izlek2016: Devam Etmek; Yeni bir yaşam inşa etmeye devam etmeliyiz


Geçen sene başladığımız “izlek” etkinlikler serisinin bu seneki başlığı “Devam Etmek”. Neden derseniz, zaten bir hayli uzun süredir kafa yorup, mecmuada yazıp, tartışıp durduğumuz kavramlar, konular alt yapısını oluşturuyor bu konunun.

Haziran 2013’te Gezi’nin ve direnişin doğal olarak konu edildiği mecmua sayısında “...Vicdanın, aklın, yaratıcılığın ve dayanışmanın neler yapabileceğini hissetmiş, bu heyecanla üzerindeki ölü toprağını atmış bizlere, devamı için de çok iş düşüyor. Menzil uzun,” diyerek bitirmiştik sözü. Yükseldik, heyecanlandık, öfkelendik, umutsuzluğa kapıldık, öyle oldu, böyle oldu, olan bitene seyirci kaldık bir süre sonra. Bir yıl sonra, Haziran 2014’te açtığımız 14. Kargaşa sergisinin başlığını “Mümkün - Hayata Geçen Ütopyalar” olarak seçtik. Gezi’de kazandıklarımızı daim kılmaya kafa yorduğumuz günlerde, gerçekleşmiş ya da gerçekleşmekte olan ütopyaları hatırlamak istemiştik. Nasıl manipülasyonlarla ve taktiklerle umutsuzluğa sürüklendiğimizi ve dayanışmamızın nasıl atomize edildiğini, gündelik siyasetin ve parlamenter sistemin seyircileri haline getirilişimizi gün be gün yaşarken, “mümkün” demek istiyorduk. Çünkü mümkün olduğunu görüyorduk. Örnekler de ortadaydı işte.

Bir sene sonra, 7 Haziran seçimleri öncesinde “2023” konulu dosyamızda da altını çizmeye çalıştığımız, gündelik siyasetin dayatmalarından kafayı kaldırmak, gündelik siyasetin reflekslerinden arınarak mücadeleyi uzun menzilli bir hale getirmeye kafa yormaktı. “Başka Bir Dünya (Hâlâ) Mümkün” başlıklı kolektif yazımızı da “Demokrasi, siyaset, özgürlükler mücadelesi ya da adını ne koyarsanız koyun, gündelik başarılara endeksli olamaz. Seçimlere ve politikaya bile bağlı değildir. 2023 insanı, yaşamını siyasete dönüştürmek zorunda. Bu işin menzili yok. Yaşam biçimi olmak zorunda. Dolayısıyla ne yersiz umutlar beslemeli, ne de enseyi karartmalı. Yapmaya devam,” diye bitirmiştik. Zaten “Yapmaya Devam” mecmuanın motto’su oldu 9 yılda.

Geçen senenin temmuz ayında ise “Devam Etmek” konusunu masaya yatırdık bu sefer. Editoryal yazımızda bu konuyu sunarken de şöyle yazmışız: “Son yıllarda topluca yükselip, mücadeleyi belli hedeflere kilitleyip sonra da topluca hayal kırıklıkları yaşadık üst üste. Sanki mücadele kelimesinin anlamı bile bir süreklilik içermiyormuş gibi. Sekiz senedir anlatageldiğimiz konular, fikri takibini yaptığımız konular neredeyse aynı. Yeni bir yaşam biçimi inşa etmek olarak özetleyebiliriz tümünü. Bu inşa süreci de bir hedefe kitlenmiş değil. Çünkü her zaman daha iyisi var. Devrim devinim demek. Sürekli sorgulayarak, hep daha iyiyi arayan, ulaşmaya çalışan bir yol. Menzil hâlâ uzun ve yolun başındayız. Bu nedenle ‘devam etmek’ oldu bu sayı dosya konumuz.” Aynı sayıda Tayfun Polat’ın kaleme aldığı yazıyla, aslında 2016 yılının izleği de belli olmuştu. “Devam etmek bir süredir muhabbetlerimizde konuştuğumuz esas konu. Gezi öncesi tatsız tutsuz ve çokca umutsuz olan hayatlarımızda, Gezi’den beri koro halinde ‘Bu daha başlangıç,’ diyoruz. ‘3. Dalga’yı keşfettikten sonra yıllardır fikri takibini yaptığımız konuların başında içinden geçmekte olduğumuz girdabın, dönüşümün etkisinin bizleri nasıl bir dünyaya, sisteme evirdiği geliyor. Yeni bir dünyaya doğru farklı ve kolektif bir bilinçlenmeyle yürüdüğümüzü sürekli görüyoruz. Ve artık mücadelenin bir yaşam biçimi olması gerektiğinde hemfikiriz. Yeni bir yaşam inşa etmeye devam etmeliyiz.

Mecmua sayesinde tanıştığımız, mecmuaya defalarca katkılarda bulunmuş dostumuz Zafer Yalçınpınar’ın bir lafı vardır; ‘Haklılığın inadı’. İnat mesafeli durulması gereken bir sözcük aslında. Süperegoyla, bakış açısı kıtlığıyla, temelsiz davranışla yanyana durabilir. İnsan kendini haklı görse bile inadı haksız olabilir. Burada devreye başka bir eylem dahil oluyor; sorgulama. Kendini, çevresini, dünyayı, sistemi, yaşamı sorgulayan, bunu salt kendince değil, kolektiviteyle, başkalarıyla temas halinde yapan bireyin haklılığında inat etmesi kadar doğal bir kazanım olamaz.

Yaşamımızı siyasete dönüştürmek zorundayız dedik bir de Mayıs sayısında. Ekolojik mücadele, doğaya dönüş, doğal beslenme, dayanışma, her türlü ayrımcılığa karşı olma, komünal yaşam formları, göçmen yaşayanlar, yeni sınıf mücadelesi ve prekarya, paradigmanın değişimi, düşünce özgürlüğü, yeni bir nesil yetiştirme, takas ekonomisi, forumlar, kent bostanları, yeryüzü sofraları, savaş karşıtlığı, sivil itaatsizlik, şenlik, paylaşma, yardımlaşma, vicdani red, cinsel özgürlük, sürdürülebilir enerji, doğal tarım, eğitim ve sağlık reformları, kapitalizme ve kalkınmacı ekonomilere karşı olmak... Saymakla bitmeyecek ortak mücadele alanımız ve bu alanların hepsinde ortak kazanımlarımız var. Hayatımızın her anında siyaset yapıyoruz aslen. Aktivist de olsak, pasifist de olsak. Her seçimimizin siyasi bir karşılığı var. Dolayısıyla, yapabileceğimiz tek şey; devam etmek.


İşte bu minvalde gerçekleştireceğimiz etkinliklerde hem örnekleri anlamaya, anlatmaya, deneyimleri paylaşmaya ve becerebildiğimizce fazla perspektifle konuyu tartışmaya, kafa yormaya çalışacağız. Elbette en önemlisi bunu kolektif bir bilinçle, birlikte yapmak. Farkındalığımızı arttırmak. Daha fazla insana temas etmek. Ve tesir etmek. Yani her türlü önerinize açığız. Yalnız, bir kez daha ifade etmek gerekirse, gerçekleştireceğimiz etkinliklerde memleketin güncel siyasi çekişmeleri ve dayatılan gündemleri dışında, yeni bir yaşamı inşa edecek kültürel temelleri düşünmek, konuşmak, tartışmak istiyoruz. Hâkim kültürel hegamonyaya karşı yeni bir dil oluşturabilmenin egzersizlerini yapmak ve bu dilin daha fazla insana temas ve tesir edebilmesinin yollarını aramak istiyoruz. info@kargamecmua.org