A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | KİME GÖRE STANDART, NEYE GÖRE SAPMA

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/115/4266" target="_blank" class="twitter">twitter

KİME GÖRE STANDART, NEYE GÖRE SAPMA


Müge Ersan
İş bilenin kılıç kuşananın demişler zamanında, güzel demişler de, işin aslı hiç öyle değilmiş ama, şimdi n’apıcaz? Gerçi aslı astarı iyice karıştı artık her şeyin, gözümüzle gördüğümüze bile inanmamak şart oldu, ama bir şekilde bir şeylere inanmak, bir şeyleri bildiğine emin olmak istiyor insan. “Biz biliyoruz da mı oynuyoruz”daki saflığı geçtim, “biz gerçekten biliyoruz valla o iş öyle değil” diye dilimizdeki tüyün çoktan bitmesi de cabası. Daha ne kadar yıl “seçilen aslında seçilmiş midir” tartışmalarımızı sürdüreceğimiz ise meçhul. Bir sayısal veriler analizindeyiz ki düşman başına! Yoksa biz matematiğe hep önyargılı yaklaşıyoruz diye mi başımıza bunlar geliyor acaba? Gerçi diyeceksiniz sayılar zaten kimin umurunda. Birileri verileri toplama çabasında olsa da birileri verileni alıp devam etme peşinde. Çok da şaşırmadığımız aşikâr, ama matematik sevmez kişiler de olsak, zaman zaman da olsa bilime inanıyoruz. Bilim de bilim ha! Adından kendini ele vermiş bile çoktan. Zaten bu Latince hep devlet meselesinin önemsenmesi gerektiğini vurgulamak için icat edilmiş gibi. Statisticum, statista kelimelerinden gelen “istatistik” devlet bilimi olarak literatüre zuhur etmiş. Bu da zaten devletin kendi verisini kendi canının istediği gibi gösterme arzusunun ezelden beri vazgeçilmez bir bilim olduğunu ortaya koyuyor. Buna rağmen, neredeyse eminiz ki, istatistik bize bir şeylerin tarihsel süreçte ne kadar tutarlı ya da ne kadar sapkın olduğunu gösterebiliyor. Önyargıyı bir kenara bırakırsak, kendi içinde ufak eğlencelere de sahip bir hesaplama biçimi. Efendim çan eğrisi olsun, standart sapmalar olsun, bu bilimin sürprizi, umudu, çabayı içinde barındıran eğlenceli kavramları.

Gerçi neyin ne kadar sapabileceğini de koyulan standartlarla görüyor olmamız biraz eğlenceye limon sıkmıyor değil. Her şeyin bir kuralı, usulü var elbet. Uyulmasa da var, mutlaka olmalı! Yoksa elaleme rezil olmanın yanında çok afedersiniz herkes kendi başına buyruk... Ooo kim bilir neler neler! E, buna karşı durmak modern insanın da pek karşı çıktığı bir şey değil zaten. İyi de, şimdi mesela birileri yıllar önceki bazı verileri yanlış hesapladıysa ve yıllar sonra aynı konu ile ilgili elde edilen veriler tüm o yanlış hesaplardan hareketle yorumlanıyorsa? Yani ya o standartlar tam olarak öyle değilse? Hep aynı yerden bakarsak hep aynı sonuçları elde ediyorsak da, biraz değişkenlerle oynayınca güzel sürprizler elde etmemiz an meselesiyse?! “İyi de artık olan olmuş,” diyebiliriz tabii, ya da “geçti artık bizden,” en kötü “matematiğimiz zayıf zaten,” deriz. En acısı da biraz bu sanki; verilecek çokça cevap olmasına karşın yine de standart cevaplardan vazgeçilemeyişi.

Tabii istikrar önemli, şimdi hiçbir şey kolay kazanılmıyor, kazanmışken de vazgeçilmiyor. O yüzden pek de sürprize açık olamayabiliriz. İnsan hep aynı hizmeti almak istiyor, şimdi yalan yok. Her şeyin belli standardı olunca kendimizi daha güvende hissediyoruz gibi de üstelik. Yani ancak çok ufak bir ihtimal olarak var olabilir çevremizdeki sapmalar. Bu konuda uzlaşalım da sonra bir yanlış anlaşılma olmasın! Uzlaşalım derken işte anladınız siz. Bir şekilde olasılıklar üzerine düşünürken hep en risksiz olanın gerçekleşmesini istiyoruz belli. Huyumuz kurusun. Ama bir yandan da sınava son gün çalışan bir nesiliz sonuçta; son anda da olsa kafamıza takılan bir şeyler bize, birilerine göre, standarda bağlanmış olan düzenin farklı olasılıkları konusunda ilham verebiliyor. Ya da bazen öyle bir zamanda falımıza bakılıyor ki, en düşük olasılığa sahip olan durum; bizi farkında olmadan içine doğru çekmeye başlıyor. Alt tarafı birkaç rakam diyerek asla kayıt altına almadığımız en önemli günler, bir anı bile olmadan hayatımızdan geçip gidiyor. Madem bu kadar kolay diyoruz sonra, elbet geçecek. Neler geçmedi ki... O zaman tüm verilerden anladığımız tek şey oluyor, biten bir şey yoktur, değişen bir şey vardır. Sonra... sonrası da yine hep o aynı iyilik ve güzellik temennileri...

Bu yazıda oyun yerleştirme vardır:
Nema Tiyatro olarak oyunumuz Standart Sapma ile neyin, nerede, ne kadar sapabileceği mevzusunu gündelik yaşam üzerinden seyre açmaya çalışıyoruz. Oyun oynayacak zamanı olmayanların oyunu; şehir hayatı içinde sıkışmış bir kadın ile tuhaf bir garsonun hikâyesi. Sezonun son oyunları 14 ve 28 Mayıs -pazar- 18.00’de İkincikat Karaköy Stüdyo’da. www.facebook.com/nematiyatro www.instagram.com/nematiyatro muge.ersan@gmail.com