Gerçek Nerde Biter, Kurgu Nerde Başlar: The Jinx (2015)


Murat Kızılca

Netflix dizilerinden Making a Murderer’ı (2015) izledikten sonra aklıma düşen ilk cümle “Bu hayatımda izlediğim en korkunç şeylerden biri” olmuştu. Wisconsin eyaletinin küçük kasabalarından birinde, Manitowoc County’de yaşayan Steven Avery’nin başına gelenleri belgesel formatında aktaran dizi, izleyeni dehşete düşürmekle kalmıyor, zaten kısıtlı olan adalet inancını da dinamitleyip kökten yok etmeyi sağlıyordu. İşlemediği bir suç yüzünden, dile kolay, 18 yıl hapis yatan Avery, 2003 yılında serbest bırakıldıktan sadece iki sene sonra bu sefer de cinayet suçlamasıyla yargılanmaya başlar. Tabii bu süreçte Manitowoc County’ye boşa yattığı yıllar için 36 milyon dolarlık tazminat davası açtığını da belirtmek lazım. Cinayet davası iki sene sürer ve ortada çok ikna edici deliller olmamasına rağmen Avery suçlu bulunur ve tekrar hapishaneye döner. Laura Ricciardi ve Moira Demos, Avery’nin başına gelenleri öğrendikten sonra bunun iyi bir belgesel konusu olacağını düşünerek 2005 yılında çekimlere başlar ve tam on sene süren çekimler sonunda ellerinde bir hayli malzeme birikir. Netflix ile anlaşan ikili, belgeseli dizi formatında kurgulamaya karar verir ve on bölümlük Making a Murderer ortaya çıkar.

“Docu-drama series” olarak sınıflandırılan gerçek hayat hikâyeleri son yıllarda Amerika’da bir hayli popüler. The Jinx ya da tam ismiyle The Jinx: The Life and Deaths of Robert Durst de aynı sınıfa giren bir belgesel dizi.
 
Andrew Jarecki, 2010 yılında başrollerinde Ryan Gosling, Kirsten Dunst ve Frank Langella’nın yer aldığı All Good Things isimli filmi çeker. New York’lu milyonerlerden Robert Durst’ün ve 1982 yılında gizemli bir şekilde kaybolan karısı Kathleen McCormack’in gerçek hayat hikâyelerinden serbest bir şekilde uyarlanan film, Robert Durst’ün ilgisini çeker ve filmi izledikten sonra yönetmen Jarecki ile irtibata geçer. Yıllardır kimseye röportaj vermeyen ve gözlerden uzak bir hayat süren milyoner, niyeyse bir anda konuşmaya karar verir. Jarecki, bu fırsatı kaçırmak istemez ve röportajların etrafını süsleyerek bir dizi haline getirmeye karar verir. Jarecki ile Durst, ilk olarak 2010 yılının sonunda biraraya gelir ve üç gün süren bir dizi röportaj gerçekleştirir.
 
Dizinin kurgusunun çok başarılı olduğunu söylemeliyim. The Jinx, 2001 yılında karaya vurmuş ceset parçalarının polis tarafından bulunmasıyla başlar. Kol ve bacak eklemleri ile boyun bölgesinden kesilerek parçalara ayrılmış cesedin başı hariç bütün parçaları bulunur. Polisin yaptığı araştırmayı birinci ağızdan aktaran dizi, cinayetin Robert Durst’e bağlanmasını, Durst’ün kaçışını, yakalanmasını ve akabinde gelen cinayet davasını bütün detaylarıyla verir. İkinci bölümden itibaren Durst’ün çocukluğuna dönen dizi, bu sefer kronolojik biçimde hayatını aktarmaya başlar ve günümüze kadar getirir. Durst ile yapılan röportajları ilgili yerlere serpiştiren dizi, olaylarla bağlantılı kişilerle yapılan röportajları, TV ve gazete haberleri ile birlikte verirken, anlatısını canlandırmalarla da destekler.
 
Jarecki ve ekibi, dizi tamamlanmak üzereyken daha önce polisin gözden kaçırdığı önemli bir kanıt ele geçirir. Robert Durst ile son bir röportaj yapıp bu kanıt hakkında birkaç soru sormak isterler ama Durst konuşmak istemez. Daha sonra başı polisle derde girer ve dizi ekibinin yardımına ihtiyaç duyar. (En azından dizide bu şekilde verilir.) Bu gelişmeden sonra son bir kez Jarecki ile görüşen Durst, dizinin final bölümündeki bombasını patlatır.
 
İnsanın kanını donduran bir hayat hikâyesi sunan The Jinx, tamamen gerçek olaylardan beslendiği iddiasında ama bazı kısımlar beni huylandırmadı değil. Ayrıca ortada bir de etik olup olmadığı tartışılan bir durum söz konusu. Jarecki’nin Durst hakkındaki önemli kanıtı bulma tarihi ve son röportajı yaptığı tarih hakkında birtakım spekülasyonlar mevcut. Kanıtı iki seneden fazla bir süre elinde tuttuğu ve dizi tamamlandıktan sonra polise verdiği iddia ediliyor. İşin ilginci Robert Durst, bu kanıt sayesinde 14 Mart 2015’te tutuklandı ve dizinin final bölümü de hemen ertesi gün, 15 Mart 2015’te yayınlandı. Tesadüf olamayacak kadar yakın tarihler!
 
Bu iddialar karşısında New York Times, CBS This Morning ve Good Morning America’ya konuşan Jarecki, tatmin edici cevaplar veremedi ve 16 Mart 2015’ten sonra bu konu hakkında hiçbir soruyu cevaplamama kararı aldı.
 
Her ne olursa olsun The Jinx, çok etkili bir dizi. İçinde yaşadığımız dünyayı tarif etmek (belki de anlamsızlığını anlamlandırmak) adına önemli verilerle dolu. Güzide demokrasilerde hukuk sisteminin nasıl adilane çalıştığına birinci elden tanıklık etmek isteyenler, Making a Murderer ile beraber paket halinde izleyebilir.
 
Mark Twain’in çok sevdiğim şu özdeyişini alıntılamanın tam zamanı galiba: “Gerçek, kurgudan daha acayiptir, çünkü kurgu olabilirlikleri gözetmek durumundadır, gerçeğin öyle bir zorunluluğu yoktur.” mkizilca@gmail.com