A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Post-Punk’ın Vay Canına Hali; BOLINE

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/115/4264" target="_blank" class="twitter">twitter

Post-Punk’ın Vay Canına Hali; BOLINE


Murat Mrt Seçkin
Bu sefer sanırım memleket sınırları içerisinde iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar insanın bildiğini düşündüğüm bir denize dalış yapacağız. Umarım yanılıyorumdur ve çok daha fazla insan Boline’den haberdardır. Çünkü her daim kulak dostum post-punk’ın bağımlılık yaratan huylarından biridir kendileri. Amatör ama dolu dolu bir kulağın fizik tedavisidir, değerlidir, baştacı edilesidir. Bir yandan da kendi adıma post-punk denen hastalığın tarifi için Joy Division, The Cure, Wire, Siouxie & The Banshees ve Wedding Present gibi isimlerin yanına koyabileceğim bir nevi sözlüktür. Aşağıdaki yazı bir albüm veya grup tanıtımından çok bu kelimeleri yazmaya çalışan kişinin, yani bendenizin gizli kalmış aşkını ilan etmesidir, taraflıdır, ara ara coşkun bir abartı ile soslanmıştır.

1.
Doksanların ilk yarısında bugün önü metal levhalar ile kapalı olan Moda Neşe Sokak'taki eski ikiz bir binada oldukça emrivaki bir şekilde yaşamaya başlamıştım. Hepimiz bir yandan deli gibi çalışırken diğer taraftan bohemliğin en âlâsını yaşamak için elimizden geleni yapıyorduk. Akşamüstleri kıt kanaat geçinmekten dolayı civarda izmarit toplama mesaileri yaparken, akşamları Alman alt kat komşumuzun can yakan plak arşivinin içinde boğulup içkilerimizi yudumluyor, geçmişi, geleceği, çoğu zaman da yok olmayı tartışıyorduk. O dönem herkes bir şeylerin peşindeydi. Kimi grup kurar, kimi kolektif bir atölyenin peşinde koşar, bazıları fanzine kafayı takardı. Bir yandan da tembelliğin garip bir şekilde üretkenlik ile öpüştüğü günlerdi.

İşte bu alt kat komşumuzun (Alfred) plakları arasında üç tanesi beni benden almıştı. Birincisi o zamana kadar sadece Kollaps ve O.T. albümlerini bildiğim (çünkü doksanlık kasedin birer yüzünde onlar vardı), kapağı ile beni benden alan Einstürzende Neubauten’in Haus Der Lüge’si, ikincisi daha önce hiç duymadığım, Sisters Of Mercy destekli Alman reggae, punk, indie vs. vs. ekibi Kastrierte Philosophen, üçüncüsü ise bu yazıya konu olan Danimarka’dan Boline.

Metal ve türevlerini dinlemenin en büyük anarşistlik sayıldığı, sert müziğe henüz milliyetçiliğin, bayrakların ve delikanlılığın bulaşmadığı güzel ama kurak günlerde birilerinin elinin altında bulunan, her zaman ulaşabileceğiniz garip seslerin olduğu bir arşive belki şans eseri, belki de karma sayesinde ben de balıklama daldım tabii ki. O dönem dinlediğim her şey zaten bir şekilde bu yazılara konu oluyor ama önüme gelene dinlettiğim halde kimse ile paylaşmak istemediğim Boline hep dolabın en değerli yerinde oldu.

2.
Hakkında çok fazla şeye ulaşamayacağınız, albümünü YouTube'dan veya şansınız varsa Soulseek’ten anca indirebileceğiniz, Discogs’ta ise birkaç adet plağını 30 avrodan başlayan fiyatlara edinebileceğiniz, modern materyal mezar soyguncularının deyişi ile “nadir” bulunan ekiplerden Boline, yetmişli yılların sonlarında Danimarka’da kurulmuş bir proje. Ben her ne kadar post-punk diye tanımlamayı tercih etsem de onlar kendilerini psy-jazz-rock diye tanımlamaktalar. Sıkıntı değil, üzerine ne etiket koysanız yakışıyor zaten kendisine. Bazı split ve kısaçalarlar dışında ekibin en bilinen kaydı ve yegâne albümü 1982 tarihli kendi isimlerini taşıyan kayıt.

Onbir şarkılık bu kayıt daha çok gruba da adını veren vokalist Boline’in arkadaşları ile histerik krizler sonucu kaydettiği melodik seslerden oluşuyor gibi. “Crimson Circle” gibi zıvanadan çıkmış bir garage-punk şarkısı ile açılan albüm, hemen ardından “Alliance” ile derin bir dalışa geçiyor. Sanki ilk şarkıda iskelede delicesine dans edip pogo yaparken ayağınız kayıyor ve çamurlu, yosunlu suya düşüyor, yukarı çıkmaya çalışıyorsunuz.
Sonrasında (“Grey Emminence”) uzunca bir mücadeleden sonra kafası dumanlı dostlarınızdan biri elini uzatıp çekiyor sizi. Biraz önceki boğulmayı hemencecik unutup elinizde şişeler dansa devam ediyorsunuz. İstese erken bir Nick Cave, Mark E. Smith baladı olabilecek “White Room” ile odanızda tek başına sallanmaya başlıyorsunuz. Salonda aileniz büyük ihtimal “Ne olacak bu çocuğun sonu?” diye korku ve endişe içinde göz ucuyla size bakıyor. A yüzünün son iki şarkısı “La Dot” ve “Appopomotox” ise zaten mental olarak bir şeyleri çoktan yitirdiğinizin kanıtı. Durum pek öyle toparlanabilecek gibi değil. İlk yüzün bitmesi biraz dinlenme için de fırsat tanıyacak ama dinlenmek isteyen kim, o da başka mesele tabii ki.

Diğer yüzde ise mekân tamamen değişmiş, daha yeşil, daha doğal ama bilmediğiniz bir cangılda yine koşturmaca halindesiniz. Önce “Hierophant” ile sakince deniz uçağından inip bilmediğiniz bu karaya ayak basar, ardından da “Tension” ile gri şehirde görmediğiniz binlerce canlının yarattığı kaosa hayranlık ile bakar, ne diyeceğinizi bilmeden koşturmaya, hiçbir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışırsınız. “Down Down” ile cangılın tam ortasındaki aktif volkanik tepede bir gece geçirir, dünyanın gürültüsünü kulağınıza taşırsınız. Sabahında “Odds” sayesinde hemen tepenin eteklerindeki kasabalılar ile kaynaşır, takılırsınız. İlla ki oraların meşhur bir sakinleştiricisinden tüttürüp el ele kol kola oynaşırsınız. “Chockage” ise kapanışta tüm bunların bir hayalden ibaret olduğunu ama yaşadığın endüstriyel ve betonarme hayatın içinde ne yaparsan yap boğulacağını hatırlatır. Boline umut vermez belki ama müzik umudu yaratmanda, inşa etmende yol gösterebilir. Güzeldir o yüzden.

3.
Boline’den bahsederken hemen sonlara bir ek yazmakta fayda var. Çünkü her ne kadar ulaşılması zor bir kayıt veya grup olsa da bağlı olduğu Karma Music kesinlikle gözardı edilmemesi gereken bir bağımsız plak firması. Multienstrümentalist ve aynı zamanda bu albümün de prodüktörü Tømrerclaus tarafından kurulan firma, bünyesinde Dansk rock demeyi tercih ettikleri pop-rock işler dışında avangard, deneysel, caz ve punk ekiplerini barındırıyor. Altmışlı yılların ortalarına kadar marangozluk yapan, sonrasında ise onlarca ekipte çeşitli enstrümanlar ile yer alan bir müzik adamı kendisi. 1976’da ilk önce stüdyo ardından da yapım firması olarak geliştirdiği Karma Music’ten karşınıza bir şeyler çıkarsa mutlaka kulak kabartın, şaşırabilirsiniz. muratmrtseckin@gmail.com