Ne Oluyor(du)? - II


Tertip Kabal - Tayfun Polat

Peki Şu An Ne Oluyor?


Gelelim işlerin değiştiği noktaya. 2007 Aralık’ında başlayıp 2009 Haziran’ında biten Mortgage Krizi. Bu tarihe kadar uluslararası finansın gelirleri gün be gün artmaktayken yaşanan global kriz sonrası devlet bürokrasileri tarafından faizlere yapılan müdahalelerle paradan para kazanma durumuna dur deniliyor. Bu yeni bir sürecin ve yeni bir savaşın başlangıcı.

Yandaki grafikte, dünyanın gelişmekte olan ülkelerinin 2008 sonrası hazinelerinin 2 yıllık borçlanma faizlerinin seyri yer alıyor. Faiz oranlarının düşürülmesiyle uluslararası sermayenin gelirleri bıçak gibi kesilmeye başlıyor bu tarihten sonra. Ve ilginçtir, ülkeler ne kadar çalkalanırsa çalkalansın, ekonomik istikrar bozulmuyor. Rusya, Çin, Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Meksika, Polonya hemen hemen aynı seyirde gidiyor. Büyük ekonomiler Fransa ve Almanya’da var grafikte. Seyri karşılaştırabilelim diye. Bu ülkelere darbe üstüne darbe geliyor. Brezilya’da, Meksika da Fransa’da halk sokaklarda, Polonya’da 2010 yılında devlet başkanı dahil tüm üst düzey bürokratlar ve politikacılar uçak kazasında ölüyor, petrol fiyatları düşürülerek Rus ekonomisine müdahalede bulunuluyor... Türkiye’nin halini gayet iyi biliyorsunuz. Bu devletlerin bir ortak noktası daha var, her birinin başındaki politikacılara diktatör deniliyor. Ama tüm bunlara rağmen bu devletlerin ekonomileri sarsılmıyor.

2013 YILINDA TÜM ÜLKELERDE FAİZ ORANLARI EN DÜŞÜK SEVİYELERE DÜŞÜYOR. AYNI YIL BREZİLYA’DA, GÜNEY AFRİKA’DA, MEKSİKA’DA, ALMANYA’DA, FRANSA’DA ORTALIK KARIŞIYOR. SOKAK HAREKETLERİ, BOMBALAMALAR, GETTO İSYANLARI... TAKİP ETMİŞSİNİZDİR ZATEN ÇOĞUNU. ÇÜNKÜ BİZ DE GEZİ’DEYDİK.

Enteresan bir veri daha var grafiklerde, 2013 yılında tüm ülkelerde faiz oranları en düşük seviyelere düşüyor. Aynı yıl Brezilya’da, Güney Afrika’da, Meksika’da, Almanya’da, Fransa’da ortalık karışıyor. Sokak hareketleri, bombalamalar, getto isyanları... Takip etmişsinizdir zaten çoğunu. Çünkü biz de Gezi’deydik. Ve benzer ayaklanmaların hepsini coşkuyla izliyorduk. Peki 2013’te ne olmuştu? Önce 2010’da ne olduğunu hatırlayıp devam edelim, referandumla HSYK atamaları belirlendi ve Gülen kadrolaşması adalet sistemini ele geçirdi. Yılın başında Taraf Gazetesi tarafında gündeme getirilen Balyoz Darbe planı, Haziran ayında davalara taşındı ve HSYK atamaları sonrasında cezalar yağdı. 2011 Aralık’ında Roboski Katliamı yaşandı. 2012’de Ergenekon Davaları birleştirildi. Ve 2013. Ocak ayında hükümet çözüm sürecini başlattı. Hemen ardından Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez öldürüldü. Cumhuriyet tarihinin en düşük faiz oranlarının yaşandığı dönemde, 1 Mayıs’ta polisin orantısız güç kullanımı, 6 Mayıs’ta Beşiktaş taraftarlarına saldırması, 11 Mayıs’ta Reyhanlı Saldırısı yaşandı. Halkın büyük bir kısmı iktidara ateş püskürmeye başladı. Ve Gezi. Polisin emriyle çadırları ateşe verilen Gezi nöbetçilerine uygulanan şiddet, halkın içkisine, kadının kaç çocuk doğuracağına, özetle kişisel hak ve özgürlüklere yapılan üst üste müdahaleler, bir kıvılcımı ateşledi ve kimsenin beklemediği ölçekte bir tepki doğdu. 2 gün ortalıkta olmayan dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk açıklamasını hatırlayanımız var mı? “Faiz lobisi” demişti. Hepimiz çok gülmüştük. Şimdi grafikte aynı tarihlere denk gelen zıplamaya bir bakınız.

Aradan üç yıl geçti. Bu üç yıl boyunca “artık bu kadarı olamaz” diyeceğimiz hiçbir şey kalmadı. Şaşırmayı unuttuk. Sürekli ekrana bakarak ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Anladığını düşünenlerin çoğu büyük yanılgılar içinde. Ha, tekrar etmek gerekirse, bütün dünyada durum aynı. Olanlar bize özgü değil. Lakin coğrafya gereği, tüm yolların kesişim noktasında olmak, Türkiye’de olan biteni biraz daha önemli hale getiriyor. Devletler koalisyonu ile uluslararası sermayenin güç savaşının ortasındayız. Görünen o ki, yeni bir soğuk savaş dönemi, yani sosyal devlet dönemi geliyor. Sermaye de bunun gerçekleşmemesi için bütün kozlarını oynuyor. Bütün mekanizmalarını çalıştırıyor.
Kültür ekonomisi lafını burada bir daha hatırlayalım. Uğruna yılların mücadelesini verdiğimiz kavramlar bu savaşta hamleler oldular çünkü. 

Cesaret. Şimdi doğru bildiğimiz her şeyi, inandığımız her ismi sorgulamaya cesaret etme zamanı. Zaman, her yolun mübah olduğu bu savaşta oyunun piyonları haline getirilerek içi boşaltılan kavramlara anlamlarını yeniden kazandırma zamanı. Özgürlük, insan hakları, ekoloji, kadın hakları...

100 yıllık bir dönemi birkaç sayfaya sığdırmaya çalıştık. Detaylara girdiğimizde her tarihsel olayın ekonomik bir karşılığını bulabileceğimizi söyleyebiliriz. Önümüzdeki sayıdan itibaren de detaylarla devam edeceğiz... info@kargamecmua.org