Onları Sevmelisiniz - Red Hot Chili Peppers


Utkan Çınar

Red Hot Chili Peppers uykusundan uyandı. 2000’deki Californication’dan sonra orta karar albümlerle yoluna devam eden grup 5 yıl aradan sonra yeni işleri The Getaway’i yayınladı. Onları rock tarihine sokan 1991 tarihli Blood Sugar Sex Magik albümünden beri ilk defa Rick Rubin dışında bir prodüktörle çalışıyorlar. Gnarls Barkley, The Black Keys, U2, Norah Jones ve Beck gibi isimlerle çalışmış ve son on yılın en revaçta isimlerinden Danger Mouse’u seçmişler. İlk 45’lik “Dark Necessities”in ilk saniyelerinden itibaren bir değişim hissediliyor. Biz de hem bu yeni albüme hem de grubun 30 yılı geçen kariyerine bir bakış atalım istedik.

Bir aralar, 2000’lerin başlarında sabah uyanır uyanmaz pozitif bir ruh haline geçmek için o albümden “Around the World”, “I Like Dirt”, “Can’t Stop” gibi şarkıları dinleme rutinim vardı. Kesinlikle işe yarıyordu. Red Hot Chili Peppers (RHCP), trajediler yaşamasına rağmen zaten rock’ın her zaman güneşli yüzünde kaldı. Hali hazırda güneşli bir yerden, Los Angeles’tan gelmeleri olsa gerek bunun nedeni. 1983’te kurdukları grup enteresan bir şekilde aralıksız gitarist değiştirmek zorunda kalma talihsizliğine uğrasa da rock n’roll soyağacında herhangi bir türün altına yerleştiremeyeceğiniz, kendi başına bir müzik türü olabilecek işler çıkardı.
 
Kariyerlerini Blood Sugar Sex Magik öncesi-sonrası diye ayırmak yanlış olmaz. Grubun ‘80’lerdeki albümleri çok daha gürültülü, punk-metal-funk’ın birleşimi şarkılarla dolu. Ama yetenek hep orada. 1984’ten, YouTube’de ilk televizyon performansları olarak yer alan bir “Get Up and Jump” kaydı var ki... (Flea’nın inanılmaz çaldığı.*) Aralarındaki favorim The Uplift Mofo Party Plan oldu. Tam uçuk kaçık ergenler sürüsü halleri, çıplak konserlere çıkmalar vs. en eğlenceli zamanları aslında. Ama biraz da “şaka” olarak görüldükleri zamanlar. 1980’lerdeki ilk canlı performans videolarına baktığımda en çok ilgimi çeken o dönem daha emekleme devresinde olan hip hop’un da öncüllerinden biri olduklarıydı. Evet funk, punk ve metalin birleşimi olarak basitçe adlandırmak daha doğru belki ama Kiedis’in vokalleri şimdi çok doğal gelse de o zaman için gayet yeni.
Gitarla ilk ilgilendiğim zamanlarda ise “Under the Bridge”in riff’i beni en çok etkileyendi. Ne kadar uğraşsam da Fruscainte’nin “funky”liğinde çalamıyordum onu. Her grubun geniş kitlelere ulaşması için elzem olan hit şarkılarını bulmuştu RHCP. Ama bir tane de değil tabii. “Give it Away”, “Breaking The Girl”, “Suck My Kiss” ile Blood Sugar Sex Magik, Red Hot Chili Peppers’ın hâlâ en büyük damgası ve büyük ihtimalle de öyle kalacak. Frusicante’nin yavaştan eroinin pençesinde kaybolmaya başlamadan önceki dehası bu albümde. Prodüktör olarak o zaman için çok iyi seçim olan Rick Rubin de eklenince rock ‘n’roll’un bu son zafer anında** tuzları bulunmuş oldu. Sonrasında Frusciante’siz 8 yılda Jane’s Addiction’dan gruba dahil olan Dave Navarro ile One Hot Minute’ü yaptılar. Navarro kötü değildi ama vokalist Anthony Kiedis’in de uyuşturucu problemleri albümün kalitesine yansıyordu. Ticari başarı elde etse de RHCP’ın en soğuk ve ruhsuz albümü olarak kalacak gibi.
 
Yeniden doğuş diyebileceğimiz Californication için de ayrı bir sayfa açmak lazım. Frusciante’nin -ne mutlu ki- eroin belasından kurtulması ile neredeyse baştan sona greatest hits albümü gibi. Frusciante’nin aşırı minimal gitarları, Flea’nın şarkıyı taşıyan basları... Tabii o aralar İstanbul’daki barlarda o kadar çok “Otherside” çalıyordu ki o şarkıyı hâlâ dinlemekte zorlanıyor bünyem. “Losing My Religion” hesabı. Şarkılarının gücü zamana dayanabilmelerinde. “Under The Bridge” de “Road Trippin” de şimdi dinlediğinizde aynı etkiyi yapabilir. Yani bir de “Around The World”deki “ding deng dong…” sözleri çok iyi değil midir? Flea’nın kızının tercih ettiği ve sözlerin henüz tamamlanmadığı bir demo haliyle bırakılmış vokaller... Californication sonrası albümlerde belli bir formüle dayandıkları söylenebilir. Güzel besteler her zaman var ama biraz “kontrat zorunlulukları” da hissedilebiliyor. Frusciante’nin bundan sıkıldığını düşünmekteyim.
 
The Getaway grubun 11. stüdyo albümü ve 25 yıl aradan sonra ilk kez Rick Rubin’le beraber değiller. Bunu gayet basitçe “farklı bir şeyler yapmak” olarak açıklıyorlar. Bunlar kesinlikle duymayı sevdiğimiz sözler. Danger Mouse’un etkisi de hemen belli oluyor. Rubin ile sahip oldukları çiğlik, daha dolu ve dinamik bir prodüksiyona evrilmiş. Tutucu arkadaşların “davayı satma” olarak adlandırabilecekleri kadar pop. Ama RHCP’ın böyle şeyler denemeye hakkı var sanırım. Bu Frusciante’nin yerine gruba katıldığından beri biraz da haklı olarak eleştirilen Josh Klinghoffer’ın çok daha iyi adapte olabildiği bir sound. Durum belki Flea için bir sorun teşkil edebilirdi diye düşünüyorsunuz (sonuçta slap bass işi artık çok duyulan ve kaydedilen bir stil değil) ama Jaco Pastorius ve Chet Baker hayranı Flea’nın çok açık kafalı bir müzisyen olduğunu biliyorsanız onun da buna uyum sağlamakta zorlanmayacağını da tahmin edebilirsiniz. Bir tek Chad Smith’in rolünün azaldığı kesin. “Dark Necessities” uzun zamandır duyduğum en iyi RHCP şarkısı. İkinci 45’lik “The Getaway” ise en pop şarkısı. Ama bu kötü bir şey değil. Yeni bir şey, iyi bir şey. Her ikisi de Danger Mouse ile yapılış yeni şarkılar olması prodüktörün albümdeki ağırlığını gösteriyor. Geri kalanına baktığımızda ise RHCP’a göre fazla steril ve homojenleşme dertleri olan bir kayıt görüyoruz. Gayet iyi fikirler var ama hepsi patchwork gibi şarkılara yayılmış. Gayet güzel giden bir şarkı zorlama bir “köprü” veya nakaratla etkisini kaybedebiliyor. “Dreams of a Samurai” buna gayet iyi bir örnek. Geleneksel şarkı yapısı konusunda biraz daha radikal davranılabilirmiş gibi. Gene de çok şikâyet etmeyelim. Danger Mouse ile bir albüm daha yaparlarsa o daha iyi olacaktır. Tabii grup üyeleri kanıtlayacak bir şeyleri kalmadığını da düşünebilirler. Hah, bir de albüm kapağı çok güzel.
Grubun bu kadar sempatik gelmesinin sebeplerinden biri de pozcu adamlar olmamaları. Flea oturup bir şeyler içip muhabbet etmek isteyeceğiniz bir adam. Kiedis danslarıyla, vokalleriyle hiçbir zaman karizmatik olmaya çalışmış bir herfi olmadı. Chad Smith’i herhangi bir komedi filminde görseniz şaşırmazsınız. MTV ile büyüyen bir grup olmaları klip konusunda da her zaman ön planda olan bir ekip yaptı onları. “Can’t Stop”, “Dani California” gibi klipleri her zaman güzel eğlence vaat ediyor. Gus Van Sant, Chris Rock, Mark Romanek, Anton Corbijn gibi isimler başta olmak üzere rock tarihinin en iyi video klip CV’sine sahip grublarından biri. Bir de nedense Red Hot’ın en popüler üyeleri her zaman Flea ve Frusciante oldu. Belki Kiedis’in sahne dışındaki “soğuk” hali buna neden olmuştur. Gene de Kiedis’in de grubun şarkı yazarı ve ruhu olduğunu hatırlamak lazım. Dansları ve her tarza uydurabildiği güzel sesiyle her zaman kalbimizdedir. Ayrıca ilk gençlik zamanları birkaç dizide oynamışlığı, kısa bir aktörlük kariyeri var.
 
Red Hot gitarcıları ayrı bir yazı lazım belki de. Sonuçta 4 (kısa sürelileri de sayarsak 7!) gitarcı değiştirmiş bir grup. Şu kesin ki Red Hot Chili Peppers’ın 50 yıl sonra da gitarsti John Frusciante olarak hatırlanacak. En başarılı albümlerinde (BSSM ve Californication) o çaldı ve gitar tonu da her zaman tanıdık. Hillel Slovak erken yaşta (26) uyuşturucuya kurban gitmeseydi büyük ihtimal 18 yaşında gruba katılan Frusciante’yi tanımıyor olacaktık. Hoş Frusciante de kefeni son anda yırtmış bir bağımlıydı. (‘90’larda gruptan ayrı kaldığı zamanlardaki hallerini gördüğünüzde gerçekten de hâlâ yaşıyor olmasına şaşıyorsunuz) BSSM’den sonra 8 yıl kadar bağımlılıklarla uğraştı***. 2009’da “dostane” bir şekilde RHCP kariyerine son veren Frusciante’nin yerini alan Josh Klinghoffer onun iyi bir arkadaşı. 2000’lerde Shadows Collide With People, The Will to Death, Empyrean gibi güzel Frusciante solo işlerine**** destek olmuşluğu vardır. Ve hatta 2004’te beraberce A Sphere in the Heart of Silence adında hiç de fena olmayan bir albüm yayınladıklarını da belirtmeli. Frusciante sonrası en net seçim oydu tabii ki. Unutmadan davulculara değinelim. Grupta Chad Smith’ten önce sırasıyla son yıllarda revaçta bir soundtrack’çi olan ve özellikle The Knick isimli diziye yaptığı müziklerle mest eden Cliff Martinez ve Pearl Jam ile işlerinden tanıdığımız Jack Irons’ın da (Slovak ölene kadar) grupla çaldığını belirtelim.

Red Hot Cili Peppers 30 yılı aşkın süredir bizlerle. Daha ne kadar üst düzey müzik yapabilirler bilemiyorum. Ama arkalarında çok güçlü bir iş bütünü bıraktılar. Karizmalarını da hiç yitirmediler. Bu kadar yıldan sonra hâlâ The Getaway gibi iyi bir albümle (kanımca son 10 yıldaki en iyi) yollarına devam ediyorlar.

Red Hot Playlist

.Breaking The Girl
.Snow (Hey Oh)
.Wet Sand
.I Like Dirt
.The Zephyr Song
.Dark Necessities
.My Friends
.Soul to Squeeze

** Yeri geldi mi bunu hatırlatmaktan hiç sıkılmıyorum. Blood Sugar Sex Magik, Metallica’nın The Black Album, U2’nun Achtung Baby, Nirvana’nın Nevermind, Pearl Jam’in Ten, REM’in Out of Time, Guns N’Roses’ın Use Your Illusion’ları yayınladığı 1991 sonbaharında çıkmıştı. Doğru zaman doğru yer diye de bir şey var.
*** River Phoenix onunla beraber takıldığı bir “binge” sonrası hayatını kaybetmişti.
**** Bunlar iyi örnekleri. Sıklıkla albüm yayınlayan Frusciante’nin bazı işleri, deneysellik uğruna çok fazla “kaçırılmış fırsatlar” barındırıyor.

 

khgv@hotmail.com