Neye?

Ekrana baka baka birbirimizi suçlayıp durduğumuz ve atomize olarak birilerinin ekmeğine yağ sürdüğümüz bir sürecin daha ortasındayız. Size bir havadis, hangi durumda kaçacağımıza, hangi durumda saldıracağımıza, hangi durumda donup kalacağımıza beynimizin limbik sisteminin bir parçası olan amigdala adında iki adet badem büyüklüğünde organ karar veriyor. Durumlar değişebilir, ama bu durum değişmiyor. Amigdala yeri geldiğinde üst beyinin (korteks) akıl yürütmesini engelleyerek duruma el koyuyor. Duyguları yönetiyor. Hatta birini ilk gördüğümüzde ona güvenip güvenmeyeceğimize mimiklerini hafızadaki tüm verilerle karşılaştırarak karar veren de, duygudurumumuzun yüzümüze yansımasını kontrol eden de bu iki bademcik. Yani birbirimizi ekran karşısında donup kalmakla ya da korkaklıkla suçlarken ya da cesaretini överken bunu hiç unutmayın e mi? Çünkü siz de aynısınız. Sadece duygusal hafızanızda biriktirdikleriniz farklı.
 
Böyle bir girizgâh yapmamızın bir sebebi daha var; dosya konumuz. Sanki biliyormuş gibi aylar önceden bu sayının dosya konusu olarak “cesaret”i seçtik. Sayı için çalışmaya başladığımız günlerde de bir darbe girişimi sonrasında ülke karıştı, yine. Böyle olmasa muhtemelen başka bir içerik ile karşınızda olacaktık. Ama bu ortamda bir “cesaret” sayısı yapmanın anlamı farklılaştı. Son birkaç yılda yineleyip durduğumuz yeni bir yaşam, yeni bir dil, yeni bir siyaset biçimi inşa etmenin önemi daha da belirginleşti. Ve bildiğimiz her kavramı, herkesi, her kurumu sorgulamaya cesaret etmenin tam zamanı. Amigdalalarımızın donup kalmak ya da kaçıp saklanmak yerine mücadeleyi seçmesi de bizim elimizde. Çünkü kararı duygusal hafızaya bakarak veriyor. Ve hafızamızı yeni fikirler ile doldurmaya başlamanın zamanı artık. Buna cesaret etme zamanı.
 
Bolca yeni katılımcımız var bu sayıda; dosya sayımıza yazılarıyla katkıda bulunan Elvan Kıvılcım ve Vartan Estukyan, Tayfun Polat ile “Ne oluyor(du)?” serisine başlayan Tertip Kabal, bu seride kullanılan grafikleri sağlayan Mehmet Emin Yıldız, son dönemde memleketin en iyi çizerlerinin mecmuaya kapak yapması serisindeki büyük eksiğimizi bu sayıda gideren Ethem Onur Bilgiç ve sayfanın kargasını gönderen Karga ailesi üyesi Melis Sevinçli.
 
Eskidi ve etkisini yitirdi tüm sözler.