Seni yeneceğim zaman


Kerem Oğuz

- Hayallerimizi erteleyelim mi abi?
- Sonra erteleriz...

Hayallerinizi ertelemeyin diye bir laf var ve bu laf beni çok üzüyor. Aslında hayalimizi ertelediğimiz falan yok, ben şahsen hayal kurduğum her şey hemen oluversin istiyorum. Hatta bu yazı su gibi aksın, hemen bitiversin istiyorum. Hayallerimin gerçekleşmesi için önümdeki zamanı verimli kullanmam gerektiğini biliyorum. Çünkü ardımda bıraktığım zamanlardaki verimsizlik, hiçbir düşümün gerçekleşmemesine sebep olmuş. Kader falan da etkili olabilir ama samimi söylüyorum iş hep bende bitmiş. Daha doğrusu bitmemiş. Köprünün altından hiç su akmamış. Manzaranın aynı yerinde donakalmışım, hiçbir yere varamamışım. Görüyorum bunu. Elimle tutacak kadar iyi hissediyorum. Fakat bakın ne olacak, önümdeki zamanı yine verimli kullanamayacağım. Acaba diyorum yapmak istediklerim çok da o yüzden mi hiçbir istediğimi tamamlayamıyorum? İki beden küçük kadın elbisesi gibisin zaman. Bacaklarımı kapasam memiklerim pörtlüyor. Hiçbir şeye yetiştiremiyorum seni. Messi gibisin, tutamıyorum seni. Sahte rakı gibisin, zehirliyorsun beni. Çok pişmiş et gibisin, ısıramıyorum seni. Sonra ne oluyor, hayallerimin gerçekleşmiş olması gereken vakit geliyor ama ortada bir şey yok. Hayallerimi ertelemeyi bile ertelediğim oldu. En sonunda çok yoruldum ve ne yaptım biliyor musunuz; hayallerimi ertelemeyi bıraktım, onları iptal ettim. Yani zamanı verimli geçirmek için harcadığım mücadeleyi bıraktım. Şimdi denizi geçerken yağmura tutulmuş, su çeken tüyleri yüzünden ağırlaşmış vücudunu taşıyamayınca denize düşmüş bir Bıldırcın gibiyim. Öldüm ulan. Deniz beni istediği yere götürsün. Ben varamadım. Öldüm ama gagamın kenarında da bir gülümseme kaldı. Seni yenemedim zaman ama beni daha fazla çıldırtmana da müsaade etmedim. Bakarken ardından “Gitme kal,” diyemedim.

- Merhumu nasıl bilirdiniz?
- Görebilirdik...
- Nasıl?
- Ölmeden son kez görebilirdik.


Neyse, ben de size karşı çok şey değildim zaten. evrandir@gmail.com