A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | HAYALİ KARDEŞİM JEFF

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/115/4263" target="_blank" class="twitter">twitter

HAYALİ KARDEŞİM JEFF


Tayfun Polat

10 yıl önce, Jeff Buckley’nin 10. ölüm yıldönümünde, kargamecmua’nın 5. sayısına “Hayali Kardeşim” başlıklı bir yazı yazmıştım. O sıralar mecmua yazar kadrosu çok sınırlı olduğundan pek çok sefer yaptığım gibi, kardeşim gibi sevdiğim iki dostumun isim ve soyisimlerini yer değiştirerek uydurduğum mahlas ile. Jeff Buckley’nin müziğiyle tanıştıktan bir süre sonra, 2007 yılına kadar her sene çoğunluğu Karga’da olmak üzere de 29 Mayıs günlerinde anma gecesi düzenledik, kabinde onun biricik eserlerini çalıp durdum. 10 yıldır ise yapmıyorum, yapmıyoruz artık. Bu sene, ölümünün 20. yılı. Ve 29 Mayıs gecesi tüm bina Jeff Buckley’ye kapatıldı. kargART Salonu’nda sevgili Ülkü Aybala Sunat “Jeff Buckley Şarkıları”nı seslendirirken, ben yine kabinde olacağım. Hayali Kardeşim ile dertleşeceğim ve hep beraber onun sesi ile arınacağız. Bu vesileyle, yıllar sonra bir Jeff Buckley yazısı daha yazmak gerekti.

Jeffrey Scott Buckley, 17 Kasım 1966’da Orange County, Kaliforniya’da doğdu; 29 Mayıs 1997’de Memphis’de, Mississippi Nehri’nde yüzerken boğuldu. Sadece bir stüdyo albümü (Grace) yapmış olmasına rağmen ‘90’larda yaşamış en mühim ve ilham verici müzisyenler arasında görülür. Annesi Yunan ve Fransız kanları da taşıyan Panamalı bir Amerikan, Mary Guibert, klasik müzik eğitimi almış bir piyanist ve çellist. İrlanda asıllı bir baba ve İtalyan asıllı bir annenin oğlu olan biyolojik babası meşhur Tim Buckley, 1975’te doz aşımından ölene kadar bir dizi kalburüstü psikodelik, caz, folk, fusion albümü yayınlamış bir şarkı sözü yazarı ve şarkıcı. Babasını bir kez, 8 yaşındayken görmüş, çocukluğu boyunca kendisini rock müzikle tanıştıran üvey babasının soyadını taşımış, sürekli müzik dinlenen, şarkı söylenen bir evin “Scottie”si olarak 12 yaşında müzisyen olmaya karar vermiş. 19 yaşında bir yıl kadar müzik teorisi eğitimi aldıktan sonra uzun süre pek çok farklı tarzlarda müzik yapan ekiplerde çalmış ve stüdyo müzisyenliği yapmış. 1990’da New York’a gelerek kendi müziğini üretmeye başlıyor. Hindistan ve Pakistan’ın Çişti sufilerinin Kavvali müzikleri, özellikle Nusret Fatih Ali Han, blues efsanesi Robert Johnson ve hardcore punk, müziğinin esin kaynakları.

1991 yılında babası için düzenlenen bir geceye davet edilmesi müzikal hayatını değiştirir. Gecede babanın terk ettiği oğluna ve sevgilisine yazdığı tek şarkı olan “I Never Asked To Be Your Mountain”ı (Senin dağın olmam hiç istenmedi) seslendirir. İlk defa topluluk önünde şarkı söylediği bu anın etkisi çarpıcıdır. Sahneye geri dönüp babasının 3 şarkısını daha söyler.

Bu etkileyici girişten sonra, Manhattan’daki ufacık bir café’de (Sin-é), Pazartesi akşamları, tek başına düzenli program yapmaya başlar. Şarkı söyleme ve gitar tekniği burada çaldığı kendi besteleri ya da folk, rock, caz, blues ve hatta klasik müzik cover’larıyla gelişir. 1993’te Live at Sin-é adında 2 kendi bestesi, 2 uyarlamadan oluşan bir kısaçalar yayınlayıp yavaştan Amerika’yı turlamaya, konserler vermeye başlar. (Daha sonra bu albümün genişletilmiş baskısı da çıktı.)

Artık sırada albüm vardır. Grace (lütuf, zerafet, teşrif etmek gibi anlamları yanında getirerek), 1994’te çıkar. Albümde bir Nina Simone (aslında James Shelton’a ait olan “Lilac Wine”), bir Leonard Cohen (“Hallelujah”), bir de Benjamin Britten’in A Boy Was Born operasında yer alan “Corpus Christi Carol” ilahisinin cover’ları haricinde, 7 Jeff Buckley şarkısı yer alır.

Bugünden geriye bakıldığında pek çok dinleyici oylamasında tüm zamanların en iyi albümleri arasında yer almış, dünya ölçeğinde 2 milyondan fazla satmış olsa da, ilk başlarda albümün satışları çok düşüktür. Kıymeti zamanla anlaşılır. Yine de Jeff, iki yıl boyunca dünyanın dört bir yanında, önemli festivallerde ve sahnelerde çalmaya başlar. Elimizde kalan çoğu kayıt, bu konserlerden kalanlar.

1996’ta adını “My Sweetheart the Drunk” koymayı düşündüğü ikinci albümü üzerine çalışmaya başlar. Memphis ve New York’ta birkaç kayıt alınır ama Jeff pek de memnun değildir. Çalışmaya, yeni şarkılarının farklı versiyonlarını 4 kanallı bir kayıt cihazıyla kaydetmeye devam eder. Süreç bir yıl kadar böyle ilerler. Nihayet “Tamam,” der. Grup üyelerini arar ve ertesi gün stüdyoya girmek üzere sözleşirler. O da biraz serinlemek ve kafayı dağıtmak üzere nehre yüzmeye gider. Hikâye böyle bitiyor.

Jeff’in otopsi raporunda vücudunda alkol ya da uyuşturucu bulunmadığı yazıyor. Zor bir yükü kafada bitirip, keyiften Led Zeppelin’in “Whole Lotta Love”ını söyleyerek, daha önce defalarca yüzdüğü durgun suya giriyor. Oradan geçmekte olan bir römorkörün akıntısına kapılıp bir daha çıkamıyor.

Eldeki kayıtlar, bitmemiş halleriyle ve annesinin izniyle Sketches for My Sweetheart the Drunk adıyla 1998’de yayınlandı. Grace’in 10. yılında, 2004’te Legacy Edition yayınlandı. Burada bir bonus CD daha var. 2016’da da iki yeni şarkıyla birlikte 8 cover’ının yer aldığı You and I yayınlandı. Eldeki tüm konser kayıtları ve cover’lar ve kendi şarkılarının çeşitliliği, farklı türlerdeki onlarca farklı şarkıyı kendine mâl edişi, kendi şarkılarındaki türler arası gezişleri biraraya getirilip düşünüldüğünde, Jeff’in müzikal bilgisi ortaya çıkıyor öncelikle. Bob Dylan’ın bile “Zamanın en iyi söz yazarı” dediği bir şarkı yazma kabiliyeti de söz konusu elbet.

Ama esas, sesi. Bir gün onu dinlerken bir arkadaşım dedi ki; “Eğer gerçekten de peygamberler sadece konuşarak, ses tonlarıyla insanları etkileyebiliyorlarsa, Jeff Buckley de peygamber olmalı.”

Ben kendisinin müridi değilim. Bana hep yarım kalmayı, muazzam bir müzisyenin yapamadıklarını, her an ölebileceğimizi hatırlatıyor. Buradan bir din çıkmaz. Ama beni her dinleyişimde kendime getiriyor. Sadeleştiriyor. Ertelemelerimi hatırlatıyor.

“So Real”, “Dream Brother”, “Eternal Life”, “Last Goodbye”, “Nightmares by the Sea”, “Everybody Here Wants You”, “Satisfied Mind” ve “Hallelujah”. Şarkı isimlerine bak.

Ay yeterince uzun kalmak istiyor,
bulutların beni uzaklara uçurması için.
Sanırım zamanım geliyor, korkmuyorum, ölmekten
Solan sesim aşkı söylüyor
Ama o ağlıyor tıkırdamasına
Zamanın,
” diye başlamıştım ilk yazıya. Onun ilk albümünün ikinci şarkısı “Grace”e başladığı gibi.

Jeff sana anlatır. tayfunpolat@hotmail.com