Gözü Yükseklerde - Jeff Nichols


Utkan Çınar

Bir oyuncu bir yönetmenin kariyerini ne kadar belirler? Michael Shannon’un Jeff Nichols’un şu anda olduğu noktaya gelmesindeki payı ne kadardır? Baktığınızda Nichols’un filmlerinin Shannon olmadan bu kadar iyi olması zor diyebilirsiniz. Nichols’un Shannon’u gördüğü an “tüm filmlerimde oynayacak” dediğini duyana kadar. Set çalışanlarına annesinin yiyecek hazırladığı günlerden, 20 milyon dolarlık Warner Bros. yapımlarına, yönetmenlik için görece genç yaştaki (37) Nichols’un kariyer başlangıcı şu ana kadar oldukça etkileyici.

Bu biraz da kariyerinin başlangıcındaki Scorsese-De Niro birlikteliğine benziyor. Naçizane görüşüm olarak en iyi filmlerini De Niro’yla beraber Taxi Driver, King Of Comedy, Raging Bull yaptığını düşünürüm hep. Jeff Nichols da şu ana kadar izleyebildiğimiz tüm filmlerini Shannon ile yaparken kendine oldukça yüksek bir çıta koydu. Shannon’ı, Eminem’in filmi 8 Mile’da küçük bir rolde gördüğünden beri kontratlarına şart olarak koyuyor. Şimdilik 5’te 5 ile devam ediyorlar.
 
Nichols’un bazılarına itici gelebilecek bir yanı ise güncel olana hep yakın olması. Shotgun Stories ve Take Shelter’da dönemin “iyi” Amerikan bağımsızlarının da peşinden gittiği Güneyli gotiği tarzının en iyi örneklerindendi. Mud ise Matthew McConaughey’in varlığı ile en çok duyulan filmi oldu. Film, Nichols’un ileride başına dert olabilecek filmlerini geniş kitlelere ulaştırma derdinden kaynaklandığını düşündüğüm “pozitif” sonu (o da benim kıllığım olsun) ve şimdiden bakınca hafif alaycı olmadan izleyemediğimiz McConaughey dışında gayet iyiydi. Nichols’un filmlerindeki fon gökdelenler yerine geniş ormanlar, şehirler yerine küçük kasabalar, sessizlik ve gizem. Yeni dönem Rus sinemasının yetenekli isimlerinden Alexander Zvyagintsev’in işlerini ve buralardan Emin Alper’in Tepenin Ardı’sını düşündüğünüzde aslında birbirlerine çok uzak olmadıklarını görüyorsunuz. Bir Amerikalı yönetmen olarak tabii ki onlar kadar politik arka plana sahip değil ama bunu da hoş görebiliriz. Filmlerindeki sosyo-kültürel hava hiçbir zaman kazanma-kaybetme ya da iyi-kötü ayrımına girmiyor.
 
Festival’de izlediğimiz yeni filmi Midnight Special’da ise Nichols, aslında Take Shelter’da da ipucunu verdiği bilim kurgu damarına giriyor. Ama hiç de tahmin edebileceğiniz gibi değil. Öykünün bilim kurgu kısmını yan hikâye olarak bırakarak, açıklamalar getirmeyerek gene insan öğesinde kalıyor. Ve bu, kusturma noktasına gelen çizgi roman uyarlaması çağında eski ekol diyebileceğimiz ama kamerası ve efektleriyle gayet modern bir çalışma çıkarıyor ortaya. Filmdeki Spielberg ve Carpenter etkisini kendisi de dile getiren Nichols, bilim kurguyu çok cesur bir şekilde kullanıyor. Film ikonik kadrajlara ve bu tarz işlerde çok da alışık olmadığımız, iyi filmlerde görmeye alıştığımız Joel Edgerton, Kirsten Dunst, Adam Driver gibi isimlerin başarılı, düşük tonlu oyunculuklarına da sahip. Ama bu cesur tavır Nichols’un dileği olan, daha büyük projeler için düşünülmesini zorlaştıracaktır. Zaten Aquaman için adı geçtiğinde; Warner Bros. ile çalışmasına rağmen Midnight Special’da neredeyse tüm kontrolün kendi elinde olduğunu ama DC evreninde bir filme kalkıştığında zaten hareket halinde olan bir trene atlamak gibi olacağından bahsediyor. Bilim kurgu da yapsa gerçek yaşamı, hikâyesinden koparmıyor.
  
Yeni filmi Loving Cannes’da prömiyerini yaptı ve iyi de eleştiriler aldı. 1950’lerde evlenen siyah bir kadınla beyaz bir adamın adalet mücadelesi konu alan film, hikâyesini de gerçek bir olaydan, 1967 yılındaki Loving vs Virginia davasından alıyor. Bir yılda iki film! Umarım o da beklediğimiz gibi çıkar ve aslında yerlerde sürünen Amerikan sinemasında gerçekten ilgi çekici işler yapan yönetmenlerden biri olarak yoluna devam eder.

3 yıl evvel gene bu sayfalarda tanıttığımız Michael Shannon’ı Mud’dan beri The Iceman, 99 Homes, Young Ones gibi gayet iyi filmlerde izledik. Oyunculuğu bir yana seçimleri de oldukça sıra dışı. Sırada onu Elvis olarak görmek de var. (YouTube’de grubuyla beraber şarkıcılık denemelerini de görebilirsiniz.) Yüzümüzü kara çıkarmadı. Etraftaki en heyecan verici oyunculardan. Henüz Nichols 24 yaşındayken tanışmaları üzerine “Menajeriniz ilk filmini çekenlerle çalışma der ama Nichols ile konuştuğumda ne yaptığını bilen biri olduğu izlenimini almıştım,” diyor Shannon. Haksız da çıkmamış.

khgv@hotmail.com