Yeni Dünya; Wild Beasts


Utkan Çınar

Indie müzik tarzının 10 yıl önceki gücünde olduğunu söylemek zor. Bir zamanın Animal Collective, Grizzly Bear gibi isimlerinin albümleri çok da heyecanlandırmıyor artık. Wild Beasts de ilk çıktığında bu ekiplere yanaştırabileceğimiz başarılı indie pop gruplarından biriydi. Hayden Thorpe ve Tom Fleming gibi iki tane güçlü vokalleri ve fazla komplike olmayan, kendilerine has bir sound’ları vardı. 10 yıllık sürede hepsi üst kalite 4 tane albüm yayınladılar. Sürekli olumlu yönde gelişen müzikleri onları ortamdaki en heyecan verici gruplardan biri yapıyordu. Yeni albüm Boy King ile ise neredeyse Radiohead’in OK Computer’dan Kid A’ye geçişi gibi bir radikal hamleyle, ilk kez Amerika’da, anaakım pop diyebileceğimiz bir albüm kaydettiler. Böyle şaşırtıcı değişimleri sevmek lazımdır aslında. Ama Boy King için bu geçerli mi?

 
İngiltere Kendal’da “hafif çatlak ve efemine bir art rock grubu olarak” kurulan ve ilk gençlik döneminden beri beraber çalışan ekip ilk 45’liklerini tam on yıl önce “Brave Bulging Buoyant Clairvoyants” adıyla yayınlamıştı. Grubun beni ve çoğunluğu yakalaması ise “The Fun Powder Plot” isimli şarkılarıyla oldu. 2. albümleri Two Dancers’ın açılış şarkısı olan 45’lik o dönem Karga kabinde de sık sık duyabileceğiniz bir şarkıydı. Daha 2. albümlerinde özgün Wild Beasts sound’u diyebileceğimiz bir şeyi duyabiliyorduk. 2. albümden sonra gelen Smother ve Present Tense ile birtakım hayranlarını kaybetmiş göründüler. Ama daha geniş bir kitleye seslerini de duyurmaya başlamışlardı. Present Tense, devamlı olarak bir önceki albümünden fazla satan (gerçekten de daha iyi albümler yapan) Beasts’in şu ana kadarki zirvesi oldu. Daha dışarıya açık, güçlü ve çekingen ama tadında synth darbeleri ve Leo Abrahams gibi önemli bir prodüktörün katkısıyla modern bir başyapıttı.Boy King’e gelelim. 2. albüm sendromunu kolay atlatan Wild Beasts şimdi de başarılı olandan bir sonraki albüm sendromundaydı diyebiliriz. Dallas’ta indie müzik üzerine epeyce dolu bir CV’si olan prodüktör John Congleton ile çalıştılar. İlk defa İngiltere dışında ve Amerika’da kayıt yapma seçimlerinin doğal bir sonucu olarak da seslerini de yükseltmişler. İlk 45’lik “Get My Bang” rahatlıkla bir Justin Timberlake* şarkısı olabilirmiş. Ardından gelen, aslında fena da olmayan, “Big Cat” işkillendirmeye başladı. Evet synth’lere dalacaklarının fikrini veriyorlardı önceki albümlerinde ama “çok satan” bir pop albüm yapmaya mı çalışıyorlardı? Üçüncü 45’lik “Celestial Creatures” biraz korkuları dindirdi. Wild Beasts’in en iyi şarkılarından biri vardı karşımızda. Bu anda, albümü dinlememişken geri kalan şarkılar Present Tense’in tınısına daha yakındır diye umut ediyordum. Maalesef bu gerçekleşmedi. Wild Beasts tamamen synth ve disko beat’leriyle dolu bir albüm yapmıştı. Depeche Mode’u hatırlatan “Alpha Male”, klişelerle dolu “Tough Guy” gibi şarkıları nereye koyacağımı bilemedim. Tabii Hayden Thorpe’un dediğine göre 15 yıldır yapmaya çalıştıkları albümü yapmışlar; “Böyle konuşmayı sevmediğimi bilirler ama bence bu başyapıtımız.” Hmmm. Gerçek Wild Beasts buyduysa son günlerin popüler deyişiyle “kandırıldık” diyebilirim. Albümde gene de yer yer NIN’i de hatırlatan ustaca elektronikler var. Tom Fleming’in Tindersticks ve The National’a yakın vokali yerine daha geniş ve “ilginç” olan Thorpe’un falsetto’sunun bu köşeli hit’lere daha çok yakıştığı kesin. Ama Fleming’in aralarda vokali devralması Thorpe’un yorucu olabilen vokalinden bizi koruyordu. Albümde Fleming’in söylediği daha minimal (ama maalesef çok yüksek davulların arkasında kaybolan) “Ponytail” fena değil.  Thorpe’un “Bu albüm romantik değil, aşk şarkıları yok. Bolca seks var. Ama kendinden tiksinmenin, mazoşizmin prizmasından geçen seks” açıklaması gayet rock n’ roll aslında. Tavırları (ve klipleri) da öyle. Ama Wild Beasts’i dinlediğinizde bundan önce şarkıların kalitesine bakıyorsunuz. Boy King bunu karşılamıyor. Ayrıca canlı da seyretme şansı bulduğum grubun şu ana kadarki şarkı listesi ister istemez büyük festivallerde çok işlemiyordu. Şimdi bu albümdeki “yüklü” şarkılar sayesinde canlı olarak da daha heyecan verici bir grup olabilirler. Bu da günümüzde ekmeğini canlı performanslardan çıkaran gruplar için elzem. Bu ay başlayacak turneleri önemli bir test olacak.
 
İyi pop ile “popülist” pop arasında ince bir çizgi var. Tame Impala bunu becerebilirken Primal Scream pek beceremedi son işleriyle. Wild Beasts de bu albümde bu çizginin “kötü” tarafına yer yer girip çıkıyor. Albümü şimdilik eleştirmenler sevmiş görünüyor. Halk ise -YouTube yorumları diyelim- çok mutlu değil. Gene de hem sahnedeki dönüşümlerini hem de bundan sonra izleyecekleri yolu takip etmek keyifli olabilir.
 
*Bunu bir aşağılama olarak almayın. Timberlake’in Timbaland ile kotardığı FutureSexLoveSounds’un anaakım pop tarihinin en iyi işlerinden biri olduğunu düşünürüm.
 
YN: Bu arada albümün özel edisyonları “Boy King Trash” adlı 20 dakikalık bir şarkıyla bitiyor. Adından da anlaşılacağı üzerine albümün kayıt sürecinin bir pastişi. Albümden daha güzel tınlayan yerleri olduğunu söylemek lazım. Cesurca da bir hareket şarkıların fikir aşamalarını göstermeleri.
YN2: Tırnak içindeki ifadeler Wild Beasts’in Independent’a verdiği röportajdan alınmıştır.

Wild Beasts Playlist:
.The Fun Powder Plot
.Daughters
.Reach a Bit Further
.Celestial Creatures
.Nature Boy
.End Come Too Soon
.Big Cat
.Sweet Spot
.This is Our Lot

khgv@hotmail.com