünün en iyi örneklerinden biri olarak kütüphanelerimizde yer almaktadır. Bu ayrılık döneminde Les Claypool aktif olmaya devam etti ki bu dönemi de yazının sonunda okuyabilirsiniz. 2011’de Green Naugahyde ile geri döndüler. Çok özlemenin getirdiği coşkuyla üstüne atlasak da ve ‘90’lar dönemi Primus albümlerinden eksiği olmadığını düşünsek de bir tık ehlileşmiş halleri ve fazla parlak ve temiz prodüksiyonla çok da yüceltemeyeceğimiz bir çalışmaydı. Primus 2014’teki Primus & the Chocolate Factory with the Fungi Ensemble ile yeni bir döneme girdi. Claypool’un pek sevdiği Willy Wonka & The Chocolate Factory filminin soundtrack’ini yeniden yorumladıkları albüm, distortion’ları bir yana bırakıp çok daha ham, kuru ve net bir sound’a geçtikleri harika bir albümdü. Yani eğer Terry Gilliam çekseydi filmi bu soundtrack biçilmiş kaftan olurdu.

Elimizdeki yeni albüm ise Ul de Rico’nun 1978’de yayınladığı ve Claypool’un çocuklarına okurken hayranı olduğu ünlü çocuk kitabı The Rainbow Goblins’e bir soundtrack. Önceki albümün devamı sayabileceğimiz bir çalışma. Elde esinlenebilecek hazır bir soundtrack de olmayınca daha orijinal bir yapıt olduğunu söylemeli. Tabii söylemeye gerek yok grup tüm şarkılarda harika işler yapmaya devam ediyor. Bunlar olgunluk dönemi işleri, tam da olması gerektiği gibi.
 
Primus zaman-dışı bir grup. Frizle Fry bugün yayınlansa gene küçük dilimizi yutarız. Bu istikrar herkese nasip olmaz. Claypool ve ekibinin daha uzun yıllar yanımızda olmalarını umarız. Dünya Primus’la daha heyecan verici bir yer.


Claypool’un hobileri:


Les Claypool’un Primus-dışı aktivitelerini buraya sığdırmak çok kolay değil ama özet geçelim. Öncelikle South Park günümüzde 21. sezonunda hâlâ onun müziğiyle başlamakta. ‘90’larda en az Primus kadar keyifli Les Claypool’s Flying Frog Brigade’i saymalı. 2000’lerde Primus’a ara vediğinde de birçok projeye imza atmaya devam etti. Oysterhead’i, büyük gitarist Buckethead’in yanı sıra, Parliament ve Funkadelic kurucularından Bernie Worrell ve Primus’la da çalacak olan Bryan Mantia ile beraber kotardığı Colonel Claypool's Bucket of Bernie Brains ve şahane albümleri The Big Eyeball in the Sky’ı saymalı. Son yıllarda ise John Lennon ve Yoko Ono’nun oğlu Sean Lennon ile kotardığı The Claypool Lennon Delirium projesini sayabiliriz. Albüm hali çok ilgi uyandırmasa da konserleri pek başarılı, progresif rock’a basit ama yerinde bir yaklaşım. Eğlence arıyorsanız Claypool’un country-bluegrass grubu Duo De Twang’e takılabilirsiniz. Ayrıca Claypool’un 2006 tarihli Of Whales and Woe isimli bir solo çalışması da var. Tom Waits ile birbirlerine destek atmışlıkları vardır. Ayrıca kendisi usta bir balıkçıdır da.

* Bu söz 1999’da yayınlanan ve Eminem’in ilk 45’liği olan “My Name Is”den. Şarkı “My Name is Slim Shady” nakaratıyla girdikten sonra bunu söyler ve “İki gözbebeğime de 9 inçlik çiviler (Nine Inch Nails) çaktığımı görmek ister misiniz?” diye devam eder. Aslında Primus yerine benzer sesli “Violence” (şiddet) kelimesini kullanmak ister ama MTV için sorunlu bulunur bu ve değiştirilir. Tabii ki hem Eminem, hem Nine Inch Nails hem de Primus ‘90’lardaki albümlerini Dr Dre ve Jimmy Iovine’in kurduğu Interscope Records’dan yayınladılar. Hatta bununla ilgili belgesel The Defiant Ones’ı da tavsiye edelim buradan.

khgv@hotmail.com