Çokluk mu, Kalite mi? Euro 2016


Utkan Çınar
Gene bir büyük turnuva öncesi değerlendirme yazısıyla karşınızdayız. 2008’den beri tüm büyük turnuvaları değerlendirdik ve hatta tahminler de yaptık. Genelde hiçbiri de tutmadı. Gene tutmayacaktır. Ben mesela Polonya’nın şampiyonluğuna bahis oynadım 2 ay evvelinden. Robert Lewandowski’nin (Van Basten’den beri böyle golcü görmemiştik) tek başına kupayı alabileceği gibi bir hayalim var. Neyse ilk defa 24 takımla düzenlenecek turnuvanın öncesinde neler bekleyebiliriz bir bakalım.
 
Öncelikle ben pek çokları gibi 24 işine pek karşı değilim. Evet belki grup aşamasını biraz sıkcı kılabilir ama yine de bir sürü maç ve futbolcu göreceğiz. Her zaman buralara gelemeyen ülkeleri görebileceğiz. Bunun nesi kötü? Ama 4’lü gruptan en iyi 3.’lerin çıkması mantığı olmuyor. Yani bir takım elemek için 3’er maç çok fazla. Altı 1. ve en iyi ikinciyle direk çeyrek finale geçiş de olabilirdi. 3 takımlı 8 grup ve onun birincileri. Ama doğru, zor bir matematik. Turnuvanın Fransa’da düzenleniyor olması tabii kıl bir durum. Platini, İrlanda ve Bosna Hersek gibi takımları play-off’larda haksızca eleyerek kupalara katılan bir takım olmaları onları tutmayı zor kılıyor. Ama tüm Almanya “düşman”larının (oh Türkiye ligi dili gibi oldu) son yıllardaki mültikültürel takıma sempati duyması gibi hayatımızda ilk defa bu Fransa’ya sempati duyabiliriz belki. Bir kere Pogba var, Griezmann var. Ben hayatımda çok az Fransız oyuncuyu Griezmann kadar sevdim. (Cantona dahil değil. Joga Bonito’ya hâlâ kılım. Bir de zamanında Paul LeGuen’in kornerlerini pek severdim. Makalelegance’ı da unutmayayım.) Henüz büyük turnuvalarda şanslarını denememiş isimler ama ikisi de harika futbolcular. Takım iyi, tecrübeli ve en büyük favori. Ama gerzek hakem kararlarıyla gelen şampiyonluğu da kimse istemez sanırım. Almanya ise 2014’ten sonra bir rahatlama içerisinde olabilir. Yetiştirdikleri harika kuşak kupasını aldı sonunda. Klose artık yok. Podolski, Müller ve en çok da Gomez’e büyük iş düşecek. Çeyrek veya yarı finalde tökezleme ihtimalleri olduğunu düşünüyorum. Mesut ve Kroos çok iyi sezonlar geçirdiler. Devamı gelirse korkutucu olacaklar.

Almanya-Fransa finali çok bariz gözüküyor aslında. Onları kim zorlar diye bakmalı. Bizi aralıksız hayal kırıklığına uğratmaktan vazgeçmeyen İngiltere’yle başlayalım. 2006’daki inanılmaz kadroyla final yapamadıktan sonra hiç yapamazlar belki. Takım potansiyelli gözükse de gözükmese de eleniyorlar. Kane ve Vardy’li (ki Vardy Leicester’ın anti-possesion mantığındaki spesifik yapısına çok uygundu ama milli takımda işler başka olacaktır) forvet hattı çok eğlenceli gözüküyor ama onun dışında ilk 4 yapacak kalite yok gözüküyor. Bir de kenardan Andy Carroll* gelseydi... ama nedense alınmamış. Man U’nun genci Rashford var. Tecrübe eksikliği de çok. Turnuvalarda çok önemli faktör. Bir de artık ben Rooney’yi ilk 11’de zorlamazdım.

Hollanda’ya gelirse… Pardon. Belçika’nın yıllardır inanılmaz bir jenerasyon takımı olduğu söyleniyor. Hakikaten de tek tek isimlere baktığımızda insanın ağzı sulanıyor. Ama gelgelelim bu şampiyon bir ekip olabilecek mi, hâlâ soru işaretleri var. Takımın en büyük yaratıcısı Eden Hazard sorunlu bir isim. Takım arkadaşı Courtois ile beraber gayet kötü bir sene geçirdi. Geçen Dünya Kupası’nda da gayet silikti. Liverpool’da sakatlanana kadar iyi sinyaller veren Origi ve sezon ortasında yedeğe düşen Benteke, kötü bir Everton’ın tek gol ümidi Lukaku, hücumda soru işareti olmaya devam ediyor. Kompany yok ama Tottenham’da iyi bir sene geçiren Vertonghen ve Alderweireld yeterli olacaktır. Hatta orta sahadan da Dembele’yi de eklersek Tottenham’lıların en güçlü yanları olduğunu söyleyebiliriz. Ama gene orta sahada yeterli kadro derinliği yok. Axel Witsel derseniz ben de size yıllardır Rusya’da oynayan adama çok bel bağlamamamız gerektiğini söylerim. Belçika için yarı final başarı olur. Portekiz ve Polonya “tek adam”lara bağlı. Ronaldo ve Lewandowski nereye kadar götürebilirler göreceğiz. İsviçre 2014’te etkiliydi. Devamı gelebilir. İlk 4 sürprizi yapabilirler. Rusya gene kontenjandan burada gibi. ‘80’lerden beri bir tane bile iyi takım çıkaramamış olmaları inanılmaz. (2008’deki Arşavin’li takımı sürpriz sayabiliriz.) Bir Mostovoi daha çıkmaz mı yahu? Geri kalan takımlar figürasyon mu olacak yoksa mücadele kalitesi olacak mı deneyip görülecek.

Gelelim Türkiye’nin grubuna. Türkiye aslında kağıt üzerinde kupanın en iyi orta sahalarından birine sahip: Çalhanoğlu, Arda, Selçuk, Ozan Tufan, Mehmet Topal (stoper denenmesi ihtimali de var ki çok güvenilir bir oyuncu olmasına rağmen biraz kumar bu), Oğuzhan. İlk 11 de bunlardan birinin yerini Cenk Tosun’a bırakmasıyla oluşacak. Gerisi defans ve kaleci. Zaten sorun da orada başlıyor. Yeterince  üst düzey maça çıkmamış defans ve ne olursa olsun Gomez’in yedeği ile ilk 4 çok zor kanımca. Yakın zamanda evinde yendiği Çek Cumhuriyeti’ni altına alabilir. Sonrası iyi bir eşleşmeye bakıyor. Hırvatistan müthiş tecrübeli. Rakitic ve Modric, Perisic gibi harika orta sahaya, turnuvada iş yapabilecek Mandzukic gibi bir santrfora sahipler. Ayrıca Kovacic, Halilovic gibi potansiyelli gençleri de görebiliriz. Grup birinciliğine yakınlar. Lovren (kavgalı), Pletikosa (yaştan) yok, kör (!) diye bildiğimiz Schildenfeld kadroda. İspanya’nın bir anda sıradan gözükmeye başlayan kadrosunu izlemek ilginç olacak. Morata, Aduriz, Nolito ve Atletico’nun genç yeteneği Saul gibi isimler hücum hattını hem eğlenceli hem bilinmez kılıyor. Muazzam başarıların yaşandığı son 10 yılda David Villa dışında güvenilir golcüye sahip olmamış İspanya için bu bir sorun teşkil etmeyebilir. Dahası orta saha da hiç fena gözükmüyor. Ama genelde çok formda isimler yok. Geçen yıl Iniesta, Isco, Pedro, Silva, Cesc gibilerin çok iyi sezon geçirdiğini söyleyemeyiz. Pek beğendiğim Juanfran da artık 11 başlamalı.
 
Galler ve Bosna Hersek tuttuğum takımlar. Bosna’nın işi zor ama Galler, büyük yıldızları Joe Allen’ın** komutanlığında sürpriz yapabilir. Gareth Bale gibi bir destekçi (!) de önemli. Rusya’yı altlarına alıp gruptan çıkabilirler. (Bu arada Manic Street Preachers’ın Galler için yaptığı şarkıyı da tavsiye ederim. Eski ekol futbol şarkısı geyik ama bir yandan da “So Come on Ramsey, Let’s Set the World Alight!”***  diye sözleri olan şarkı iyidir.) Grup aşamasında İngiltere-Galler maçı en büyük eğlenceyi vaat ediyor. İsveç, Belçika, İtalya ve İrlanda’lı grup da en çekişmelisi gibi gözüküyor. (Bu arada İskoçya da katılabilseydi tüm Ada’yı kupada görecektik.)
 
Gene güzel futbol, bol sürpriz, az hakem hatası ve en önemlisi de terörün bulaşamadığı bir turnuva izlemeyi dileyelim.
 
İzlemeli: Joe Allen, Mateo Kovacic, Antoine Griezmann, Harry Kane, Saul Niguez, Mesut Özil, oynarsa Divock Origi.
 
İlk 4 tahmini:
1. Fransa
2. Hırvatistan
3. Polonya
4. Galler
 
* West Ham’da Biliç’in bu sene yaptığı korner taktikleri gayet iyiydi. Herkes rakibi perdeliyor Carroll boşta kalsın diye. Futbolun basketbol anı.
** Şaka yapmıyorum. Adeta yeni Pirlo.
*** “E Hadi Ramsey, Dünyayı aydınlatalım!” khgv@hotmail.com