PLAK DÜKKÂNLARI SORMACASI


Plak yeniden revaçta. Artan plak dinleyicileri ya da koleksiyonerleri ile birlikte artık daha çok plak basılıyor olması durumlarını, yine sayıları her geçen gün artan plak dükkânlarına sorduk.

1) 2015 yılında plak satışları Amerika’da 1988’den beri en yüksek miktarına ulaştı. 2016’da da İngiltere’de 3.2 milyon ile 25 yılın en yükseğine ulaştı. Hatta bazı haftalarda dijital satışları geçtiği bile oluyor. Bu yükseliş trend’ini ülkemizde siz de gözlüyor musunuz son yıllarda?
2) Plak özellikle dijitale göre pahalı bir ürün. Sizce insanların plağı seçmesinin en önemli nedeni nedir?
3) Bazı haberlerde insanların bir pikaba sahip olmamasına rağmen dekoratif amaçlı plak aldığı söyleniyordu. Bunun üzerinden müşteri profillerinizi sormak isteriz. Samimi dinleyiciler olduğunu söyleyebilir miyiz? Yeni albümler mi daha çok ilgi görüyor yoksa eski başyapıtları edinme eğilimi mi daha fazla?
4) Türkiye’de de bir plak fabrikası kurulacağını duyduk. Bunun getirileri ne olabilir size göre?

Emek Can Tülüş – Zoltan

1) Evet, aynı durum gözlemleniyor. Gerek yerel başlıklarda basılan albüm sayısının artması, gerek ithalat yoluyla ülkeye giren plak sayısındaki yükseliş bunun kanıtı. Türkiye’de üretilmiş, üretilmekte olan müzik üzerinden tanımlayacak olursak Bülent Ortaçgil, Ahmet Kaya ve dahi Cengiz Kurtoğlu gibi isimlerin, çıktığı yıllarda plak formatında basılmamış olan albümleri bile geçtiğimiz yıl içerisinde plak formatında yayımlandı. Sanırım sorunuzun yanıtı burada. Benim açımdan önemli olan, tekrar basılan veya ilk kez üretilecek yapıtların gereken özen gösterilerek basılması. Dijital kaynaklardan özensizce ya da plak için yapılması gereken mastering ciddiye alınmadan yapılan üretimlerde, maalesef sadece görünümde plak olan nesnelerle karşılaşabiliyoruz. Bu söylediğim bütün dünya için geçerli.

2) Dijital’e göre pahalı olması normal, değil mi? Üretici şirket hiçbir masrafa girmeden dijital yollarla malzemeyi dağıtabiliyor fakat plak, CD vb gibi formatlarda bir basım süreci ve masrafı var. Plak şu anda ana format değil ve hiçbir zaman da olmayacak. Ama yakışıklı ve elinde tutabileceğin gerçek bir formattır. Parasız kalınca satılabilir de.

3) Pikabı olmadığı halde sırf içinden download kodu çıkıyor diye plak alanların olduğunu ben de duydum. Plak satın alan insanların yönelimleri birbirlerinden çok farklı. Ses kalitesi yüzünden, yatırım amaçlı, hava atmak için, koleksiyon amaçlı, müziksel yaratımı dönüştürmek (DJ’ing, sampling, mash up) ya da müziği tekrardan keşfetmek için plak alan kişilerden bahsedebiliriz. Benim tercihim son ikisinden yana.

4) Ekstrem oluşumları destekliyoruz.

Zihni Şahin – Zihni Müzik

1) Plak satışları artıyor ama özellikle Türkiye’de şöyle bir durum var; talepden fazla arz. Plak alıcılarını artırmaya yönelik bir şeyler yapılmazsa durum zora girer.

2) Plağın tercih edilmesinin en büyük etkeni trend haline gelmiş olması, tekrar gündeme getirilip moda olmasının arkasında müzik endüstrisi var, doğal olarak ülkemize de yansıdı. Ses kalitesi iyi diye plak alanların çoğu aşırı kötü pikaplarda plak dinliyor, ses kalitesizliğinin farkında bile değil.

3) Koleksiyoncular ve yatırım için alanlar. Dinlemek için alanlar. Plak diye alanlar (aldığının ne olduğu pek önemli değil)

4) Plak fabrikası öncelikle yerli plakların perakende satış fiyatını düşürür, üretim kolaylaştığı için çeşit artar, kısaca iyi olur.


Eray Düzgünsoy – Outro Music Store

1) Evet bizde de görülebileck derecede bir artış söz konusu. Fakat bu artışın belli bir doygunluktan sonra standart bir ivme kazanacağını düşünüyoruz.

2) Bizce bunun üç ayrı sebebi var. Bunların ilki ses kalitesi arayışı ki bu sebep içlerinde en makul olanı. Diğer sebep ise nesnel olarak plağın cazibesi ve sahip olduğunuz ürünün görsel anlamda elle tutulur olmasına olan ilgi. Sonuncusu ise trend olarak az önce de konuştuğumuz plak artışına sebep olan tüketim. Bu sadece tüketim için değil üretim
için de geçerli.

3) Bizim müşteri profilimiz daha çok müziğin kendisiyle ilgilenen, ses kalitesi vs gibi meseleleri de dikkate alan bir kitleden oluşuyor. Daha çok spesifik tür ve tarzlarda müzikleri barındırmaya gayret etmemiz de bu yüzden. Fakat her halükarda yeni yayınlanan albümlerin de ciddi bir takipçisi mevcut. Klasikleri soran ise bizde çok çok az...

4) Albümlerin fiyatlarına ciddi etki edecek bir girişim bu. Özellikle yayın haklarının da alınabilmesiyle beraber yabancı ve yerli albümlerin yurtdışı standartlarında üretilebilmesi olasılığı mevcut. Bunun dışında yerli yapımlarda sınırlı sayıda üretilebilecek müziklerin bolluğu ise yeni renkleri daha çok tanımamıza sebep olacaktır.


Okan Aydın – Kontra Plak

1) Elimizde resmi rakamsal veriler elbette yok ama son 4-5 yıllık periyotta plağın her anlamda giderek artan bir yoğunlukta müzikseverlerin ajandasına girdiği muhakkak. Plak üretiminin uzun süre önce bittiğini düşünen minik bir kesim olsa da; aslında plak hiçbir zaman tam anlamıyla yok olmamıştı zaten. Ben plağı maratonda bir ara sıralamada geri düşen ama sonra tekrar ön sıralara doğru dirayetle ilerleyen bir yarışçı gibi değerlendiriyorum. Arada bir süreliğine liderliği alan başka formatlar çıksa da yarışta ya çok geriye düştüler ya da tabiri caizse diskalifiye oldular. Ama plak her daim yarışın içindeydi ve şimdi giderek daha ön sıralara doğru ilerlediği de bir gerçek.

2) Bu tespite pek katılmıyorum; daha doğrusu fiyatının “yüksek” olması ile “pahalı” olmasının iki farklı durum olduğunu düşünüyorum. Pazarlamada meşhur “ucuz ayakkabı alacak kadar zengin değilim” ifadesi vardır. CD, kaset ya da dijital formatları tukaka görüyor değilim ve hepsinin kendi farklı avantaj setiyle var olduğuna inanıyorum. Ancak plak diğerlerine kıyasla çok daha zengin bir menüye sahip. Her daim altı en kuvvetle çizilen plağın ses kalitesinin (genel olarak) daha iyi olması dışında da pek çok artı mevcut bu menüde. Ebatı nedeniyle görsel ve içerik olarak daha doyurucu olması, iyi korunup bakıldığında çok uzun bir ömre sahip olması, aynı plağın değişik parametreler üzerinden (kapak, ülke, içerik vb.) pek çok farklı versiyonunun bulunabilmesi, özellikle nadir plaklarda iyice kabaran koleksiyonerlik dürtüsü bence plağı cazip kılan ana başlıklar. Bunun yanında araması, bakması, alması, açması, dinlemesi vesaire ile “plak dinlemek” her anlamda bağımlılık yaratan bir ritüel. Tüm bunların işbirliğinden de plağın bence ses kalitesinden de daha önemli olduğunu düşündüğüm en büyük artısı harmanlanıyor; ki o da müzikle aranızda her anlamda çok daha ciddi, sıcak ve samimi bir ilişki kurmanızı sağlıyor olması. Plakseverlerin farklı platformlarda kendi aralarında kurdukları dostluk da bu samimiyet üzerinden besleniyor diye düşünüyorum.
3) Plak bir meta olarak da farklı amaçlar için kullanılabiliyor. Ama sanırım bahsettiğiniz bizatihi plak olarak satın alınıp, pek dinlenmeden kenarda köşede ortama biraz hava katacak şeklide faydalanılan plaklar. Arada mutlaka ki işin büyüsüne kapılıp plak almaya başlayanlar ya da bu anlatmaya çalıştığım ritüeli bir anlamda zor ve maliyetli bulanlar vardır; ancak toplam plak satışlarının çok büyük bir oranda doğru ve gerçek dinleyiciye gittiğini düşünüyorum. En azından Kontra Plak özelinde böyle olduğuna eminim. Eski yeni arasında net bir ayrım yapmak güç. Her türlü alıcı var; kimi elini yeni baskı sıfır plaklara değdirmezken kimi sadece onlara bakabiliyor. Ya da sadece kendi en iyilerini toplayan da var, kulağı her faklı yeni sese açık olan da. Ama özellikle son dönemde yeni çıkan Türkçe plakların daha hızlı satıldığını söyleyebilirim.

4) Ben duymadım ama şu an için hafiften iştah kabartan bir başlık olduğu aşikâr. Zira yurtiçinde dağıtıma giren tüm Türk müzisyen ya da grupların plakları yurtdışında farklı ülkelerde basılıyor. Ve biliyoruz ki bu üretim sürecinde plağa olan ilginin artışıyla zaman zaman ya daha kalitesiz işlerle ya da zamanlamada gecikmelerle karşılaşabiliniyor. Yurtiçinde kurulabilecek nitelikli bir fabrika hem bu tip problemleri ortadan kaldırır hem de maliyet avantajı yaratabilir. Burada iki noktanın altını çizmek isterim. Birincisi fabrika sadece bina olarak kurulunca iş bitmiyor tabii; orada çalışacak kalifiye insanları da istihdam etmek bir şart. Bir ikincisi de plak fiyatlarına ilişkin. Tamam plak pahalı vesaire ama maalesef plağa olan talebin artışını pazarı büyütmek, geliştirmek ve olgunlaştırmak için değil de kendi marjlarını maksimize etmek için bir araç olarak görenler de var. Fabrika da bu zihniyetin bir yansıması olacaksa, kanımca hiç olmaması daha iyi…


Kaan Düzarat - Analog Kültür

1) Biz de faaliyete başladığımız 2014’ten bu yana bu artışı gözlemliyoruz. Yılmadan plağı destekleyen ve tutkuyla takip eden, en zor zamanlarında bile plak alarak katkı sağlayan DJ’lerin ve tüm zorluklarla kendi albümlerini basmak için elini taşın altına koyan indie grup ve sanatçıların payı büyük. Burada kıpırdanmayı gören, trend’leri belirleyen mağazalar da yayılmasını hızlandırdılar. Urban Outfitters gibi mağazalar gömlek, ayakkabı yanına plak stand'ları da koydular son 7-8 senedir. Bu da trend olmasına katkıda bulundu plağın. Bunda bence hiçbir mahsur yok. Ergen yaşta üstbaş alışverişi için gittiği mağazada plakla tanışan, daha sonra ilgisi artarsa plak dükkânına yönelen bir jenerasyon oluştu. Ama neticede plak, plak dükkânından alınır.

2) Plakla birlikte anıları da almış oluyoruz. Bize anımsattıkları daha derin. Hediye edebiliyor, saklayabiliyoruz yıllarca. Üstelik sadece sesi değil, kapaktaki tasarımı, içeriği de almış oluyoruz. Ses kalitesi ve sıcaklığı da cabası.

3) Bizde yeni alternatif ve elektronik müziği de takip eden bir kitle de var. Bunun yanında hatırı sayılır bir Türkçe ‘60’lar ‘80’ler arası albüm ve 45’likler de yer alıyor. Yurtdışından bunları bulmak için gelen takipçilerimiz var. Ayrıca bunların edit'lerini takip eden, soran takipçilerimiz de var.

4) Konuyla ilgili bizim de hayallerimiz var. Umarız en yakın zamanda gerçekleşir her kim yapacaksa. Ülkemiz yeniden basılmayı hak eden birçok albüm ve tekliyle dolu. Yurtdışı bağlantılarının zorluğu nedeniyle herkes dışarda bastıramıyor haliyle. Gizli kalmış, fiyatı çok fırlamış birçok albüm ve teklinin yeniden dinleyici ile buluşmasına katkı sağlayacağı gibi en önemlisi de yerli yeni müziğin de kolaylıkla basılabilmesine, bağımsız müzisyenin de sesini duyurabilmesine olanak sağlayacaktır mutlaka. Ayrıca Avrupa’da sayılı olan plak fabrikalarında 3-6 ay gibi bekleme süreleri var. Bir nebze olsun bunu kısaltacaktır. Hatta sadece yerli değil, Doğu Avrupa ve Orta Doğu’dan da baskı için talepler geleceğine eminim.


Mete Avunduk – Vintage Records

1) Evet, elbette gözlüyoruz Amerika ve İngiltere’deki farklılaşmanın yansımaları zaten buradaki trend de.

2) Evet plak dijitale göre pahalı ama en azından bir ürün. Yani “dijital” diye kısaca isim verdiğimiz tüm o medyalar aslında birer ürün değiller. Bulut gibiler daha çok, hissiyatı olan ama tutulamayan “şeyler”. İnsanların seçiminde de işte bunun en öncelikli argüman olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.

3) Vintage Records’un müdavim/müşterilerinin daha çok dinleme odaklı olduğunu söyleyebiliriz. Daha çok klasikleşmiş, tartışmaya kapalı ya da Vintage Records’un seçkisine güvenen bir profile hitap ediyoruz.

4) Türkiye’de böyle bir yatırım yapılırsa en azından burada da bir plak endüstrisi var diye konuşabiliriz bundan sonra. Sonuçta şunu kaçırmamak gerek; müzik sektörünün beşiği olan ülkelerde plağa yöneliş bu endüstrinin işlemesi, bu sektördeki yatırımların, istihdamın devamı için bulunan en iyi çözüm oldu. Türkiye için de çözüm, sıkışan sektör için aynı olacaktır.
 

Salih Karagöz - Rainbow45 Records

1) Bahsetmiş olduğunuz verileri bizlerde bazı kaynaklardan öğrendik. Fiziksel satışların, özellikle plak satışlarının yeniden artışa geçiyor olması mutluluk verici. Ülkemizde müzik piyasası gün geçtikçe kan kaybediyor. Piyasada binbir emekle kendi kayıtlarını finanse etmiş ve albüm yapmak isteyen yüzlerce yeni müzik grubu ve yorumcu var. Dijital satışlar ülkemizde başından beri dikiş tutturamıyor. Yani bir gelir kalemi olmaktan çok uzak yeni grup ve sanatçılar için. Bulunduğumuz şartlar nedeniyle, yapımcılar albümlerini CD formatında bile piyasaya sürmekten korkar hale geldiler. Çünkü CD tüketimi de çok ciddi düşüşte. Öte yandan plak satışı deyim yerindeyse küllerinden yeniden doğdu. Biraz gecikmeli de olsa dünya trend’ine paralel olarak ülkemizde de plak satışı artmaya başladı. Özellikle 2000’li yıllara girildiğinde, plağa olan ilgi yurtdışındaki ilginin de ötesine geçti. Yabancı tabirle “BOOMING” yaptı. Hatta bu yüzden İstanbul’un sadece Anadolu yakasında 17 tane plakçı oluverdik. Plağın yükseliş trendinin bir süre daha devam edeceğini düşünüyoruz.
 
2) Evet plak fiyatları kanayan yaramız… Dijital kaynaklardan sunulan albümün tabii ki mekanik haklar ve telifler bazında bir maliyeti olsa da bir hammadde maliyeti yok. Öte yandan plak böyle değil. Bir hammadde ve kapak vs. maliyeti var ayrıca. Ve en önemlisi ülkemizde satışa sunulan birçok yeni yerli sanatçılara ait plaklar maalesef Türkiye’de fabrika olmadığı için yurtdışında üretilip, ithal edilerek satışa sunulmakta. Yurtdışında üretim maliyeti, işçilik, uluslararası nakliye, gümrükleme, gümrük komisyonları ve iç nakliye gibi masrafları düşününce bir plağın maliyetini dijital kaynaktan sunulan albüm ile kıyaslamak doğru olmaz. Buna rağmen müzikseverler plaktan dinlemeyi seçiyor. Bunun arkasında yatan çok farklı sosyal faktörler olabilir. Her şarkının alabildiğine çabuk ulaşıldığı ve bir o kadar da çabuk tüketildiği bir dünyada, sanırız dinleyiciye dayatılan kalite sorgulanmaya başladı zaman içinde. Hatta şarkı dinlemek yerine şarkının bulunduğu tüm albümü dinleme kültürünün de yavaş yavaş oturduğu bir kitle var artık. Aslında bu kitle bir şekilde hep vardı hayatımızda. Yani popüler kültürü benimsememiş ve her zaman daha sorgulayıcı ve temkinli kalmayı başarabilmiş bir kitleden bahsediyoruz. Plak dinleme trend’inin yükselişini bu kitlenin müziğe evrilmiş bölümüyle açıklayabiliriz. Bu arada çok şükür ki Issız Adam velvelesi sona erdi. Artık piyasada bu özentiyle plak alan kesim yok.
 
3) Tabii ki plak müşterileri arasında hâlâ arkadaşına hava atmak amaçlı ses sistemleri ve plak alanlar olacaktır. Fakat maliyetleri göz önünde bulununca biraz pahalı bir hava atma aracı. Bırakalım binde bir o tayfa da olsun aramızda. Fakat daha ötesi, kendisini cemiyette daha farklı konumlandırmak için çalışma odasına 1 sene içinde 1000 tane plak dolduran ve pikaplar alan müşteriler de yok değil. Bu profildeki insanlar hiç çalışmıyor olsa, yani haftanın her günü çalışma odasında müzik dinlemiş olsa, günde 5 albüm ve yılda 1000 albüm dinleyemezler zaten. Plağa olan yaklaşımlarının samimi olmadığını düşündürüyor bir an için. Diğer bir müşteri profili de herhangi bir müzik tarzı gözetmeksizin ilk baskı başyapıtları toplayanlar. Baştan söyleyelim bu kişilerin ekonomik durumunun çok iyi olması gerekiyor. Çünkü orijinal ilk baskı, hele bir yerli sanatçıya ait bir plaksa, ocakları söndürür J Burada arşivci müşteriler için önemli olan sevdiği tarz hariç arşive kattıkları plakları dinlemek yerine onlarla gurur duymaları ve bu gurur vesikalarını eş ve dostlarıyla paylaşmalarıdır. Teşhir etmekten hoşlanan bir kesim bir bakıma. Son olarak bizlerin en çok hazzettiği müşteri profiline gelelim. Bütçesi elverdiği ölçüde sadece dinleyeceği tarz plakları alan ve plaklarını akşam eve gelince heyecanla pikabına koyup keyifle dinleyen bir kesim. Bu plak severler için plak, kısa süreli bir hobiden öte, hayat boyu sürecek bir tutkudur. Plak dükkânları ile olan ilişkisi uzun süreli ve dostluktan ötedir.
 
4) Türkiye de plak fabrikası kurulacağına ilişkin bizlerde duyum alıyoruz. Hatta iştahı kabarıp bir plak fabrikası açmayı bir gözlük kılıfı imalathanesi kadar kolaya indirgeyen bazı kişilerin olduğunu şahsen biliriz. Tipik Şark kurnazlığı diyelim. Türkiye’de 1960’lı ve 1970’li yıllarda üretilen plağın ve kapağının kaliteli olmadığını ya da o zamanın şartlarıyla olamadığını belirterek söze başlamak isteriz. Bu yüzden 1989 yılında kapanan fabrikaların sonrasında, 30 yıl sonra ülkemizde bir fabrika açılacak olursa kendilerinden beklentimiz artık iyi bir AR-GE ve KALİTE KONTROL departmanlarının olmasıdır. Çünkü Türk plak dinleyicisi bunu kesinlikle hak ediyor. Açılacak işletme “Biz bu kadarını yaptık, yersen” mantığı ile gidecekse açılmasın daha iyi diye düşünmekteyiz. Öte yandan eğer uluslararası standartta üretim ve sunum yapacak fabrika açılırsa, inanın kendi üretimlerimizi de oraya kaydırmaktan ve tek kuruşumuzun yurtdışına çıkmasını engellemekten mutluluk duyarız. Yine de kârlılık olarak mantıklı mı diye soracak olursanız “Hayır,” deriz. Bir fabrikayı açma maliyeti, çalışanların maliyeti, devlete karşı yükümlülükler, işletme maliyeti, depo maliyeti, elektrik, su, ısınması derken bir fabrikanın Türkiye’de ayakta durabilmesi için mutlaka yurtdışı müşteriler bulması ve yurtdışından gelen taleplerle ayakta durması gerekmektedir. Geçen sene ülkemizdeki yapımcıların yurtdışında 100 adet albümü plak olarak ürettirdiğini ve hepsinin 1000’er adet basıldığını yani toplamda 100.000 adet plak basıldığını düşünürsek, bu rakamın gelirinin o fabrikanın sadece çalışanlarının maaşlarını bile ödemeyeceğinden eminiz. Tanrı yardımcıları olsun. info@kargamecmua.org