A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Hangi bilim / Kurgu ama neden?

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/118/4353" target="_blank" class="twitter">twitter

Hangi bilim / Kurgu ama neden?


Deniz Yenihayat
Milyonlarca dünyalı, geçmişin bilim kurgu öngörülerinin bugün gerçekleşmiş olmasından pek hoşnut... Yeni bir tekno-kültür çağı başladı ve bunu bilim kurgu yaratıcılarına borçluyuz çoğunlukla. Oysa atladığımız detaylar var; bilimin amacının ne olduğunu ya da bilim kurgu yapıtlarının hangi sebeplerle ortaya çıktığını genelde göz ardı ediyoruz.
 
Sanayi Devrimi sonrasında, özellikle de 20. yüzyıl başlarında bilim kurgu eserleri müthiş bir artış göstermiş. Bilimsel gelişmeler insanları türlü hayallere sevk etmiş. Bir yandan sanayi ilerliyor, makineleşme almış başını gidiyor, bilimsel gelişmeler hem uzaya çıkmış hem atom altına inmiş. O zamanlarda yaşamak için neler vermezdik! Belki iki dünya savaşı yaşanmış ama tazecik modernizm ve bilim sayesinde herkeste geleceğe dair tükenmeyen bir umut ve acayip hayaller var, ister sosyalist ister kapitalist cephede olsun. Cephe diyorum zira o sıralar gezegende iki kutuplu bir durum söz konusu, malum. Farklı taraflardan baksalar da herkes bilimsel-evrensel-toplumsal idealler peşinde. Bilim kurgu edebiyatı da sineması da bu ortamda hızla üretiyor. 20. yüzyıl başındaki modernist idealler, ikinci savaş sonrasında yerini ilerlemeci çekişmelere bırakıyor ve bilim kurgu türü de iyice popülerleşiyor. Çünkü soğuk savaş döneminin kilit olgusu Bilgi!
 
İdeolojik çekişme de, teknolojik yarış da kaynağını bilgiden alıyor. Dünyanın dört bir yanında ajanlar cirit atıyor, bilgiyi elde eden taraf avantaj sağlıyor. Her iki kutupta da bilgi, bir av partisini beraberinde getiriyor: ABD’de komünist, SSCB’de kapitalist avı başlıyor. Üstüne üstlük bu iki kutup ellerindeki silah ve teknoloji gücüyle ilgili karşı tarafı sürekli manipüle etmeye uğraşıyor. İşte bilgi, böyle bir ortamda en değerli şey ve bilim kurgu üretimleri de bilginin sergilendiği en pırıltılı alan.
 
Dönemin bilim kurgu sineması karşılıklı çekişmelere sahne olmuş. Çılgın bilim insanlarının hataları üzerinden, bilimin ve bilginin “iyi” insanların tekelinde olması gerektiği anlatılıyor; robotik hayaller ve dünya dışı yaşamlar, insanlığı ve ideolojileri yücelten birer anlatım aracına dönüşüyor. Ve elbette bu sıradışı sinema türü, iki kutbun da ideolojik fikirlerini ve hedeflerini yansıttığı bir enformasyon vitrini haline geliyor. Kâh dünyayı kapitalistler kurtarıyor, kâh evrenin derinliklerindeki gezegenlere komünizm taşınıyor. Bugün bile izlerken insan türlü hayallere kapılıyor. 21. yüzyılın çocuklarıyız biz sonuçta, ideolojisizlik içinde kıvranmaktan böyle hülyalara yabancı kalmışız.
 
Ve bilim kurgu edebiyatı her iki kutupta da av partilerine denk gelmemeye uğraşan hayalperestlere kucak açmış. Sinemanın propaganda gücüyle sarhoş olmamış zihinlerden çıkan satırlar, totaliter ve baskıcı yönetimlerde bir sığınak ve gizli bir eleştiri alanı haline geliyor. Bir yandan da insanlığın sahip olduğu tüm bilgi ve teknoloji sayesinde nerelere kadar gidebileceğini, hayallerin ötesinde imgelerle ve öykülerle okuyuculara sızdırıyor. Bunu, dünün bilim kurgusu olup bugünün realitesi ve yarının olası gelişmeleri olan birçok detayda görebiliyoruz. Tabletler, anlık görüntülü iletişim, robotlar, sürücüsüz araçlar, uçan kuryeler, solucan delikleri, gözetim toplumları, konformist ve duyarsız bireyler, bilginin anlamsızlaşması ve ekranların hâkimiyet kurması… Hepsi de mutlaka bir bilim kurgu eserinin çıkarımı...
1980’lerden itibaren ekonomi gibi devletlerin elinden özel şirketlerin kontrolüne geçen teknolojik ve bilimsel çalışmalar sayesinde, geçmişin hayalleri gerçekleştirilmiş ve birçok bilim kurgu fantezisi hayatımıza girmiş oldu. Bugün ideolojilerin ve toplumsalın eridiği 21. yüzyılda, artık kitlelerin sahip olduğu bilgi çok da önemli değil. Bir zamanlar nükleer savaş veya uzay yarışı için geliştirilen teknolojiler sayesinde hareketlenen bilim ve kurgusal yan ürünleri, bugün artık insanların daha çok tüketmesine ve ortaya çıkan verilerin işlenerek satılmasına dayanıyor. Bilginin hükümdarlığı yerini veri dinine bırakıyor.
 
İki kutuplu bol umutlu bir dünyadan küresel bir kültüre geldiğimizde, toplumsal hayallerin yerini kitlesel bir umutsuzluğa ve geleceğe dair belirsiz bir bakış açısına bıraktığını hepimiz biliyoruz. Bir de bilim kurgu türünün bugünkü popüler ürünlerine bakarsak, bu hislerimizi perçinleyecek içeriklerin arttığını da görüyoruz. Açıkçası bilim kurgu eserlerinin yeraltı ve özgür bir kültürden çıkıp popüler ve güdümlü bir küresel kültüre sızdıkça tehlikeli bir hal aldığını düşünüyorum. Bizi kim temin edebilir, bugünkü gerçek algoritma tehlikesini fark etmeyelim diye bizi Terminator ile oyalamadıklarına? İçine düştüğümüz sosyal medya bataklığını ve bireysel çaresizliği kabullenmemiz için bizi Black Mirror ile ikna edip etmediklerini nereden bileceğiz? Soğuk savaş döneminde ideolojilerin gövde gösterisini yapan bir propaganda aracıydı popüler bilim kurgu ürünleri; bugün de bir demoralizasyon planının parçası olup olmadıklarından nasıl emin olabiliriz?
 
Peki geleceğimizde ne var? Yaratıklar, robotlar, dış uzay, gizemli gezegenler, paralel evrenler, yapay zekâ, trans-hümanizm… Evet muhtemelen yarınlarımızda böyle şeyler olacak, sürprizli bir yanı yok. Peki bunlar artık bilim kurgunun konusu mu? Açıkçası bende sadece retro bir etki bırakıyorlar, yakın geleceğin kolay tahmin edilebilir olguları...
 
Peki yeni bilim kurgu nasıl olmalı? 21. yüzyılın algıları değişmiş ve farklı anlamlandırma yolları geliştirmiş bireylerini şaşırtacak, kışkırtacak ve beklenmedik alternatif gerçeklikler sunacak fikirler neler? Bilmiyorum. Sanki duvara toslamış bir kurmalı oyuncak bilim kurgu yaratımı… Eninde sonunda duracak ve elimize alıp tekrar kuracağız, ancak bu defa başka bir tarafa yönlendirmemiz gerekecek.
 
Şimdilik ekranlarımıza dönüp gerçekleşmiş ütopyalarımızı/distopyalarımızı sürdürelim. Orada hiçbir şeyden emin değiliz, kolay tatmin olmuyoruz, hayal kurmuyoruz ve pek de umut etmiyoruz. Yeni bir şeylerin fışkırması için ne kadar da uygun bir zemin aslında… Beklemiyorum, ama istiyorum. shakecambodia@gmail.com